Ana Sayfa Yazarlar Aynı filmi izlemeye devam…!

Aynı filmi izlemeye devam…!

78
PAYLAŞ

Bu köşeden birkaç kere ufak bir ricamı iletmiştim sayın siyasilerimize; etiksel olarak sorumlusu doğrudan siz dahi olmasanız da emriniz altındaki kuruluşlardan birinde meydana gelen üzücü bir hadiseden sonra veya bir seçim başarısızlığından sonra istifa mekanizmasını lütfen kullanınız diye.

Ama nerde…Ne iktidar ne de muhalefet liderleri veya yetkilileri arasında bu evrensel demoktratik beklentinin yerine getirildiğine bugüne değin şahit olmadık.
22 Temmuz 2004 tarihinde Sakarya’nın Pamukova mevkiinde meydana gelen tren kazasını hatırladınız mı? Hani 41 vatandaşımızın hayatını kaybettiği, 89’unun yaralandığı kazayı… Kazanın ardından yapılan soruşturmalarda ceza alan ve hayatı karartılan kondüktörün ismini değil, zamanın Ulaştırma Bakanı ve dün AKP Genel Başkanı seçilen Binali Yıldırım’ın ismini hatırlamamanız mümkün değil sanırım. Adıgeçen, siyasi hesap vermek bir yana, konuyla ilgili yapılan adli soruşturmada TCDD Müdürünün bile sorgulanmasının önüne set çekmişti!
Şimdi siyasi etik açısından hesap vermekten kaçınan biri, sözde ‘demokratik uyum’ adına AKP Genel Başkanlığı’na önümüzdeki 22 Mayıs Pazar günü, gelecek hükümetin başbakanı olarak seçilmiş olacak ve belirsiz bir süre için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığındaki kabinenin sözde başkanlığını (yazım hatası yoktur!) yapacaktır.
Ne diyelim ki? Özellikle karşıt medyada, Erdoğan’ın tarifine uyan ve sözünü harfiyen dinleyecek birinin arandığının belirtildiği bir ortamda Yıldırım’ın bu başarısını, kendi ne düşünür bilinmez, tebrik etmek gereklidir her halde. Zaten ilk açıklamasında kendisini bu göreve seçtiren yüce iradeye teşekkürlerini sunması, terör belasının ülkenin gündeminden çıkarılmasını amaçladığını belirtmesi, bugüne değin izlenen politikaların devam edileceğine açık bir işareti teşkil etmiştir.
Yabancı basında yapılan yorumlarda, Erdoğan’ın yakın arkadaşlarından biri olan Yıldırım’ın dostunun hiçbir talimatına hayır diyemeyeceği, Erdoğan’ın başkanlık yolunda ilerlemesi için gerekli anayasal değişikliklerin gerçekleştirilmesi için elinden geleni yapacağı belirtilmektedir.
Bununla birlikte, aynı çevrelerce, artık kader birliğini siyasetin en üst seviyesinde yapacakları açık olan bu ikilinin, Türkiye’nin uluslararası alandaki taahhütlerini, özellikle Erdoğan’ın AB ve diğer uluslararası ülkeler ve kuruluşlarına vermiş olduğu sert mesajlar karşısında, nasıl yerine getireceği yönündeki kaygılar da dile getirilmektedir.
Daha fazla yoruma gerek yoktur sanırım ne içten, ne de dışarıdan; aynı filmi izlemeye devam!

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam