Ana Sayfa Güncel Ayşen Gruda: Bizi yıldırmak istiyorlar

Ayşen Gruda: Bizi yıldırmak istiyorlar

369
PAYLAŞ
Ayşen Gruda: Bizi yıldırmak istiyorlar
Ayşen Gruda: Bizi yıldırmak istiyorlar

Ülke gündeminden sanat dünyasındaki gelişmelere kadar pek çok konuda, keyifli bir söyleşi gerçekleştirdiğimiz Usta Tiyatro Sanatçısı Ayşen Gruda, “Bizi yıldırmak istiyorlar ama ben, ülke olarak derin acılar yaşadığımız bu günleri atlatacağımıza inanıyorum“  dedi.

Yeşilçam’ın unutulmaz isimlerinden Ayşen Gruda ile gündeme ilişkin konuları da masaya yatırdığımız keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Siyasetten sanat hayatına kadar pek çok konuda önemli açıklamalarda bulunan Ayşen Gruda, “Bizi yıldırmak istiyorlar ama ben, ülke olarak derin acılar yaşadığımız bugünleri atlatılacağıma inanıyorum” dedi. ‘Deli Kadın Ayşen Gruda’ adlı tek kişilik tiyatro gösterilerine de devam eden Gruda, yoğun çalışma performansının yeni gösteriler yapma arzusundan ileri geldiğini belirtti. İşte Türk Sineması’nın unutulmaz ismi ile gerçekleştirdiğimiz o röportaj…

Öncelikle, sizin gibi Türk Sineması’nın önemli bir ismi ve çocukluk yıllarımızın neşe kaynağı olan bir sanatçıyla, böylesine anlamlı bir söyleşiyi gerçekleştirmenin oldukça gurur verici bir eylem olduğunu söylemek isterim. 

“Deli Kadın Ayşen Gruda” adlı gösteriniz halk tarafından yoğun ilgi görüyor. Nasıl bir gösteridir ‘Deli Kadın Ayşen Gruda’?

Teşekkür ederim. İnteraktif bir gösteri mahiyetindedir, “Deli Kadın Ayşen Gruda”. Tiyatronun bir parçasıdır, bir şeklidir ama tiyatro değildir tam olarak. ‘Deli Kadın Ayşen Gruda’ aracılığıyla sohbetler gerçekleştiriyoruz. Halkın nabzını sahnede tutuyoruz. Ve bu sayede seyirciyle daha yakın ilişkiler kuruyoruz.

Taktire şayan bir çalışma azminiz olduğunu söylemek istiyorum açıkçası. Bu çalışma azminizi neye borçlusunuz? Bu işin sırrı nedir sizce?

En önemlisi ben bir profesyonelim. Eğer bir şey yapıyorsam iyi yapmak zorundayım. Daha iyi gösteriler sunmak için daha çok para kazanmalıyım. İşte bu yüzden, azim çok önemli! Dur durak bilmeden çalışmak ve azminizi korumak zorundasınız. Ben dizide de sinemada da çok dikkatli bir insanımdır. Hele ki tiyatroda çok daha dikkatli bir yapım vardır. Azmimden ve dikkatimden hiçbir şey kaybetmedim.

Peki dizi oyunculuğu, tiyatro oyunculuğu ve sinema oyunculuğu arasında güçlük açısından ne gibi farklar var? Dizi sektöründe daha çok yoruluyorum diyor musunuz mesela?

Hepsinin güçlükleri ve kolaylıkları var elbet. Bunların hepsi birbirini tamamlıyor gibi görünüyor ama böyle bir durum söz konusu değil. Söz konusu zorluksa, her biri farklı farklı alanlar. Çok ayrı disiplinlerde olan işler. Dolayısıyla ‘şu diğerinden daha zor diyebileceğimiz bir durumu’ ben kendi adıma söyleyemeyeceğim.

