Aydınlanma Felsefesi

0
23

İnsanlık tarihinde köklü ve büyük değişimler ve dönüşümler yaratan olaylara göre tarih, çağlara ayrılmaktadır. Çağlara başlangıç olan ve damgasını vuran oluşumlar ve gelişmeler antik çağdan başlayarak tarihin konularını ve dünya kültür mirasını oluştururlar.

İnsan düşüncesine özgürlüğün egemen olması için ,skolastik , dar ve zorlayıcı kalıplardan kurmak ve geliştirmek için düşünce ve inanç alanında yapılan köklü değişiklikler, “Altın Çağ” olarak tanımlanan 18. ve 19. yüzyıllar, aydınlanma çağına ve Avrupa’nın düşünsel tarihine ışık tutmaktadır.
İnsanlığı mutluluğa,huzura, güvene ve başarıya kavuşturacak yönetim şeklinin, İnsan aklı ile bulunabileceği inancı, aydınlanma felsefesinin temel düşüncesini oluşturmuştur.
Avrupa ‘da en fazla Fransa’da yayılma olanağı bulan aydınlanma felsefesi, mevcut düzenin değiştirilmesi gerektiği fikrini ileri sürmüş ve Fransız İhtilâli ile iktidarın değiştirilmesi sonucunu doğurmuştur. Aydınlanma felsefesinin en önde gelen temsilcileri Montesquie,Voltaire,Jean-Jacques Rouseau, Diderot gibi düşünce erleri Fransa’dan çıkmıştır.
Montesquie (1689-1755), Aristokrat bir aileden olmasına rağmen,krallık zulmüne karşı çıkmıştır. Fransa’nın toplumsal kurumlarını ve yönetim şeklini, 1721 ‘de yazdığı “İran Mektupları” eserinde hicvederek, kiliseyi,aristokrat sınıfın bozulmasını ve 14.Louis mutlakıyetini yoğun bir şekilde eleştirmiştir. “Kanunların Ruhu” (1734-1748) kitabında , toplumsal kurumların, yasaların, anayasaların oluşmasında geleneklerin ve çevrenin başlıca etkenler olarak belirtmiştir. Parlamento yolu ile devlet iktidarını meydana getiren yasama, yürütme ve yargı kuvvetlerinin birbirinden ayrılması gerektiğini ifade ederek , krala ve ayrıcalıklara karşı korunma yolları önermiştir.
Voltaire (1694-1778), Feodal sisteme ve kiliseye karşı çıkarak ,temsil sistemini ve parlamento üstünlüğünü savunmuştur. Krallığın tanrısal haklara dayanmadığını ifade ederek ,keyfi tutuklamalara ,işkence ve ölüm cezasına karşı çıkmıştır. Cezaların suçlarla orantılı olmasını istemiş , vicdan ve düşünce özgürlüğünü mücadelesi vermiştir.
Diderot( 1713-1784), Fransız aydınlarının makaleler yazdığı bir ansiklopedi çıkararak, siyasi , sosyal konularda ve düşünce alanda halkı yaygı ve etkin bir şekilde aydınlatma çalışmış ve ihtilâle büyük etken olmuştur.
Jean-Jacques Rousseau (1712-1778), yoksul bir saatçi baba ve dans öğretmeni annenin oğlu olarak dünyaya gelmiş ve önerdiği siyasal düşünceleri ile yoksul halk kesimlerinin sesi olmuştur. Devlet ve toplumsal yaşama dair görüşlerinin yer aldığı ” Toplumsal Sözleşme” eseri yankılar yaratmıştır. İnsanların, devleti kendi aralarında yaptıkları bir sözleşmeyle ve kendi iradeleriyle kurduklarını ileri sürerek, kralın tanrısal egemenliği yerine halkın egemenliği görüşünü savunmuş ve egemenlik anlayışına yenilik getirmiştir.
Avrupa’da yeniçağ’da ortaya çıkan ve insan düşüncesine özgürlüğün egemen olmasını sağlayan Rönesans ve inançların düşünce ve akıl ile uyumunu yaratan ve din alanında özgürlükler getiren Reform hareketleri, düşünce alanında toplumlarda etkin ve yaygın önemli değişiklikler oluşturmuştur.
18.yüzyılda, önem kazanan “AKIL”,insanın “birey” olmasında etkili olmuştur. Bu dönemde en çok işlenen konular arasında; akıl,erdem,mutluluk,faydacılık,bilim, ve doğa önemle ve öncelikle yer almıştır. Aydınlanma felsefesiyle ,bütün insanlık için en değerli yolun, “EVRENSEL AKIL” olduğu inancı , dalga galga yayılmıştır.Ulusların siyasi ve medeni kanunlarının, insan aklı tarafından oluşturulması benimsenmiş ve tüm Avrupa’yı ve dünyayı etkilemiştir.
Akıl ilkesini temel alan, siyasal, sosyal, kültürel, ekonomik kurumsallaşmalar, dünyayı ve insanlığı aydınlığa götürecek, en gerçekçi ve geçerli aydınlık bir yol olarak önemini korumaktadır. Akıl,bilim ve teknoloji temelinde kurulan düzenler, sonsuza dek yaşarlar.İnsanlığı huzura ve başarıya taşırlar.