Bıktım, usandım, yoruldum…
Kimden mi?
Aydın müsveddelerinden…
Bu sebepten; Televizyon ekranlarında biz aydınlar diye söze başlayan megalomanin esiri bu zevata, bir kaç laf etmek istiyorum…
Çin üretimi arkadan kurmalı oyuncak bebek gibiler,
Üç yüz beş yüz sözcükle, bıkmadan usanmadan saatlerce konuşuyorlar,
O televizyondan bu televizyona koşmaktan, perişan olmuş vaziyetteler,
Her konuda, sözcüklerin yerlerini değiştirerek ahkam kesiyorlar,
Nefsini merkeze oturtmuş bir tetikçi gibi tüm davranışları sergiliyorlar,
Konuşmalarının içine, bir kaç yabancı sözcük ve alıntı sokuşturarak, okuryazar olduklarını hissettirmeğe çalışıyorlar,
Her davranışları ile “gücün kölesiyim” diye bağırıyorlar,
Aydın namusu diye lacivert sözcükleri utanmadan kullanmaktan geri durmuyorlar,
Bir kaç makale ve kitap sahibiyim diye böbürleniyorlar,
Arada sırada seslerini yükselterek, fikri derinliklerine (!) dikkat çekmeye çalışıyorlar,
Yalanın ve intihalin nişanesi gibiler…

Vah ki vah…
Anlayacağınız, sayıları kırkı geçmeyen bu megaloman tetikçinin, on beş yıldır esiri olmuş durumdayız…
Memleketin pürmelali ortada, bu zevatın çapı ve ahlakı ise belli…
Sığlaşmış bir toplumun oluşmasını arzu edenlerin epey mesafe aldığının ölçüsü, ekrandaki bu simalardan bellidir!
Bölgemizde olup bitene baktığımızda, yeryüzü yeniden şekillenirken ve memleketimizin buhranlı halini dikkate aldığımızda, bu zatların günahlarının boylarını aştığını, delalet ve ihanet çizgisine geldiğini görmemiz gerekir!
Lafı daha fazla uzatmadan, Cemil Meriç’in aydın tanımlamasını dikkatinize getirmek istiyorum;
Cemil Meriç: “Evet düşünce adamı bir zümrenin emir kulu değildir. Hiçbir merkezden talimat almaz. Bir partiye bağlı olmayabilir. Âmâ tarihe angajedir. Kucağında yaşadığı topluma angajedir. Yani vatandaş olarak vazifeleri vardır. Belli savaşları kabul etmesi, belli tehlikeleri göze alması lazımdır. Bir devrin şuuru olmak zorundadır o.
Başka vazifesi: bütün hakikatleri yoklamak, bütün yalanların maskesini yırtmak, kalabalığa doğruyu göstermek. Bazen yangın kulesindeki nöbetçi olacaktır, bazen engine açılan geminin kılavuzu. Sokakta insanlar boğazlanırken, düşüncenin asaletine sığınarak elini kolunu bağlamak, düşünceye ihanettir” diyor.
*Mağaradakiler, s.295

PAYLAŞ
Önceki İçerikVARDAN AÇIK ARADAN!!!
Sonraki İçerikYer çekimine meydan okudu
Gürcan Dağdaş
54. Cumhuriyet Hükümeti'nde Devlet Bakanı olarak görev yaptı. 22 Temmuz 2007 Genel Seçimlerinde, MHP'den Kars Milletvekili seçilerek Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23'üncü dönem üyesi oldu. Aralık 2013 yılında, MHP'den istifa etti. Toplumsal Çözülme, Kağıda Düşenler, Düşünceye Davet ve Fetret Dönemi Yazıları ismiyle yayınlanmış, dört kitabı var.