Dizi oyunculuğu gibi küresel bir sektörden yola çıkarak; pek çok konu üzerinde etkisini göstermeye devam eden küreselleşmenin, sanatı da etkilediğini düşünüyor musunuz? Küreselleşme ve sanat arasındaki bağıntı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Küreselleşme aracılığıyla tabi ki örnek aldığımız şeyler var. Ülkeler arası kültürel etkileşimler hızla artıyor. Dünyanın dört bir yanında festivaller var örneğin, görüyoruz ve etkileşiyoruz. Müzik, resim; aklınıza gelebilecek bütün sanat dalları üzerinde nasıl bir değişim var, nasıl bir gelişim var, biliyoruz. Tabi bu da, kültürün, sanatın küreselleşmesi anlamına geliyor. Dolayısıyla, sanat tek boyutlu bir vaziyete doğru sürükleniyor.

IMG_1655Gelenekselcilik ve modernite çatışması her alanda olduğu gibi sanat dünyasında da varlığını sürdürüyor mu diyorsunuz?

Elbette!

Peki Yeşilçam’ın o natüralizmini sürdürmek adına, genç tiyatro sanatçılarına ne gibi önerilerde bulunmak istersiniz? Yani Yeşilçam tadını gelecekte de sürdürebilmeliyiz öyle değil mi?

Kesinlikle! Önemli olan geleneksel olanla modern görüneni harmanlayabilmek. Benim genç sanatçı arkadaşlarıma verebileceğim öneriye gelince: Tiyatro bir disiplinler zinciridir. Kulağınız, gözünüz açık olmalı, daima gözlem yapmalısınız. En önemlisi kendinize güvenmelisiniz, bu çok önemli. Tiyatro adına bu çatışmayı ancak sözünü ettiğim kuralları yerine getirdiğiniz zaman ortadan kaldırabilirsiniz.

Gülen Gözler, Öyle Olsun, Tosun Paşa gibi unutulmaz Yeşilçam filmlerinin günümüzde hala büyük bir hayranlıkla izleniyor olmasını neye bağlıyorsunuz?

Doğallık tabi! Yeşilçam’ın hala çok büyük hayranları var. Yeşilçam filmleri çok anlamlı ve güzel filmlerdi. Şimdi de çok güzel filmler çekiliyor ama Yeşilçam filmleri hayatın en doğal seyri; gerçek hayatın ta kendisiydi, bambaşkaydı tabi ki! Eskiden gişelerde kuyruk olurdu. Şimdi dizilerde aynı durum olmadığı için seyredilmiyor gibi görünüyor ama öyle değil. Değişen bir çağ var ortada, o kadar. Haksızlık etmeyelim.

Türk Sinema sektörünün dünden bugüne gelişimini nasıl buluyorsunuz peki?

Sinema bu asırdan gelecek asra taşınacak önemli dallardan bir tanesi benim için. Sinemaya çok önem veriyorum Bu yüzden de sendikalaşmayı önemsiyorum. Eğer sendikanız yoksa bir sektör sayılmazsınız şu zamanda. Sendika olmadığı için sinemamız henüz bir sektör değil. Önce bu mesele halledilmeli.

IMG_1657

Son olarak, gerek Güneydoğu’da gerçekleştirilen operasyonlar, gerekse patlamalar… Ülke gündemi oldukça yoğun bir durumda. Türkiye’nin içinde olduğu durum hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ankara’nın yaraları daha farklıdır, Ankara’dır çünkü orası. Bütün Türkiye olarak çok üzgünüz. Çok kötü günler geçiriyoruz ve bunun da farkındayız. Ben mucizelere çok inanan bir insanım inşallah mucizeler olacak. Bir tek şey yapmamız lazım ama: kardeşçe el ele tutuşarak, birbirimizle empati yapmamız ve daima birbirimize kardeş gözlerle bakmamız lazım. İşte o zaman her şey çok daha iyi olacak. Düze çıkacağız. İnadına konserlere sinemalara, tiyatrolara gidelim. Bizi yıldırmak istiyorlar ama ben, ülke olarak derin acılar yaşadığımız bu günleri atlatacağımıza inanıyorum. Korkmayacağız.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam