Ayları milli seferberlik konularına göre ayıralım!

0
147

Neredeyse her ay bir konuda “milli seferberlik” çağrıları yapılıyor. Geçen Kasım ayında “dolar bozdur altın al”, Aralık ayında “terörle mücadele”, Ocak ayında “yatırım”, Şubat ayında da istihdam için milli seferberlik ilân edildi.

Bu seferberlik çağrılarının böyle ihtiyaca, günlük gelişmeler göre yapılması yerine kalıcı hale getirilmesi daha uygun olacaktır.
Örneğin her kasımı “yüksek dolar nefreti” yaratmak için “çeyrek altın al ayı” olarak ilân edelim. En çok dolar bozdurup altın alana bir de beşibirlik hediye verelim.
Ocak, “yatırım için milli seferberlik ayı” olsun, özellikle genç kuşakların ileride yatırımcı, girişimci olarak yetişmeleri için “ yatırım nasıl yapılır, devlet kaynakları nasıl kullanılır” konusu işlensin. Yatırım uzmanları ders versinler, öğrenciler parlak fikirlerini kompozisyonlara döktürsünler. En iyisini yazan öğrenciye faizsiz 50 bin lira kredi açalım.

Şubat “istihdam için milli seferberlik ayı” olsun. Sembolik de olsun tüm işverenler en azından bir aylığına (ne de olsa şubat kısa ay, yevmiyeler üç gün eksik ödenir) insanları işe alsınlar. İnsanlar da düzenli işe gitme, çalışmanın nasıl bir şey olduğunu görsünler. İstihdam seferine katılanlara da promosyon ve teşvik olarak “sefer tası” hibe edilsin.

“Milli seferberlik” alanları oylara göre şöyle dağıtılabilir:
Mart, “vergi ödeme”, nisan “ağaç dikme”, Mayıs, “spor”, Haziran, “turizm”, Temmuz “sıcakla mücadele”, Ağustos, “ucuzlayan sebze ve meyveyi denize dökmeden tüketme”, Eylül, “en az 4 çocuk yapma”, Ekim “bağ bozumu”, Aralık “enerji tasarrufu”.
Bu arda geçici sürelerde milli seferberlik çağrıları yapılabilir. Örneğin Nisan ayının ilk iki haftası “referandumda evet”, her ayın ilk haftası enflasyonla mücadelede milli seferberlik günleri olarak ilan edilebilir.

Böyle bir takvim çalışması yapılırsa vatandaş da ne yapacağını bilir, ona göre milli seferberliğe katılır.
Yoksa bu gidişle sağımız solumuz milli seferberlik, her günümüz “seferi” olacak. Her sabah kalktığımızda “yürüyün bre aslanlar, yetişin bre Osmanlı’nın torunları” nidalarıyla hangi sefere gidiyoruz, nereye seferimiz var, kimin seferindeyiz? kafamız karışıyor, seferlere yetişemiyoruz. Bizden söylemesi.