Ana Sayfa Ekonomi Babacan: İnsanlar hukuka, ekonomik sisteme güveniyorsa yatırım yapar

Babacan: İnsanlar hukuka, ekonomik sisteme güveniyorsa yatırım yapar

28
PAYLAŞ

Başbakan Yardımcısı , kişilere dayalı sistemlerin kötü sistemler olduğunu ifade ederken, “Gelişmiş ekonomilere insanlar yatırım yapıyorsa, sisteme yatırım yapıyordur. Hukuka, ekonomik sisteme güveniyorsa yapıyordur. O ülkede falanca bakan var diye yatırım yapmıyordur” dedi.

ANKARA – Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Habertürk yayının soruları yanıtladı.
Muhalefetin Seçim vaatleri hakkında eleştirilerde bulunan Babacan, “Muhalefet vaat yarışına girmiş durumda. Bu durum eskiden de yaşandı. Bunlar hiper-enflasyon yaşandığı dönemlerdi” ifadelerini kullandı.
“Asgari ücret” açıklaması da yapan Babacan, şunları kaydetti:
“Önemli olan asgari ücretin kaç olduğundan çok, bunun satın alma gücüdür. Bizden önce asgari ücretle 147 litre süt alınabiliyordu, bugün ise 330 litre süt alabiliyorsunuz. Bir asgari ücretle 9 mutfak tüpü alınırken bugün 14 tüp alınabiliyor ki bu fiyatı artan bir üründür.
Ücretlere yapılan zamların ardından enflasyon daha fazla artacaksa, zammın bir anlamı yoktur. Gerçekçi olmak lazım. Biz hep yapılabilecek şeyleri söyledik.
Sadece asgari ücretlinin değil memurlarımızın da satın alma gücünde büyük artış oldu. En düşük memur maaşıyla 9 çift ayakkabı satın alınabilirken bugün 18 ayakkabı alınabiliyor.
Biz 13 bütçe yaptık. Bu kadar bütçe yapan başka bir hükümet olmadı. Bu bütçelerin büyük çoğunda hedefler tuttu.”
ZAMANLAMASI BİRAZ MANİDAR
Babacan Bursa’daki “iş bırakma” eylemleriyle ilgili soruya şöyle cevap verdi:
“Otomobil sektörü artık ihracatın lider sektörü. Bizdeki üretimin aksaması dünya tedarik zincirini de aksatır.  Bu konular durup durup seçime az bir süre kala olunca bizde bazı şüpheler doğuruyor. İşin ideolojik boyutu var mı diye düşünüyoruz. Her kesimle, hem işveren hem işçilerle görüşüyoruz. Ama zamanlaması biraz manidar. Çok sık yaşadığımız olaylar değil bu. Ümit ediyorum ki bir çözüme ulaşılabilir. Bu süreç testten geçecek, işin ideolojik boyutu olup olmadığıyla ilgili. Sayın Başbakanımız konuyla yakından ilgileniyor.”
AVRUPA’NIN ETKİSİ
Ekonomik gelişmeleri değerlendirirken, “Avrupa kaynaklı bir yavaşlamanın bizim üzerimizde de etkisi oldu” diyen Başbakan Yardımcısı Babacan, Avrupa’nın en büyük ticaret ortağı olduğunu söyledi. Türkiye’ye gelen doğrudan sermayenin yüzde 76’sının Avrupa’dan geldiğini anlatan Babacan, “Avrupa’da durum bozulunca ihracattan gelecek büyümede yavaşlama oluyor. Biz pazarlarımızı çeşitlendirdik. Sadece Avrupa’ya bağlı kalsaydık hasar büyük olabilirdi. 2012, 2013, 2014’te büyümemiz düştü ama ihracatımız fena gitmedi. İhracatımızın büyümedeki payı arttı.
Enflasyonu ne yapıp edip düşürmek gerekiyor. İki haneli enflasyon Türkiye için tahammül edilmezdir.”
KİŞİLERE DAYALI SİSTEMLER
KÖTÜ BİR SİSTEMDİR
AK Parti’deki üç dönem kuralının anımsatılması ve seçime girmeyecek bazı isimlerin ekonomiye etkisine ilişkin bir soruya “Bizim üç dönem kuralımız çok önemli bir kural. Bunu yazan ekip biziz” yanıtını veren Babacan, şunları kaydetti: “Bunun yanında ekonomi politikalarında kurumlar ve kurullar çok önemli. Biz 25 dönüşüm programı yaptık bu sefer. Önümüzdeki dönemin yol haritası belli. Hazırlıkları yaptık. Kişiler gelip geçicidir, kurumlar kalıcıdır. Seçimden sonraki ekip nasıl olursa olsun bu programın uygulanacağından emin olun. Söz verip de yapmamanın büyük maliyeti olur. Kişilere dayalı sistemler kötü bir sistemdir. Gelişmiş ekonomilere insanlar yatırım yapıyorsa, sistemine yatırım yapıyordur. Hukuka, ekonomik sisteme güveniyorsa yapıyordur. O ülkede falanca bakan var diye yatırım yapmıyordur.” 17-25 Aralık operasyonları hakkında ise Babacan, “17-25 Aralık şunu ortaya çıkardı; en tarafsız olması gereken yargıya bazı yapılar sızabilmiş. Bunun güven ve itibar üzerinde çok büyük etkisi oldu. Sebebi şu veya bu olabilir ancak bu konuda bir kredibilite kaybı yaşadık. Gerçek bu” dedi.
Babacan, Türkiye’nin 2002 yılındaki temel sorununun kamunun borcu olduğuna değinirken, “Çok şükür onlar geride kaldı. 2012’den itibaren özel sektörün dış borcuna daha çok bakıyoruz. Burada şu önemli: büyümemiz ve borcun milli gelire oranı. Yüzde 3-4’lük büyümeyle, yüzde 3-4 cari açığı rahatlıkla döndürebiliriz. Özel sektörün dış borcunu önümüzdeki dönemde kontrollü artırmalıyız” şeklinde konuştu. ()

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam