Ana Sayfa Güncel ‘AVUKAT’ımdan beni kim koruyacak?

‘AVUKAT’ımdan beni kim koruyacak?

125
PAYLAŞ

Türkiye’de Hukuk tartışılırken önemli bir sorun gündeme fazla gelmiyor. Bu da arasında yaşanan sorunlardır.

İşte bu dizi mağdur vatandaşların avukat şikayetlerini tek tek gündeme getiriyor.

1“DAVAYI AÇTIM DEDİ, MEĞER AÇMAMIŞ!”

“Boşanma davası açması için avukata vekalet verdim ve ücret ödedim. Davanın nasıl gittiğini kendisine her sorduğumda duruşmaların yapılmakta olduğunu, son olarak davanın yine ertelendiğini belirtti. Böylece bir yıl geçti. Sonunda Kartal’daki mahkemeye gidip kayıtları araştırdığımda davanın hiç açılmamış olduğunu öğrendim. Avukatın tutumu nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradım. Şikayetimin değerlendirilmesini ve kendisine disiplin cezası verilmesini talep ediyorum.”

İstanbul Barosu’na yapılan şikayette böyle deniyordu.

Disiplin Kurulu şikayette yer alan iddiaların doğru olduğunu belirledi ve avukatın 6 ay süreyle işten çıkarılmasına karar verdi.

Dosya daha sonra TBB Disiplin Kurulu’nda ele alındı.

Avukat burada yaptığı savunmada şunları söyledi:

“Şikayetçi ile aramızda sözleşme bulunmamaktadır. Kendisi bana danışma amacıyla geldi. Gerekli yardımı yaptım. Daha sonra şikayetçi boşanma davası açılması konusunda tereddüde düştü. Bu nedenle davayı açmadım. Baro Disiplin Kurulu’nun verdiği cezayı hak etmedim, kaldırılmasını talep ediyorum.”

TBB Disiplin Kurulu, Baro Disiplin Kurulu’nun 6 ay işten çıkarma cezasını 3 ay işten çıkarmaya çevirerek kabul etti.

Adalet Bakanlığı, avukata Baro Disiplin Kurulu’nca verilen 6 ay işten çıkarma cezasının TBB Disiplin kurulu tarafından yarı yarıya düşürülmesine itiraz etti, avukatın geçmişte de benzer eylemlerde bulunduğunu ve kesinleşmiş para cezasının olduğunu bildirerek şunları kaydetti:

“Adı geçen benzer eylemleri itiyat haline getirmiştir. Eylem ile tayin edilen ceza arasında adaletli bir dengenin kurulması gerekir. Dolayısıyla Baro Disiplin Kurulu’nca verilen 6 ay süreyle işten çıkarma cezasının üç ay süreyle işten çıkarmaya çevrilmesinde isabet bulunmamıştır.”

Bunun üzerine TBB Disiplin Kurulu avukatla ilgili dosyayı yeniden inceledi ve daha önce 3 ay olarak belirlediği işten çıkarma cezasını 6 aya çıkardı.

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2007-56

2“TANIK BULMAMI İSTEDİ, DAVAYI BİR TÜRLÜ AÇMADI”

“Osmaneli hudutları içerisinde bulunan arazimin komşu arazilerle olan sınırları nedeniyle komşularımla bir ihtilaf vardı. Bu sorunun çözümü için vekaletname verip ücretini ödediğim avukat aradan bir yıl geçmesine karşın açmadı. Mağduriyetime neden olan avukatın cezalandırılmasını istiyorum.”

Bilecik Barosu’na yapılan şikayette böyle deniyordu.

Baro Disiplin Kurulu şikayeti incelerken, şikayetçinin avukata vekaletname verdiğini, ücretinin bir kısmını ödediğini, buna karşın herhangi bir dava açılmadığını belirledi.

Şikayet edilen avukat, Disiplin Kurulu’nda kendini şöyle savundu:

“Müvekkilime davayı kazanabilmek için tanık bulması gerektiğini söyledim. Ne var ki kendisi tanık bulamadı. Davayı açmak değil kazanmak önemlidir. Tanığımız olmadığı için davayı açmadım.”

Baro Disiplin Kurulu, avukatı haksız buldu ve kınama cezası ile cezalandırılmasına karar verdi.

Söz konusu ceza, TBB Disiplin Kurulu tarafından şu gerekçeyle aynen onandı:

“Şikayetçi vekaletnamesini ve belgelerini vermiş, avukatlık ücretinin bir bölümünü ödemiştir. Avukatın, tanık bulunamadığı mazeretiyle davayı açmaması kabul edilemez. Avukatın işi üstlenirken gerekli tüm bilgileri toplamış olması gerekir. Aksi takdirde yerine getirilmesi olanaksız bir işi üstlenmesi ve bunun için ücret tahsil etmesi yasa gereğince avukatların uyması gereken özen ve doğruluk kurallarına aykırı düşer.Şikayetlinin yüklendiği ve bir miktar ücret de tahsil ettiği iş hakkında gerekli özeni göstermemiş olması, işi üstlenirken dava açmaya yeterli bilgi ve belgeleri toplamaması ve bunların toplanması için sonradan da çaba göstermemesi, şikayetçi müvekkiline bu hususta yazılı bilgi vermeden davanın açılmamış olması karşısında şikayetlinin savunmasına itibar edilebilmesi olanaksızdır. Bu nedenlerle Bilecik Barosu Disiplin Kurulu’nun değerlendirmesinde isabetsizlik görülmemiş ve kararın onanması gerekmiştir.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2008-326

3“NE İSTEDİĞİMİZ DAVAYI AÇTI, NE DE PARAMIZI İADE ETTİ”

“Avukata, hukuk mahkemesinde tespit davası açması için, vekalet ücreti, masraf ve teminat bedeli adları altında toplam 7 bin 450 lira ödemede bulunduk. Ne var ki istediğimiz davayı açmadığı gibi ödediğimiz parayı da iade etmedi. Bunun üzerine hukuki yollara başvurduk. Açılan kamu davası sonucu Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan avukat, güveni kötüye kullanma suçu sabit görülerek Türk Ceza Yasası’nın 155-2, 168-2, 62-1 maddeleri gereğince 5 ay hapis, 1 gün adli para cezasına çarptırıldı. Bu cezada hükmün açıklanması Ceza Muhakemesi Yasası’nın 231-15 maddesi uyarınca geri bırakıldı.”

İki kişinin Baro Disiplin Kurulu’na yaptığı şikayet özetle böyleydi.

Şikayetli avukat kendini şöyle savundu:

“Beni şikayet eden kişiler ile onların hakkında dava açmamı istediği kooperatifin yetkililerini bir araya getirdim, anlaşmalarını sağlamaya çalıştım. Bana ödedikleri parayı da geri verdim. Kendilerine güvendiğim için yazılı belge almadım. Mesleğimi bu kadar cüzi bir miktar için yakmam mümkün değildir. Olay yargıya intikal ettiği için şikayetçilere ödediğim parayı bir kez daha ödemek zorunda kaldım.”

 

Baro Disiplin Kurulu, şikayet ve savunmayı değerlendirdi ve avukatın 3 ay süre ile işten çıkarılmasına karar verdi.

Avukat, bu karara TBB Disiplin Kurulu nezdinde itiraz etti, kararın aynen onanması halinde sadece kendisinin değil, 200’ün üzerindeki tutuklu müvekkilinin de zarar göreceğini savundu.

Buna karşın Baro Disiplin Kurulu’nun verdiği ceza, TBB Disiplin Kurulu tarafından aynen onandı.

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2014-8

4“DAVA AÇTIM DİYEREK 4 YIL BOYUNCA ALDATTI”

“Dışişleri ve İçişleri Bakanlıklarında yıllarca çalıştım. Emekli ikramiyem ile harcırahlarımı almam konusunda söz konusu bakanlıklarla yaşadığım bazı sorunlar vardı. Bunların giderilmesi için vekaletname verip ücret ödediğim avukat dava açtığını belirterek beni yıllarca oyaladı. 4 yılın sonunda dava açmadığını belirleyerek kendisini vekaletten azlettim. Avukat hakkında yaptığım şikayet üzerine açılan kamu davasında da kendisi Ağır Ceza Mahkemesi’nce hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 10 ay hapis ve 500 lira adli para cezası ile cezalandırıldı, ancak bu hükmün açıklanması geri bırakıldı.”

Baro Disiplin Kurulu’na yansıyan şikayet bu şekildeydi.

Şikayetli avukat, vekili aracılığıyla şu savunmayı yaptı:

“Avukat meslektaşım parayı dava öncesinde yapacağı araştırma için almıştır. Araştırma sonunda dava açılması konusunda müvekkil ile anlaşmaya varılamamıştır. Zaten aralarında yazılı bir sözleşme de yapılmamıştır. Görevin gereği yerine getirilmiş, herhangi bir ihmal veya gecikme meydana gelmemiştir. Bu arada avukat meslektaşımın yıllardır ağır depresyon rahatsızlığı bulunduğunu da belirtmek isterim. Alınacak kararda bunun dikkate alınması gerekir.”

Konuyu değerlendiren Baro Disiplin Kurulu, avukata meslekten çıkarma cezası verilmesine karar verdi.

 

Bu ceza TBB Disiplin Kurulu tarafından da şu gerekçeyle onandı:

“Şikayetli avukatın disiplin sicil özetinde 3 ay işten çıkarma cezası ile cezalandırıldığı görülmektedir. Avukatlık Yasası 136-1 maddesi hükmü gereği tekerrür hükümleri uygulanarak Baro Disiplin Kurulu tarafından tayin ve takdir olunan meslekten çıkarma cezasının onanması gerekmiştir.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2014-22

5“BANA BOŞ KAĞIT İMZALATTI”

“Konut sahibi olmak için belli bir ödemede bulunarak girdiğim kooperatif taahhüdünü yerine getirmedi, inşaata bir türlü başlamadı. Bunun üzerine avukata gittim, kooperatife yatırdığım paranın geri alınmasını istedim. Vekaleti verirken avukatlık ücretini de ödedim. Avukat, ‘Bir boş kağıda imza atmanız gerekiyor. Ben lüzum gördüğüm zaman imzanızın üstüne dilekçe yazar, mahkemeye sunarım’ dedi. Aklıma kötü bir şey gelmedi, boş kağıdı itirazsız imzaladım. Ne var ki avukatım, konut kooperatifi için icra takibi başlatmadı. Birkaç kez gidip ricada bulunduysam da sonuç değişmedi. Bu arada, imzaladığım boş kağıdın üstünü de kendine göre doldurmuş. Sonunda avukatımı savcılığa şikayet ettim.”

Avukat için yapılan şikayet özetle böyleydi.

Olayın bundan sonraki aşamaları şöyle gerçekleşti:

Avukat hakkında, “görev gereklerini yerine getirmemek ve özel belgede sahtecilik” iddiasıyla Ağır Ceza Mahkemesi’nde kamu davası açıldı.

Dava sonunda avukat 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırıldı, ancak hükmün açıklanması ertelendi.

 

Şikayetli avukat mahkemede ve olayı disiplin açısından inceleyen Baro Disiplin Kurulu’nda şu savunmayı yaptı:

“Şikayetçi bana vekaletname verdi ama daha sonra dava açmaktan vazgeçti, verdiği ücreti de geri aldı. Bunları, altında imzası olan bu belgeyle kanıtlayabilirim. Burada da dava açılmasını istemediği ve ödediği parayı aldığı açıkça görülüyor.”

Baro Disiplin Kurulu, avukatı, 3 yıl süreyle işten çıkarma cezasına çarptırdı.

Bu ceza, TBB Disiplin Kurulu’nda görüşülürken avukat bu defa şu savunmayı yaptı:

“Yaşam mücadelesi veren bir insanım. Beni yıllarca meslekten men etmek yokluğa mahkum etmektir. Baro Disiplin Kurulu’nun kararını adalet ve vicdan terazisinde tartarak hakkaniyetli bir karar vermenizi bekliyorum.”

Sonuçta avukatın itirazı kabul edildi, 3 yıl işten çıkarma cezası 3 aya indirildi.

TBB Disiplin Kurulu- Karar No: 2014-348

6“PARAYI ALDI, TAKİBİ BIRAKTI!”

“Borç verdiğim 55 bin liraya karşılık olarak aldığım çek karşılıksız çıkınca avukatıma gittim, gerekli yasal takibin yapılmasını istedim. Kısa sürede yasal süreç başladı. Haciz işlemi için gidildiğinde borçlu, ‘Şu anda elimde para yok, ama bir takvim çerçevesinde ödemeyi son kuruşuna kadar yapacağım’ demiş. Belirlenen ödeme takvimini içeren taahhütname imzalatılması karşılığı bu talep kabul edilmiş. Buraya kadar hiç sorun yok. Sıradan bir alacak takibi. Ama sonrasında işler karıştı. Avukat haciz takibini durdurdu, ödeme taahhüdünün peşine de düşmedi. Bununla kalsa iyi… Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan davada mahkeme çekin aslını istediği halde bu isteğin gereğini yapmadı, davanın düşmesine neden oldu. Böylece avukatlık ücretini aldığı halde müvekkilini, yani beni mağdur etti.”

Avukatla ilgili şikayet böyleydi.

 

İddialarla ilgili olarak avukat kendini şöyle savundu:

“Müvekkille 15 bin lira avukatlık ücreti karşılığı anlaştık. Ama bu paranın 7 bin lirasını ödedi. 8 bin lira borcu bulunuyor. Müvekkil ayrıca büroma gelerek beni istemediğini, yeni bir avukat tutacağını ifade etti.”

Şikayeti inceleyen Baro Disiplin Kurulu, avukatı haksız bularak “kınama” cezası verdi.

Bu cezaya avukat TBB Disiplin Kurulu nezdinde itiraz etti, ancak sonuç alamadı, cezası oybirliğiyle onandı.

Verilen kararda şöyle denildi:

“Avukatlar özen ve doğruluk kurallarına göre hareket etmek, kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde sadakatle davranmak, mesleğin itibarını sarsacak her türlü davranıştan kaçınmak zorundadır.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2014-329

7“TALİMATIM OLMADAN HACİZLERİ KALDIRDI”

“45 bin liralık alacağımın tahsili için vekaletname verdiğim avukat bir süre işleri takip etti, borçlunun iki adet taşınmazına haciz koydurdu. Ancak sonra ne olduysa oldu, bilgim olmadan hacizleri kaldırttı ve böylece alacağımın tahsili mümkün olmadı, mağduriyetime yol açıldı.”

Avukat hakkında Baroya yapılan şikayet özetle böyleydi.

Avukat, konuyu inceleyen Baro Disiplin Kurulu’na verdiği savunmada şunları kaydetti:

“Beni şikayet edenin her dediğini doğru kabul etmemek gerekir. Aksi halde zaten zor yapılan mesleğimiz yapılamayacak hale gelir. Müvekkilimin alacağını tahsil amacıyla borçlunun iki adet taşınmazına haciz koydurduğum doğrudur. Ne var ki bu hacizleri kendi irademle değil il dışında olan müvekkilimin talebiyle kaldırdım. Hacizleri kaldırma işlemi yapmadan önce müvekkilimden SMS yoluyla mesaj göndermesini ve bu mesajda hacizlerin kaldırılmasını talep etmesini istedim. Yaptığım işlem dolayısıyla herhangi bir çıkar sağlamam söz konusu değildir.”

Baro Disiplin Kurulu şikayeti değerlendirdi ve avukata uyarma cezası verilmesini kararlaştırdı.

Bu ceza, TBB Disiplin Kurulu tarafından da şu gerekçeyle aynen onandı:

“Şikayetli avukat tüm savunmaları ve itirazında kendisine gönderilen SMS sonucu hacizleri kaldırdığını savunmuş ise de bu hususta bir belge ve kayıt sunmamıştır. Oysa Kurulumuzca Hukuk Muhakemeleri Yasası’nın 199’uncu maddesi gereği elektronik ortamda gönderilen belgeler de delil olarak kabul edilmekte ve mutlaka yazılı belge istenmemektedir. Bu bakımdan savunmanın hukuksal dayanağı yoktur. Avukat, bir haktan vazgeçme anlamına gelen işlemlerde müvekkilin yazılı, yazılı olmasa da Hukuk Muhakemeleri Yasası’nın 199’uncu maddesinde bildirilen şekilde belge alması zorunludur.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2014-784

8“KARARI TEMYİZ ETMEDİ, BU YÜZDEN HAPSE GİRDİM”

“Dolandırıcılık, zimmet, görevi kötüye kullanma ve sahtecilik iddialarıyla Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmaya başladım. Müdafiliğimi üstlenen avukat davamı özenle takip etmedi. 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırıldığım duruşmaya katılmadığı gibi bu kararı temyiz yoluna da gitmedi. Böylece cezaevine girmek zorunda kaldım. Adı geçen avukat, müdafiliğimi üstlendiği davada görevini ihmal ettiği gerekçesiyle Ağır Ceza Mahkemesi’nde kamu davası açıldı ve görevi ihmal suçundan cezalandırıldı, ancak hükmün açıklanması geri bırakıldı. Baronuzun da gereğini yapmasını talep ediyorum.”

Baroya yansıyan şikayetin özeti buydu.

 

Avukat, kendini şöyle savundu:

“Hakkımda şikayette bulunan kişi vekaletname çıkararak davasını takip etmemi istedi. Ancak duruşma gününe kadar vekalet ücreti olarak herhangi bir ödemede bulunmadı. Defalarca hatırlatmama rağmen söz konusu ücret bir türlü ödenmedi. Bunun üzerine müdafilikten istifa ettim. Davanın gerekçeli kararı mahkeme tarafından büroma tebliğ edilince bir defa daha aradım, kararı temyiz etmesini yoksa kısa sürede kesinleşeceğini bildirdim. Dosyasından istifa ettiğim müvekkilin temyiz başvurusunu yapmak zorunda değilim.”

Baro Disiplin Kurulu, şikayeti inceledi ve avukata kınama cezası verilmesini kararlaştırdı.

Bu ceza, TBB Disiplin Kurulu’nca şu gerekçeyle aynen onandı:

“Şikayetli avukat vekalet ücretini alamadığı için duruşmaya katılmadığını ikrar etmiştir. Vekillikten ayrıldığını mahkemeye bildirmesi gerekirken bunu yapmamıştır. Mahkeme kararı kendisine tebliğ edildiği halde avukatlıktan çekildiğini belirterek kararı mahkemeye iade etmediği gibi temyiz yoluna da gitmeyerek kararın kesinleşmesine neden olmuştur. Şikayetli avukatın kararı temyiz etmeyerek kesinleşmesine ve infazın başlamasına neden olduğu tartışmasızdır. Avukat, kişi özgürlüğünü doğrudan ilgilendiren olaylarda daha dikkatli ve duyarlı olmalı, kişilerin özgürlüklerinin kısıtlanmasına sebebiyet vermemelidir.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2014-575

9“KARARI TEMYİZ ETMEDİ, 64 BİN LİRA ZARARA SOKTU”

“İş mahkemesinde görülen dava aleyhime sonuçlandı, 64 bin lira ödememe karar verildi. Bu kararın avukatım tarafından temyize götürülmesi gerekirdi. Ne var ki avukat herhangi bir işlem yapmadığı için karar kesinleşti ve söz konusu para icra marifetiyle benden tahsil edildi.”

Baroya verilen şikayet dilekçesinde bunlar yazılıydı.

Baro Disiplin Kurulu şikayeti incelerken avukatın savunmasını aldı.

Avukat, şunları söyledi:

“İş mahkemesinden çıkan kararı müvekkilime telefonla bildirdim, temyiz başvurusu için masraf yapmamız gerektiğini ifade ederek bunun karşılanmasını istedim. Ancak müvekkilim bu talebimi dikkate almadı. Sonuçta temyiz başvurusunu yapamadım.”

Şikayeti ve savunmayı değerlendiren Baro Disiplin Kurulu, şikayetli avukat hakkında uyarma cezası verilmesine karar verdi.

TBB Disiplin Kurulu, Baro Disiplin Kurulu’nun verdiği kararı şu gerekçeyle kınama cezasına çevirdi:

“TBB Meslek Kurallarının 42. maddesinde ‘Avukat işle ilgili giderleri karşılamak üzere avans isteyebilir. Avansın işin gereğini çok aşmamasına, avanstan yapılan harcamaların müvekkile zaman zaman bildirilmesine ve işin sonunda avanstan kalan paranın müvekkile geri verilmesine dikkat edilir’ deniliyor. Şikayetli avukat gerekli masrafın verilmemesi nedeniyle işlem yapamadığını savunmuş ise de böyle bir durumda masraf verilmemesinin doğuracağı sonuçlar hakkında iş sahibinin yazılı olarak uyarılması gerekirdi. Bu anlamda bir uyarma yapıldığına ilişkin herhangi bir kanıt ortada yoktur. Masrafın verilmemiş olması avukatı sorumluluktan kurtaramaz. Özellikle bir haktan vazgeçme anlamına gelen işlemlerde mutlaka yazılı muvafakat alınmalı, hak kaybına neden olunmamalıdır. Bu nedenlerle eylemin disiplin suçu olduğuna ilişkin hukuksal değerlendirme yerinde ise de cezanın uyarma değil kınama olmasına oybirliği ile karar verildi.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2013-700

10“3 DURUŞMAYA GİRMEDİ, KARARI DA TEMYİZ ETMEDİ”

“Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzlukla Mücadele Yasası’na muhalefet suçundan yargılanmam sırasında Baro tarafından savunmamı yapmak için bir avukat görevlendirildi. Ne var ki söz konusu avukat beni savunacağı 3 duruşmaya mazeret bildirmeksizin katılmadığı gibi mahkemenin hakkımda verdiği aleyhte kararı yasal süresi içinde temyize götürmeyerek de mağduriyetime neden oldu.”

Baroya avukatla ilgili yansıyan şikayet böyleydi.

Baro Disiplin Kurulu, şikayeti incelerken, avukat hakkında şikayete konu eylemi nedeniyle kamu davası açıldığını ve kendisinin görevi ihmal gerekçesiyle 5 ay hapis cezasına çarptırıldığını, ancak hükmün açıklanmasının geri bırakıldığını belirledi ve avukata kınama cezası verilmesini uygun buldu.

TBB Disiplin Kurulu, şu gerekçeyle Baro Disiplin Kurulu’nun verdiği kınama cezasını aynen onadı:

“Avukatlık Yasası’nın 34. maddesinde belirtildiği üzere avukatlar yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve TBB tarafından belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.

 

Yine Avukatlık Yasası’nın 134’üncü maddesi, avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında disiplin cezası uygulanmasını öngörmektedir.

 

Bu nedenlerle eylemin disiplin suçu olduğuna ilişkin Baro Disiplin Kurulu’nca yapılan hukuksal değerlendirme isabetli bulunmuş ve verilen kınama cezasının onanmasına karar verilmiştir.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2013-748

11“VEKALET ÜCRETİNİ ALDI, 8 DURUŞMAYA GİRMEDİ!”

“İzin tecavüzü ve askeri firar suçlarından Gelibolu 2. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nde yargılandım.

 

Vekalet verip ücretini ödediğim avukatım 8 duruşmaya hiçbir mazeret bildirmeden katılmadı.

 

Mahkeme karşısında beni savunmasız bırakan bu eylem nedeniyle avukatımdan şikâyetçiyim. Kendisi hakkında gerekli disiplin soruşturmasının yapılmasını arz ediyorum.”

Baroya yapılan şikayet özetle böyleydi.

 

Baro Disiplin Kurulu, yaptığı incelemede şikayetçinin dilekçesinde ifade ettiği hususların doğru olduğunu belirledi.

Avukat kendini şöyle savundu:

“Oğlum Amerika’da kaza geçirdi. Bir süre yurt dışında bulunduğum için duruşmalara giremedim. Katılmadığım duruşmalar nedeniyle şikayetçinin herhangi bir zararı olmamıştır.”

Disiplin Kurulu, avukata üstlendiği davayı gerekli özen ve dikkatle takip etmediği için uyarma cezası verilmesini kararlaştırdı.

Bu karar TBB Disiplin Kurulu tarafından da şu gerekçeyle onandı:

“Avukat, yüklendiği davayı, sonuna kadar özenle takip etmekle yükümlüdür. Deliller toplanmış veya herhangi bir işlem yapılmayacak dahi olsa avukat davanın her celsesine katılarak davayı takip etmek zorunda olup eylemin disiplin suçunu oluşturması için bir zararın doğması şartı da gerekmemektedir.

 

Şikayetli avukatın eylemi nedeniyle Avukatlık Yasası’nın 136-1 maddesi uyarınca en az kınama cezası ile cezalandırılması gerekirdi. Baro Disiplin Kurulu’nun uyarma cezası tayininde isabet görülmemiş ise de aleyhte itiraz olmadığından bu hususa değinilmekle yetinildi ve uyarma cezası verilmesine ilişkin kararın onanmasına oy birliği ile karar verildi.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2012-8

12“12 DURUŞMADAN SADECE 2’SİNE GİRDİ”

“Vekilim olarak İş Mahkemesi’nde girmesini istediğim davayı takip etmedi.

 

Yargılama süresince yapılan 12 duruşmadan sadece 2’sine katıldı. Böylece davanın aleyhime sonuçlanmasına neden oldu.

 

Ayrıca, ilama dayalı olarak yapılan icra takibinde ödeme emrini tebellüğ etmesine karşın bana bilgi vermedi. Bu yüzden banka hesaplarımın haczedilmesine yol açtı.”

Kırıkkale Barosu’na avukat hakkında bu şikayet yapıldı.

Baro Disiplin Kurulu avukatın savunmasını almak istedi, ancak avukat savunma vermedi.

Yapılan değerlendirmede avukatın daha önce de disiplin suçu işlediği göz önüne alınarak 3 ay işten çıkarılma cezası verilmesi kararlaştırıldı.

Söz konusu avukat verilen cezaya TBB Disiplin Kurulu’na başvurarak itiraz etti.

İtiraz dilekçesinde eylemin 4 yıl önce işlendiğini, dolayısıyla zaman aşımına uğradığını, kendisine ceza verilmemesi gerektiğini savundu.

Avukat ayrıca, “Müvekkilim bana dava masraflarını ve vekalet ücretini ödemedi. Bu nedenle davayı takipten vazgeçtim” dedi.

Avukatla ilgili dosyayı inceleyen TBB Disiplin Kurulu, Baro Disiplin Kurulu’nun verdiği cezayı şu gerekçeyle aynen onadı:

“Tüm dosya içeriğinden, şikayetli avukatın sadece 2 duruşmaya katıldığı, diğer 10 duruşmanın hiçbirine katılmadığı, ilamı ve icra emrini tebellüğ etmesine karşın müvekkilini bilgilendirmediği ve şikayetçinin zarara uğramasına sebebiyet verdiği anlaşılmıştır.

 

Şikayetli avukatın, açtığı davayı takip etmemesi, şikayetçiyi bilgilendirmemesi nedeniyle kararın aleyhte çıkmasına ve şikayetçinin hak kaybına uğramasına neden olmasından ibaret eylemi Avukatlık Yasası’nın 34. ve 171-1 maddelerine aykırılık teşkil ettiğinden disiplin suçunu oluşturmaktadır.

 

Sonuç olarak itirazın reddi ile Kırıkkale Barosu Disiplin Kurulu’nun şikayetli avukat hakkında üç ay süre ile işten çıkarılmasına ilişkin kararının onanmasına oybirliğiyle karar verildi.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2005-358

13“DAVAYI GEREKEN CİDDİYETLE İZLEMEDİ”

“Eşim tarafından boşanma davası açıldı. Bu davada beni temsil etmesi için vekaletname verdiğim avukat davayı gerektiği şekilde takip etmedi. Kendisine tanık olarak 4 isim vermeme ve boşanma davalarında en önemli delilin tanık ifadeleri kabul edilmesine rağmen bu tanıkları mahkemeye bildirmedi ve dolayısıyla dinletmedi.

 

Avukatım ayrıca düğünde takılan ziynet eşyalarıyla ilgili fotoğrafları kendisine verdiğim halde bunları da delil olarak mahkemeye sunmadı.

 

Cep telefonları kayıtları da önemli birer delil niteliğindeydi. Ne yazık ki bu kayıtların celbini de talep etmedi.

 

Böylece kusursuz olduğum davada kusurlu duruma düştüm, dava aleyhime sonuçlandı ve kararı kendim temyiz etmek zorunda kaldım.

 

Üstlendiği davayı gerekli ciddiyetle takip etmeyen ve mağduriyetime neden olan avukattan şikayetçiyim.”

Avukatla ilgili Baroya yapılan şikayette özetle bu ifadeler yer alıyordu.

 

Baro Disiplin Kurulu şikayeti incelerken avukat kendisini şöyle savundu:

“Davada tanık bildirmek üzere süre verildiğinde durumu müvekkilime bildirdim ve somut olay ve olguları bilen tanık dinletmenin yararlı olacağını söyledim.

 

Bunun üzerine müvekkilim tanık bildirmekten vazgeçti.

 

Telefon kayıtlarının celbini istemeyiş nedenim ise bu kayıtların davada müvekkilim aleyhine delil teşkil edebileceği endişesiydi.

 

Açtığımız karşı davada davacıda olan ziynet eşyalarını talep etmiş olmamız nedeniyle düğün fotoğraflarının mahkemeye sunulmasının da bir yararı yoktu.

 

Yargılama sırasında davayı özen yükümlülüğüne uygun olarak eksiksiz takip ettim.”

Şikayeti ve savunmayı dinleyip dosyadaki belgeleri inceleyen Baro Disiplin Kurulu avukatın kınama cezası ile cezalandırılmasına karar verdi.

Bu ceza, TBB Disiplin Kurulu’nda da şu gerekçeyle aynen onandı:

“Dosyadaki bilgi ve belgelerden, şikayetli avukatın boşanma davası gibi genellikle tanık delili ile iddianın ispat edildiği bir davada tanık dinletmekten vazgeçmiş olduğu, konu hakkında yeterli bilgi verdiğini ileri sürmesine karşılık müvekkilinden bu konuda yazılı talimat almadığı, müvekkilin delil olarak sunulmasını talep ettiği diğer bilgi ve belgeleri sunmanın anlamsız ve aleyhe olma ihtimalinden bahsettiğini beyan etmesine rağmen bu konuda da şikayetçi müvekkilinden yazılı talimat almadığı anlaşılmıştır.

 

Şikayetli avukatın, davanın esasını ilgilendiren hususlardan müvekkilinden yazılı talimat almadan dava ile ilgili şahsi bir takım yorumlarla hareket etmesi, müvekkilinin bir takım haklarından vazgeçmesi anlamına gelmektedir.

 

Müvekkili adına bir takım haklardan vazgeçme anlamındaki işlemlerden dolayı müvekkilin yazılı muvafakatinin alınması zorunludur.

 

Herhangi bir vazgeçme eyleminde müvekkilin zararı olmayacağı düşünülse dahi, bu hususun vekil edene bildirilmesi ve yazılı olurunun sağlanması, avukatlık mesleğinin ciddiyeti ve görevin düzenle yerine getirilmesi ilkesinin gereğidir.

 

Bu nedenlerle Baro Disiplin Kurulu’nun kınama cezası verilmesine ilişkin kararında hukuki isabetsizlik görülmemiş ve kararın onanması gerekmiştir.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2011-96

14“HAPİS CEZAMI TEMYİZ ETMEDİ, MAĞDURİYETİME NEDEN OLDU”

“Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılandığım davada Baro tarafından savunmamı yapmak üzere bir avukat görevlendirildi.

 

Söz konusu avukat 1 yıl 9 ay hapis cezası aldığım karar duruşmasına katıldı. Mahkemenin kararı yüzüne karşı okundu.

 

Kendisinin kararı temyiz etmesi gerekirdi. Ama bunu yapmadı. Böylece karar kesinleşti ve ağır mağduriyetime yol açtı.

 

Avukat hakkında Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘avukatlık görevini kötüye kullanma’ iddiasıyla kamu davası açıldı. Bu dava sonunda kendisi Türk Ceza Yasası uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırıldı. Hükmün açıklanması ertelendi.”

Baroya yapılan şikayette özetle böyle deniyordu.

Baro Disiplin Kurulu şikayeti inceledi ve avukata kınama cezası verilmesini kararlaştırdı.

Bu cezaya avukat TBB Disiplin Kurulu’na verdiği şu dilekçeyle itiraz etti.

“Avukatlık Yasası’nın 134’üncü maddesi uyarınca disiplin cezası verilebilmesi için kastın varlığı esastır. İhmali suçlarda kasttan anlaşılması gereken, failin objektif unsurlarını bilerek hareketsiz kalma, hiçbir şey yapmama hususunda karar almasıdır.

 

Fiilin, görevi bilmeme, yanlış bilme, gözden kaçırma, dikkatsiz davranma, dalgınlık, yanılgı, beşeri hata veya unutmaktan kaynaklandığı durumlarda suçun manevi unsuru oluşmaz.

 

Soruşturmaya konu somut olayda kastım olduğundan bahsedebilmek için hükmün temyiz edilmesi gerektiğini hatırladığım ve farkında olduğum halde bilerek ve isteyerek kararı temyiz etmeme konusunda verdiğim somut bir kararımın bulunması gerekmektedir.

 

Bu nedenle suçun maddi ve manevi unsuru oluşmamıştır.”

TBB Disiplin Kurulu, Baro Disiplin Kurulu’nun verdiği kınama cezasını onarken gerekçesini şöyle açıkladı:

“Şikayetli avukatın müdafisi bulunduğu kişiden herhangi bir yazılı olur almadan kararı temyiz etmediği dosya kapsamı ile tartışmasızdır.

 

Avukat yazılı olur almadığı her halde kararı temyiz etmek zorundadır.

 

Bu nedenle eylemin disiplin suçu oluşturduğuna ilişkin Baro Disiplin Kurulu kararında hukuki isabet görülmüş, itirazın reddi ile kararın onanması gerekmiştir.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2014-70

15“AVUKATIM BENİ ALDATTI”

“Bir şirketten 24 bin 500 lira olan alacağımın tahsili için avukata gittim.

 

Avukat, mahkeme masrafları için 7 bin 450 lira istedi. Bulup buluşturup bu parayı ödedim.

 

Ne var ki kısa sürede borçlu şirketten alacağı tahsil eden avukat söz konusu parayı bana ödemedi. Mahkeme masrafı için aldığı parayı da vermedi.

 

Sonuçta yasal yollara başvurmak zorunda kaldım.”

Avukatla ilgili şikayet özetle böyleydi.

Avukat hakkında Ağır Ceza Mahkemesi’nde de, “menfaat sağlama özel kastı ile hareket ederek hizmet nedeni ile görevi kötüye kullanma suçunu işlediği” gerekçesiyle kamu davası açıldı ve Türk Ceza Yasası’nın ilgili maddeleri çerçevesinde 1 yıl hapis ve 120 gün adli para cezası verildi.

Gerek şikayeti gerek Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği kararı inceleyen Baro Disiplin Kurulu, avukatla ilgili şu karara vardı:

“Avukatlık Yasası’nın 5-a maddesi, güveni kötüye kullanma suçundan hüküm giymiş olmayı avukatlığa kabulde engel hal olarak saymıştır.

 

Adı geçen avukatın bu madde kapsamına giren bir suçu işlediği, kesinleşen Ağır Ceza Mahkemesi kararı ile dosyadaki tüm kanıtlarla sabittir.

 

Bu durumda Avukatlık Yasası’nın 136-1 maddesi gereğince kendisi hakkında meslekten men cezası uygulanması hükme bağlanmıştır.”

Bağlı olduğu Baro Disiplin Kurulu’nun meslekten men ettiği avukat, vekili vasıtasıyla TBB Disiplin Kurulu’na itirazda bulundu.

İtirazı değerlendiren Kurul, dosyayı inceledi ve Baro’nun verdiği kararın aynen onanmasına karar verdi.

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2014-362

16“TAHSİL ETTİĞİ ALACAĞIMI 2 YIL SONRA KISMEN ÖDEDİ”

“Avukatım icra takibi yapıp borçludan 15 bin 594 lirayı tahsil etti.

 

Ne var ki bu paranın 10 bin liralık kısmını bana tam 2 yıl sonra ödedi. Kalanını uhdesinde tutmaya devam etti.

 

Avukatımın bu davranışı nedeniyle mağdur oldum. İlgili mevzuat gereğince kendisinin cezalandırılmasını istiyorum.”

Avukatla ilgili Baroya yapılan şikayet özetle bu şekildeydi.

Şikayeti değerlendiren Baro Disiplin Kurulu verdiği kararda şöyle dedi:

“Meslek kurallarına göre, müvekkil adına alınan paralar ve başkaca değerler geciktirilmeksizin müvekkile duyurulur ve verilir. Yakınılan avukatın tahsil ettiği bedelleri ve hesap durumunu müvekkiline bildirmediği, mesleğe güveni ve mesleğin itibarını zedeleyecek şekilde davrandığı anlaşılmıştır.

 

Avukatlar özen ve doğruluk kurallarına göre hareket etmek, kamunun inancını ve mesleğe güveni sağlayacak biçimde sadakatle davranmak, mesleğin itibarını sarsacak her türlü davranıştan kaçınmak zorundadır.

 

Bu nedenlerle avukatın kınama cezası ile cezalandırılması uygun bulunmuştur.”

Baro Disiplin Kurulu’nun verdiği karar TBB Disiplin Kurulu tarafından aynen onandı.

Onama kararının gerekçesinde, Avukatlık Yasası’nın 34’üncü maddesine atıfta bulunuldu:

“Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanını gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak la yükümlüdürler.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2014-376

17“TAHSİLATI YAPTI, ÖDEMEYİ UNUTTU!”

“Karıştığımız bir trafik kazasından doğan maddi ve manevi haklarımızı savunup tahsil etmesi için vekaletname verdiğimiz avukattan şikayetçiyiz.

 

Kendisi Asliye Hukuk Mahkemesi’nde maddi ve manevi tazminat davası açtı.

 

Dava kısmen kabul, kısmen reddedildi.

 

Bunun üzerine avukatımız icra takibine girişti.

 

Sonradan öğrendiğimize göre icra takibi sonucunda 21 bin 364 lira tahsil ettiği halde bu parayı bize ödemedi.

 

Ayrıca alacaklarımıza karşılık haczedilen araçların satışını istemediğini de belirledik.

 

Bize hiçbir ödeme yapmayan avukat, 10 bin 500 lira da tellaliye ücreti vermemizi istedi.”

Avukatla ilgili şikayet böyleydi.

Baro Disiplin Kurulu başvuruyu inceleme aşamasında şikayet edilen avukatın savunmasını aldı.

Avukat, şikayetçilerin öne sürdüğü parayı almasına karşın bunu dava masrafı ve vekalet ücreti olarak uhdesinde tuttuğunu söyledi.

Disiplin Kurulu söz konusu savunmayı samimi bulmadı, kararını şöyle açıkladı:

“Yapılan tahsilattan müvekkillere hiçbir ödemede bulunmamak, tamamını masraf ve ücret olarak göstermek doğruluk ilkesine aykırıdır.

 

Bu nedenle avukatın kınama cezası ile cezalandırılması uygun bulunmuştur.”

Baro Disiplin Kurulu’nun kararı TBB Disiplin Kurulu tarafından da şu gerekçeyle aynen onandı:

“Avukatlık Yasası’nın 166’ıncı maddesine göre, avukat, müvekkili tarafından verilen veya onun namına aldığı malları, parayı ve diğer her türlü kıymetleri avukatlık ücreti ve giderinin ödenmesine kadar kendi alacağı nispetinde elinde tutabilir. TBB Meslek Kurallarının 45’inci maddesine göre de avukat tahsil ettiği parayı hapis hakkını (elde tutma hakkı) alacağı ile orantılı olarak kullanabilir. Avukatın alacağından dolayı hapis hakkını kullanabilmesi için hapis hakkının ne miktar, hangi iş için kullanıldığını iş sahibine yazılı olarak bildirmesi zorunludur. Şikayetli avukatın böyle bir bildirim yaptığına ilişkin yazılı bir belge dosya içinde bulunmamaktadır.

 

Şikayetli avukatın tahsil ettiği bedelle ilgili olarak şikayetçi müvekkillerine bilgi vermediği ve uhdesinde tuttuğu sabit olduğundan Baro Disiplin Kurulu’nun verdiği cezanın aynen onanması kararlaştırılmıştır.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2011-290

18“NAFAKAMI TAHSİL ETTİ, ANCAK ÖDEME YAPMADI”

“Aile Mahkemesi’nde görülen dava için vekil tayin ettiğim avukata babam vasıtasıyla 700 lira vekalet ücreti ödedim.

 

Dava sonunda mahkeme bana ve çocuğuma 300 lira nafaka bağlanmasına karar verdi.

 

Avukatım uzun süre bize hiçbir ödemede bulunmadı.

 

Yaptığımız araştırma sonunda avukatın benim ve çocuğum adına 5 bin 400 lira nafaka tahsil ettiğini öğrendik.

 

Bu durumu kendisine defalarca hatırlatıp paramızı vermesini istedik.

 

Sonunda bize posta havalesi yoluyla 700 lira gönderdi, diğer kısım uhdesinde kaldı.”

Avukatla ilgili Baroya yapılan şikayette böyle deniyordu.

Bu iddialarla ilgili olarak avukat Baro Disiplin Kurulu’nda şu savunmayı yaptı:

“Vekilliğini üstlendiğim kişi yoksul olduğu için herhangi bir vekalet ücreti almadan davaya bakmaya başladım. Müvekkilimin babasından 700 lira aldığım iddiası doğru değildir. Dava masraflarını da ben karşıladım.

 

İcra avukatlık ücretinden bahisle düzenlediğim serbest meslek makbuzları uhdemdedir.”

Baro Disiplin Kurulu, yaptığı değerlendirme sonucunda şikayet edilen avukatın Avukatlık Yasası ile Avukatlık Meslek Kurallarına aykırı davranışlarda bulunduğu sonucuna vararak kendisinin uyarma cezası ile cezalandırılmasını kararlaştırdı.

Bu ceza, TBB Disiplin Kurulu tarafından da şu gerekçeyle onandı:

“Şikayetli avukatın uzun süre şikayetçinin vekili olarak nafaka alacaklarını tahsil ettiği halde bunlarla ilgili yazılı bir bilgi vermemiş bulunması, bu konuda ihtilaf çıkması üzerine, yazılı avukatlık ücret sözleşmesi de bulunmadığı halde, yine yazılı bir açıklama ve bilgi vermeksizin, tarifenin üzerinde miktarlarda makbuz düzenleyerek bunları uhdesinde tutması disiplin suçunu oluşturmaktadır.

 

Şikayetli avukatın eylemi, tahsil ettiği ve uhdesinde tuttuğu miktarlarda alacağı bulunsa bile bilgi verme yükümlülüğünün yerine getirilmemesi ile ilgilidir.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2013-353

19“KAZANDIĞIM TAZMİNATI 3 YIL SONRA ALABİLDİM”

“Eşimi trafik kazasında kaybettim. Sigorta şirketinden, kendim ve çocuklarım adına zorunlu mali mesuliyet poliçesine istinaden tazminat alabilmek için avukatıma vekalet verdim.

 

Avukatım yaptığı yasal girişimler sonucu 13 bin 981 liralık tazminatı sigorta şirketinden tahsil etti.

 

Bu paranın 2 bin lirasını avukat ücreti olarak kestikten sonra kalan 11 bin 981 lirayı bana ödemesi gerekiyordu. Ancak avukatım anlayamadığım bir nedenle söz konusu parayı amcama ödedi.

 

Vekaletname gereklerine ve sözleşme hükümlerine aykırı davranış nedeniyle kazandığım tazminatı ancak 3 yıl sonra alabildim.”

Baroya yapılan şikayet böyleydi.

Şikayet edilen avukat savunmasında şunları söyledi:

“Müvekkilimin amcası belediye başkanlığı yapmış, herkesin sevip saydığı, dürüstlüğü ile tanınan bir kişidir. Aynı zamanda benim ilkokul ve orta okuldan öğretmenim olması nedeniyle kendisine sonsuz bir güvenim vardır.

 

Sigorta şirketinden hak edilen parayı bankadan çektikten sonra müvekkilimi bulamadığım için parayı onun amcasına ödedim.

 

Eski belediye başkanı ve öğretmen amca bana yeğeninin çocuklarla ilgilenmediğini, onlara 75 yaşın üzerindeki anneannelerinin bakmaya çalıştığını ifade etmiştir. Parayı kendisine makbuz mukabili teslim ettim.”

Baro Disiplin Kurulu, avukata disiplin cezası verilmesine gerek görmedi.

TBB Disiplin Kurulu ise şu gerekçeyle Baro Disiplin Kurulu’nun kararına uymadı, avukatın uyarma cezası ile cezalandırılmasına kararlaştırdı:

“Şikayetli avukatın şikayetçi ve çocukları adına sigorta şirketinden tahsil ettiği tazminat bedelini hiçbir yazılı talimat olmaksızın şikayetçinin amcasına ödediği dosya kapsamı ile tartışmasızdır.

 

Para ödenen kişiden imzalı makbuz alınmış olsa da bu ödeme Avukatlık Yasası 34’üncü maddede bildirilen özen yükümlülüğüne aykırıdır.

 

Avukat, müvekkil adına tahsil ettiği paraları müvekkiline veya müvekkil tarafından usulüne uygun olarak yetkili kılınmış bir kişiye veya müvekkilinin yazılı talimatı ile belirlediği kişiye ödeyebilir.

 

Sonuç olarak, şikayetçi itirazının kabulü ile Baro Disiplin Kurulu’nun disiplin cezası verilmesine yer olmadığına ilişkin kararının kaldırılarak şikayetli avukata uyarma cezası verilmesi oybirliği ile kabul edildi.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2013-696

20“İCRA YOLUYLA ALDIĞI PARAYI UHDESİNDE TUTTU”

“Adı geçen avukat, Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararına dayanarak Ankara 28. İcra Müdürlüğü’nün başlattığı icra takibi sonucu 69 bin 296 lira kamulaştırma bedeli tahsil ettiği halde bunu müvekkiline vermemiş, uhdesinde tutmuştur.”

Görevi nedeniyle emniyeti suiistimal iddiasıyla Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan kamu davasında avukat hakkındaki iddia böyleydi.

Suçlanan avukat kendisini şu sözlerle savundu:

“İcra yoluyla yapılan tahsilattan önce yargılama giderleri ile sözlü olarak müvekkille yaptığım anlaşma gereğince yüzde 20’lik avukatlık ücretini kestim, bakiyesini de müvekkilin eşine ve damadına ödedim. Müvekkilin eşinin akrabam olması nedeniyle yaptığım ödemeler karşılığında makbuz almadım.”

Mahkeme savunmayı inandırıcı bulmadı, avukatın görev nedeniyle emniyeti suiistimal ettiğine kanaat getirerek kendisine 10 ay 25 gün hapis cezası verdi, daha sonra cezanın paraya çevrilerek ertelenmesini kararlaştırdı.

Ankara Barosu Disiplin Kurulu da avukatla ilgili işlem yaptı ve avukatın “meslekten çıkarılmasına ve işten yasaklanmasına” karar verdi.

TBB Disiplin Kurulu da, şu gerekçeyle Baro Disiplin Kurulu’nun verdiği kararı aynen onadı:

“Şikayetli avukat hakkında ‘görev nedeniyle emniyeti suiistimal’ ettiği gerekçesiyle yapılan yargılama sonunda bu suçtan dolayı mahkumiyetine karar verildiği ve kararın kesinleştiği sabittir.

 

‘Görevi nedeniyle emniyeti suiistimal’ suçu Avukatlık Yasası’nın 5-1-a maddesine göre avukatlığa engel suçlardandır ve aynı yasanın 136-1 maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasını gerektirmektedir.

 

Bu nedenlerle Ankara Barosu Disiplin Kurulu’nun meslekten çıkarma ve işten yasaklama kararı verilmesine ilişkin kararında hukuki isabetsizlik görülmemiş ve kararın onanması gerekmiştir.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2009-243

21“İCRADAN PARAMI ÇEKTİĞİNİ 19 AY SONRA ÖĞRENDİM!”

“Alacağımı takip için vekaletname verdiğim avukat, Konya 6. İcra Dairesi’nden parayı tahsil ettiği halde bana herhangi bir ödemede bulunmadı.

 

Paranın tahsil tarihinden yaklaşık 19 ay sonra bu durumu haricen öğrendim ve avukat hakkında Sulh Hukuk Mahkemesi’nde dava açtım.

 

Benim avukata verdiğim vekaletnamede alacağımı tahsil için gerekli takibi yapma yetkisi vardı ancak para tahsil etme yetkisi yoktu. Buna karşın sadece benim alabileceğim parayı tahsil etmiş.”

Avukatla ilgili şikayet böyleydi.

Baro Disiplin Kurulu şikayeti değerlendirdi ve avukatın geçmişte bir kınama cezası bulunduğunu da göz önüne alarak kendisine 3 ay süreyle işten yasaklama cezası verilmesine karar verdi.

TBB Disiplin Kurulu, bu kararı 214 lira para cezasına çevirdi.

Verilen kararda şöyle denildi:

“Şikayetli avukat icra veznesinden para çekmesine karşın makul bir sürede müvekkiline yazılı bildirimde bulunmadığı gibi ödeme de yapmadı.

 

Vekaletnamesinde ahzu kabz yetkisi olmamasına karşın icra veznesinden para çektiği anlaşıldı.

 

6.İcra Müdürlüğü’nün yazısı ile paranın sehven çekildiği ve iade edilmesi gerektiği bildirildiği halde herhangi bir işlem yapmadı.

 

Avukatın eylemi Avukatlık Yasası’nın 34 ve 134. maddelerine aykırı olduğu gibi TBB Meslek Kurallarının 3, 4 ve 43’üncü maddelerine de aykırılık teşkil etmektedir.

 

Avukatın mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınması zorunludur.

 

Yine avukatın müvekkil adına alınan paraları ve başkaca değerleri geciktirmeksizin müvekkile duyurması ve vermesi gerekir.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2014-2

22“FACEBOOK’TA SİNKAFLI KÜFÜRLER SAVURUYOR”

“Bana giren s…’ten sana ne?.. (C. denen adama)

 

“O s.. lafını ben hem yazacak hem de telaffuz edecek kadarım…”

 

“Bu arada senin derdin bana giren s…n seninki olmamasıysa esas sorun, seninki bana küçük gelir…”

 

“Ama ben cinin çarpacağını s..in de gireceğini bilirim…”

 

“Cinin çarpacağını da s..in gireceğini bilecek kadarım…”

 

“Namus bekçilerine gitsin aşağıdaki videom, hem de girsin…”

 

“O… çocuğu… G… hadsiz…”

 

“Allah’ın yaratmadığı top…Hâlâ ne işin var benle ib.. G…”

Kadın avukat, Facebook’ta yukarıdaki mesajları yazdığı için şikayet edildi.

Baro Disiplin Kurulu tarafından hakkında işlem başlatılan avukat savunmasında şunları söyledi:

“Facebook’ta yazdıklarım ahlaka aykırı nitelik taşımamaktadır.

 

Facebook kamusal bir alan değildir.

 

Ayrıca benim ne Baro’da ne de avukatları temsil eden bir komisyonda veya dernekte görevim bulunmamaktadır.

 

Yaptığım paylaşımlar düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilmelidir.”

Şikayet edilen avukatın vekilliğini üstlenen avukat arkadaşı da savunmasında şu görüşleri dile getirdi:

“Müvekkilim Facebook sosyal paylaşım sitesinde yaptığı paylaşımlarda M.S isimli şahsa yanıt vermektedir. Savunma sınırı içinde kalmakta, bunu aşmamaktadır.”

Baro, şikayet edilen avukat ile onun vekili avukatın savunmalarını yeterli bulmadı ve Facebook’taki paylaşımları nedeniyle avukata kınama cezası verdi.

Bu ceza, TBB Disiplin Kurulu tarafından da şu gerekçe belirtilerek onandı:

“Hukukun hizmetinde olan avukat tüm özel yaşamında da özenli hareket etmek, mesleğin güvenirliğini şüpheli kılan, saygınlığını zedeleyen davranışlardan kaçınmak yükümlülüğü altındadır.

 

Şikayet edilen avukatın topluma açık Facebook sayfasında nedeni ne olursa olsun sinkaflı sözler söylemesi bir avukattan beklenmeyecek ağır davranış kusuru oluşturur.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2014-709

23“BANA, O…ÇOCUĞU DİYE BAĞIRDI”

“Adliye’de Baroya ait dinlenme odasına girdiğim sırada içeride oturanlardan birinin, ‘Baroda bayağı o… çocuğu var’ diye bağırdığını duydum. Bağıran kişi kapıya doğru baktığı için ‘Bana mı söylüyorsun’ diye sordum.

 

Bağıran avukat sesini daha da yükseltip yanıt verdi:

 

-Evet, sana söylesem ne olur, o… çocuğu…

 

Bu saldırı nedeniyle meslektaşım aleyhine Sulh Ceza Mahkemesi’nde kamu davası açıldı.

 

Ancak bir süre sonra bu davadaki şikayetimden vazgeçtim.

 

Küfreden avukat hakkında ertelenmiş mahkumiyet hükmü vardı çünkü.

 

Onun benim yüzünden ertelenmiş cezasını çekmesine gönlüm razı olmadı.

 

Davadan vazgeçtim ama meslektaşımı Baro’ya şikayet etmekten de geri duramadım.

 

Bir avukatın Baro odasının içinde ve başka avukatların yanında genç bir meslektaşına küfür etmesi hoşgörüyle karşılanamaz. Kendisi hakkında disiplin cezasına hükmolunması gerekir.”

Baro Disiplin Kurulu, tanık ifadelerinin şikayetçinin beyanlarını doğruladığını belirledi ve şikayetli avukata 214 lira para cezası verdi.

Bu ceza, TBB Disiplin Kurulu tarafından “üç ay işten çıkarma” cezasına çevrilerek onandı.

TBB Disiplin Kurulu, Baronun verdiği cezayı artırmasının gerekçesini özetle şöyle açıkladı:

“Meslektaşına hakaret eden avukatın disiplin sicili incelendiğinde kınama ile iki ayrı para cezası aldığı görülmektedir. Tekerrür nedeniyle para cezası değil bir üst ceza olan üç ay işten çıkarma cezasının verilmesi uygun bulunmuştur.

 

Avukatlar özellikle kamu alanlarında konuşurken ve yazarken düşüncelerini olgun ve objektif biçimde açıklamak, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan özenle kaçınmak, meslektaşlarına karşı daha duyarlı, dikkatli, saygılı olmak zorundadır.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2014-761

24“ŞEREFSİZ OLDUĞUMUZU SÖYLEDİ”

“Bıçakla yaralama suçundan yakaladığımız zanlının vekili olduğunu belirterek Müdürlüğümüze geldi.

 

Cumhuriyet Savcısı’nın sözlü talimatı gereğince zanlıyı gözaltına almamız üzerine yüksek sesle, ‘Siz kim oluyorsunuz. Ben size sormasını bilirim. Ben şimdi gidiyorum. Hepinizden hesap soracağım. Hepiniz şerefsizsiniz. Savcılığa gidiyorum. Rapor alacağım, sizinle uğraşacağım. İki şahit ile benim size ne yapacağımı göreceksiniz’ şeklinde sözler söyledi.

 

Zanlının vekili, olaya müdahale eden Asayiş Büro Amiri’ne de, ‘Ulan sen kim oluyorsun? Seninle de görüşeceğim’ dedi.”

Avukat hakkında İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde görevli bazı polisler tarafından yapılan şikayette böyle deniyordu.

Bu iddialara dayanılarak hakkında Ağır Ceza Mahkemesi’nde “görevinden dolayı kamu görevlisine hakaret” iddiasıyla kamu davası açılan avukat kendini şöyle savundu:

“Vekili olduğum kişinin gözaltına alınacağını belirtmeleri üzerine, bunun için savcıdan izin alınması gerektiğini söyledim. ‘Yetkini aştın’ diyerek üzerime yürüdüler ama vurmadılar.

 

Dışarı çıktıktan bir süre sonra kimliğimi orada unuttuğumu fark edip geri döndüm. Bu sırada etrafım 8-10 kişilik bir grup polis tarafından sarıldı ve küfürler edilmeye başlandı. Küfürle birlikte iki tane de yumruk attılar. Bilahare doktor raporu almak istedim, ancak doktorlar rapor vermekte tereddütlü davrandı.”

Mahkeme, avukatı, 5 ay hapis cezasına çarptırdı ve hükmün ertelenmesine karar verdi. Karar Yargıtay tarafından da onanarak kesinleşti.

Avukatın İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde karıştığı kavga bağlı olduğu Baro Disiplin Kurulu tarafından da incelendi ama şu gerekçeyle ceza verilmesine gerek görülmedi:

“Polisler yetki sınırlarını aşarak avukata müessir fiilde bulunmuşlardır.

 

Ayrıca, ilk hakaretin kimden geldiği tam saptanamamıştır.

 

Avukatın kendisine yöneltilen haksız fiillere tepki olarak kasıtlı olmayacak bir şekilde bazı ifadeler kullandığı anlaşılmaktadır.

 

Dolayısıyla hakkında disiplin cezası verilmesine yer yoktur.”

Baro Disiplin Kurulu’nun verdiği karar TBB Disiplin Kurulu tarafından bozuldu ve söz konusu avukata, mesleğin itibarını zedeleyecek tutum ve davranışta bulunduğu gerekçesiyle uyarı cezası verilmesi kararlaştırıldı.

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2014-782

25“ÖLDÜRÜLEN EŞİM İÇİN MAHKEMEDE ‘SAPIK’ DEDİ”

“Eşimi öldürdüğü için yargılanan sanığın avukatı, mahkemede savunma yaparken eşim için, ‘Sapık ilişkileri varmış. Su testisi su yolunda kırılmıştır’ ifadelerini kullanmış, ölünün hatırasına alenen hakarette bulunmuştur.

 

Nitekim, bu nedenle hakkında Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan kamu davasında Türk Ceza Yasası’nın 130-1, 130-1 son, 52-2 ve 3 maddeleri gereği 220 lira para cezasına çarptırılmış, bu ceza Yargıtay tarafından da onaylanarak kesinleşmiştir.

 

Mahkemenin karar gerekçesinde, ölünün hatırasına hakaret suçunun bütün unsurları ile oluştuğu belirtilmiştir.”

Baroya yansıyan şikayet özetle böyleydi.

Baro Disiplin Kurulu bu dilekçeyi incelerken şikayet edilen avukatın savunmasını da aldı.

Avukat, savunmasında özetle şunları söyledi:

“Duruşmada sarf etmiş olduğum sözler tamamen savunmaya yöneliktir ve yanında çalıştığım avukatın talimatıyla olmuştur.

 

Ben vefat edeni önceden tanımam ve herhangi bir husumetim de yoktur.

 

Dolayısıyla ölünün hatırasına hakaret kastım olamaz.”

Eylemi sabit gören Baro Disiplin Kurulu, avukat hakkında uyarma cezası verilmesini kararlaştırdı.

Bu ceza TBB Disiplin Kurulu tarafından çeşitli Yargıtay kararlarına atıfta bulunularak verilen şu kararla aynen onandı:

“İddia ve savunma hakkının kullanılması ancak meşru vasıta ve yollardan yararlanmak suretiyle olmalıdır. İddia ve savunma hakkının her türlü etkiden uzak olarak kullanılması esastır.

 

Bir davada tarafların yargı mercileri önünde iddia ve savunmalarını hiçbir endişeye kapılmadan serbestçe yapmaları gerekir.

 

Ancak bu serbesti, dava konusu olayın aydınlığa kavuşması, bir başka anlatımla hakkın meydana çıkarılmasına vesile olması amacına hizmet etmelidir. Böyle olduğu taktirde Anayasa’nın öngördüğü meşru vasıta ve yollara başvurulmuş olur.

 

Ancak o dava sebebiyle söylenmesinde ve yazılmasında yarar bulunmayan, diğer bir deyişle davanın aydınlığa kavuşmasında ve hakkın meydana çıkarılmasında hiçbir olumlu etkisi olmayan, hakareti oluşturan yazı ve sözlerin kullanılmasında meşruiyet vardır denilemez. Bu gibi durumlarda iddia ve savunma sınırı aşılmış ve dolayısıyla haysiyetler korunmamış olur.

 

Dilekçede özellikle birkaç defa kullanılan ‘..maktulün sapık ilişkileri varmış, su testisi su yolunda kırılmıştır’ sözleri savunmaya gerçekten yararlı, etkili ve hatta zaruri olmadığı gibi, hakkın meydana çıkarılmasında hiçbir olumlu etkisinin bulunmadığı, sübjektif inançla maktulün kişiliğini hedef alan, bu sebeple onu küçük düşürmeye, dürüst olmayan bir kişi olarak göstermeye yönelik sözler olduğu tartışmasızdır.

 

Gerek mahkeme kararı ve gerekse şikayetli avukatın tevilli kısmi kabulünden eylemin sabit olduğu tartışmasızdır.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2014-815

26“BANA, ‘EVLİLİK DIŞI DOĞAN ÇOCUK’ DEDİ”

“Aile Mahkemesi’nde açılan boşanma davasında eşimin avukatlığını üstlenen kişi dava sırasında bana insanlık onuruna, namus ve şerefine aykırı şekilde çirkin ve tahkir edici ifadelerde bulunmuş, ‘Madde bağımlısı anne babanın evlilik dışı çocuğudur… Annesi madde bağımlısı bir hayat sürmüş, bu nedenle bacağının biri diz üstünden kesilmiştir… Kendisinin ruhsal sıkıntıları vardır, anti-depresan ilaçlar kullanmaktadır… Öyle ki kendi kendini tokatlaması, saçını başını yolması olağan hareketleridir’ demiştir.”

Avukat, Baroya yukarıda özetlenen dilekçeyle şikayet edildi.

Baro Disiplin Kurulu bu dilekçeyi değerlendirirken şikayet edilen avukat şu savunmayı yaptı:

“Bunlar müvekkilimin el yazısıyla bana bildirdiği hususlardır.

 

Benden şikayetçi olan kişiyi daha önceden tanımam. Eşi ele ilgili takip ettiğim boşanma davası sebebiyle tanıdım. Mahkemede yaptığımız savunma mesleğin gerektirdiği zorunluluklardan ve taraflar arasındaki geçimsizlik konusunda müvekkilimin tarafıma ilettiği bilgilerden kaynaklanmıştır.

 

Şikayetçi, aynı iddiaları ileri süren eşiyle sonradan barışmış, ancak vekil olarak beni şikayet etmiştir.”

Şikayeti ve savunmayı değerlendiren Baro Disiplin Kurulu, boşanma davası sırasında karşı tarafa yaptığı ağır suçlamalar dolayısıyla avukata uyarma cezası verilmesini kararlaştırdı.

Bu ceza, TBB Disiplin Kurulu tarafından da şu gerekçe ifade edilerek onandı:

“Şikayetli avukatın kullandığı ifadelerin iddia ve savunma ile ilgisiz konulara temas ettiği, hukukçu sorumluluğu ile bağdaşmadığı, yakışıksız nitelemeler ve küçük düşürücü ifadeleri kapsadığı açıktır.

 

Şikayetçiye ‘madde bağımlısı anne babanın evlilik dışı çocuğu’, ‘annesi de madde bağımlısı bir hayat sürmüş’ ifadelerinin, hakkın ortaya çıkarılmasına, dava ile bağlantı, hukuki açıklama ilkeleri ile kesinlikle bağdaşmadığı açıktır. Bu ifadelerin müvekkilinin kendisine ilettiği bilgilerden kaynaklandığı savunmasının da TBB Meslek Kuralları 2. maddesi gereğince hukuki bir dayanağı yoktur.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2014-573

27“DİLEKÇESİNDE BANA ‘DOLANDIRICI’ DEMİŞ”

“Cumhuriyet Savcılığı’na müvekkili adına yazdığı dilekçede, ‘Sanık ticaret değil dolandırıcılık yapmaktadır. Tacir değil dolandırıcıdır. Sanık müvekkilimi dolandırmıştır’ ifadelerini kullanmıştır.

 

Bu nedenle kendisi Ağır Ceza Mahkemesi’nde de hakaret suçunu işlediği gerekçesiyle yargılanmış, sonuçta bin 500 lira adli para cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

 

Konunun Baronuz tarafından da sorgulanması gerekmektedir.”

Baroya avukatla ilgili yapılan şikayet özetle böyleydi.

Baro Disiplin Kurulu dilekçeyi gündemine aldı ve avukattan savunma istedi.

Avukat savunmasında şunları söyledi:

“Cumhuriyet Savcılığı’na verdiğim dilekçede kullanılan dolandırıcılık sözleri bir hukuki tanımlamadır. Hakaret kastım yoktur.

 

Bu sözleri kullandığım için açılan ceza davasında hükmün açıklanması geri bırakılmıştır.

 

Kesinleşmemiş cezaya dayanarak disiplin cezası verilmemesi gerekir.

 

Böyle bir ceza Anayasa’ya aykırı olur.”

Ne var ki Baro Disiplin Kurulu avukatın dilekçede kullandığı ifadelerin disiplin suçu oluşturduğu sonucuna vararak kendisine uyarma cezası verilmesini kararlaştırdı.

TBB Disiplin Kurulu, Baro Disiplin Kurulu’nun verdiği cezayı şu gerekçeyi yazarak aynen onadı:

“Gerek mahkeme kararı ve gerekse dilekçe kapsamından, şikayet dilekçesinde ‘dolandırıcı’ nitelemesinin yapıldığı tartışmasızdır.

 

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 05.07.1994 tarih ve 3448-6111 sayılı kararında, sanık avukatın dilekçesinde karşı taraf için kullanılmış olan ‘dolandırıcılık’ nitelemesini küçük düşürme ile iddia ve savunma hududunun aşılması olarak kabul etmiştir.

 

Bu nedenle Baro Disiplin Kurulu’nca eylemin disiplin suçu olduğu yönündeki hukuksal değerlendirme isabetli olup kararın onanması gerekmiştir.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2013-380

28“GÖREVİMİ YAPARKEN HAKARETE UĞRADIM”

“Avukat, mazeret dilekçesi getirmişti. Havale ettirip öyle getirmesi gerektiğini söyleyince sinirlendi, ‘Her şeyi zora sokuyorsun… Ukala ukala konuşuyorsun… Terbiyesizleşme… Seni şikayet ederim’ diye bağırmaya başladı.

 

Bu kadarla kalmadı, Yazı İşleri Müdürümüze de ‘Memurunuza terbiye verin, çok ukalalık yapıyor. Ben kendisini şikayet edeceğim’ dedi.”

Sulh Hukuk Mahkemesi’nin kâtibi Baroya avukat hakkında bu şikayette bulundu.

Diğer yandan, avukat hakkında, “görevli memura hakaret” iddiasıyla Ağır Ceza Mahkemesi’nde kamu davası da açıldı.

Bu dava sonunda avukat 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırıldı, ancak hükmün açıklanması ertelendi, avukatın 5 yıl süre ile denetime tabi tutulmasına karar verildi.

Şikayetle ilgili Baro Disiplin Kurulu’nda savunması alınan avukat şunları söyledi:

“Hakaret etmedim, şikayet edeceğim tehdidinde bulunmadım. Mazeret dilekçesini vermek istediğimde zabıt kâtibi, ‘Git önce havale al, taramadan geçir, pul da al öyle gel’ diyerek beni aşağıladı.

 

İşlemleri tamamladıktan sonra tekrar kaleme geldiğimde, ‘O dilekçeyi bana versene bakayım sen’ diyerek dilekçeyi elimden aldı ve ‘Bu dilekçe olmamış… Sen nasıl avukatsın’ diyerek hakarette bulundu.

 

Dilekçenin alındığına dair bir belge istediğimde ise ‘Dilekçen tarandı, alındıya gerek yok, defol git’ gibi sözlerle hakaretlerini sürdürdü. Bu sırada bir meslektaşım da olanlara tanıklık etti.”

Baro Disiplin Kurulu yaptığı incelemede şikayetçinin haksız davranışları ile eyleme sebep olduğu kanaatine vararak avukata disiplin cezası verilmesine gerek görmedi.

Cumhuriyet Savcılığı, Baro Disiplin Kurulu’nun kararının Avukatlık Yasası’na aykırı olduğunu ifade ederek TBB’ye itirazda bulundu.

Başvuruyu değerlendiren TBB Disiplin Kurulu, Baro Disiplin Kurulu’nun “cezaya yer olmadığına ilişkin kararını” uyarma cezası olarak değiştirdi.

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2013-640

29“KÜFÜR ETTİ, YUMRUK ATTI”

“Babama ait şirket binasına haciz memuru ile birlikte gelen avukat, itirazım üzerine, ‘Burayı haciz edeceğiz. Donuna kadar alacağız. Boşuna uğraşma… Çocuklarla mı uğraşacağız… S…tir git, o… çocuğu” şeklinde küfürler ettiği gibi beni itip yumruk attı.

 

Konunun Baronuzca değerlendirilmesini istiyorum.”

Avukatla ilgili Baroya yapılan şikayet özetle böyleydi.

Avukat ise olayı şöyle anlattı:

“Şikâyetçi şahıs haciz esnasında saldırgan hareketlerle haczi engellemeye çalıştı. Bu husus icra memuru tarafından düzenlenen zapta da yazıldı. Hakaret ve fiili saldırıya maruz kaldım.

 

Olay mahalline jandarma almadan gitmiştik. Yapılan saldırıyı orada bulunan inşaat işçileri büyümeden ayırdılar. Daha sonra çağrımız üzerine jandarma geldi ve onların koruması altında haciz zaptını tutabildik ama muhafaza işlemini gerçekleştiremedik.

 

Haczi engellemeye çalışan ve bana hakaret ve fiili saldırıda bulunan kişi hakkında Sulh Ceza Mahkemesi’ne açtığım davada kendisi hakaretten 5 ay 15 gün, basit yaralamadan ise 5 ay hapis cezası aldı, bu cezalar ertelendi.”

Şikayeti değerlendiren Baro Disiplin Kurulu avukata kınama cezası verilmesini kararlaştırdı.

TBB Disiplin Kurulu ise şu gerekçeyle avukatın cezasını kınamadan uyarmaya çevirdi:

“Avukat, yabancı bir haciz mahalline, güvenlik güçlerinin korumasında gitmeye özen göstermeli, kendisine yapılan sözlü ve bedensel saldırıların tüm meslek mensuplarına yapıldığı, ok yaydan çıktıktan sonra alınacak önlemlerin giden meslek onurunu geri getirmeyeceği inancında olmalıdır.

 

Baro Disiplin Kurulu’nun şikâyetli avukatın eyleminin disiplin suçu olduğuna ve Avukatlık Yasası’nın 34, 134 ve TBB Meslek Kurallarının 3, 4, 5, 6. maddelerine aykırı bulunduğuna ilişkin hukuksal değerlendirmesi yerinde ise de şikâyetli avukatın yabancı bir haciz mahallinde sözlü ve bedensel saldırıya maruz kaldığı gerçeği de göz önünde bulundurulmalı, Avukatlık Yasası 158. maddede bildirilen ilkeler de değerlendirilerek eylemle ceza arasında adaletli bir denge kurulmalıdır.

 

Bu nedenlerle şikâyetli avukatın kınama cezasının uyarma cezasına çevrilmek suretiyle kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2015-101

30“TABANCAYI ÇIKARIP BAĞIRDI”

“Borcum nedeniyle haciz yapılacaktı. Hemen İcra Müdürlüğü’ne gittim. Burada alacaklı tarafın avukatıyla karşılaşıp tartışmaya başladık.

 

Bu sırada avukat belinden tabancasını çıkarttı, ‘Üstüme gelme İsrafil Bey’ diye bağırdı. Orada bulunan polis memurunun müdahalesiyle olayın daha vahim bir boyut kazanması önlendi.

 

Avukat hakkında Ağır Ceza Mahkemesi’nde silahla tehdit iddiasıyla kamu davası açıldı. Dava sonunda avukat 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırıldı ancak hükmün açıklanması ertelendi.”

Avukatla ilgili Baroya yapılan şikayet böyleydi.

Şikayet edilen avukatın vekili gerek mahkemede gerekse Baro Disiplin Kurulu’nda şu savunmayı yaptı:

“Olay mahallinde bulunan polis memurunun yeminli beyanında da görüleceği üzere, şikayetli avukat silahını çekmesine karşın şarjörünü çıkararak İcra Müdürü’nün masasına koymuştur.

 

Tehdit amacı olsa bu hareket yapılmaz ve silah hedefe gösterilirdi.

 

Söz konusu eylemin amacı, tartışmanın daha da büyümesini önlemektir.

 

Nitekim silahın çıkarılmasından sonra polis memuru onu alarak beline takmış, şarjörü de cebine koymuştur.”

Baro Disiplin Kurulu, tarafların beyanlarını değerlendirdikten sonra şikayetli avukata 6 ay işten çıkarma cezası verilmesine karar verdi.

TBB Disiplin Kurulu ise, Baro Disiplin Kurulu’nun verdiği cezayı şu gerekçeyle fazla bularak kınama cezası olarak değiştirdi:

“Ceza verilirken objektif olunmalı, eylemle tayin edilen ceza arasında adaletli bir denge sağlanmalıdır. Şikayetli avukat ile borçlu arasındaki tartışmaya tanık olan polis memurunun beyanları, tabancanın tehdit amacıyla çekilmediğini, şarjörü çıkarılarak masanın üzerine konulduğunu göstermektedir.

 

Dolayısıyla avukata 6 ay işten çıkarma cezası verilmesine ilişkin Baro Disiplin Kurulu kararının kınama cezasına çevrilerek kabulüne karar verilmiştir.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2013-654

31“BANA ‘SEN KAŞINIYORSUN’ DEDİ”

“İstanbul 7. İcra Müdürlüğü’ndeki bir dosyayla ilgili olarak borçlunun ikametgahında haciz işlemi uyguladığım sırada gelen avukat bana, ‘Buranın borçlu ile ilgisi yok. Kapıyı açtıramazsın… Açtırabiliyorsan açtır… Arabayı burada bırakmayın, yoksa ben ona zarar verebilirim… Ben seninle yarın dairede görüşürüm, bunların hesabını sorarım… Müdürünüzü de tanıyorum… Değişik bir şekilde seninle görüşeceğim… Savcılığa suç duyurusunda bulunmazsan şerefsiz adamsın… Sen kaşınıyorsun, ben kaşımasını iyi bilirim… Seninle hesaplaşırız’ dedi.

 

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada avukat ‘memura mukavemet ve hakaret’ suçlarından dolayı 6 ay 20 gün hapis cezasına çarptırıldı, ancak ceza ertelendi.”

İstanbul Barosu’na yansıyan şikayet böyleydi.

Şikayet, Baro Disiplin Kurulu’nda ele alındı. Bu aşamada avukat, “Olay yerinde avukat sıfatıyla bulunmuyordum, görevli değildim” dedi.

Savunması inandırıcı bulunmadı ve kendisine kınama cezası verilmesi kararlaştırıldı.

Bu ceza TBB Disiplin Kurulu tarafından da şu gerekçeyle aynen onandı:

“Avukatlık Yasası’nın 34’üncü maddesine göre, avukatlar yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmakla yükümlüdürler.

 

TBB Meslek Kurallarının 4. maddesine göre, avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır. Avukat özel yaşamında da buna özen göstermekle yükümlüdür. Sonuç olarak, İstanbul Barosu Disiplin Kurulu’nun şikayetli avukat hakkında kınama cezası verilmesine ilişkin kararının onanmasına oybirliği ile karar verildi.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2015-374

32“BİZE SÖVDÜ VE HAKARET ETTİ”

“Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen kamu davasında sanık avukatlığını yapan kişi, duruşma salonundan çıktıktan sonra mahkeme kaleminin önünde davaya müdahil olarak katılan biz avukatlara, “Memlekette ne çok şerefsiz varmış… A…koyacağım bu şerefsizlerin” diyerek sövmüş ve hakarette bulunmuştur. Avukatlık Yasası ve Avukatlık Meslek Kuralları çerçevesinde kendisinin cezalandırılmasını istiyoruz.”

Ankara Barosu’na verilen yukarıdaki dilekçede 10 avukatın imzası vardı. Şikayet ettikleri kişi ise bir meslektaşlarıydı.

Baro Disiplin Kurulu bu dilekçeyi görüşürken şikayet edilen avukatın savunmasını aldı.

Avukat iddiaların doğru olmadığını, duruşma salonundan çıktığında dışarısının çok kalabalık olduğunu, orada birtakım kişilerin saldırısına uğradığını, ancak kendisinin küfür etmediğini, müdahil vekilleriyle yüz yüze dahi gelmediğini söyledi.

Disiplin Kurulu, olay sırasında orada bulunan bazı tanıkları da dinledi ve sonuçta şikayeti haklı bularak meslektaşlarına küfrettiği kanaatine vardığı avukata kınama cezası verdi.

Söz konusu ceza TBB Disiplin Kurulu tarafından da şu gerekçeyle aynen onandı:

“Avukatlık Yasası, avukatların yüklendikleri görevi bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmakla yükümlü olduklarını belirtmektedir.

 

Ayrıca TBB Meslek Kurallarının 5. maddesine göre de avukat, yazarken de, konuşurken de düşüncelerini olgun ve objektif bir biçimde açıklamalıdır. Mesleki çalışmasında avukat hukukla ve yasalarla ilgisiz açıklamalardan kaçınmalıdır.

 

Bu nedenlerle Baro Disiplin Kurulu’nun kınama cezası verilmesine ilişkin kararında hukuki isabetsizlik görülmemiş ve kararın oybirliği ile onanmasına karar verilmiştir.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2007-391

33“BANA ‘HIYAR’ DİYE BAĞIRDI”

“Zonguldak Emirgan Oteli’nde düzenlenen 1. Uluslararası Kamu Avukatları Sempozyumu kokteylinde bir avukat meslektaşımın ağır hakaretine maruz kaldım.

 

Daha önce tanışmadığım meslektaşım kokteylde arkadaşlarla sohbet ettiğimiz bir sırada ‘Kes lan hıyar’ diye bağırdı.

 

Aşağılayıcı, onur kırıcı böyle bir hitap tarzını kabul etmem mümkün değildir.

 

Meslektaşımın Avukatlık Yasası ve TBB Meslek Kuralları gereğince kovuşturmaya uğraması ve kendisine hak ettiği disiplin cezasının verilmesi gerekir.”

Zonguldak Barosu’na yapılan şikayette özetle bu ifadeler yer alıyordu.

Baro Disiplin Kurulu şikayeti değerlendirirken suçlanan avukatın savunmasını aldı.

Avukat özetle şunları söyledi:

“Olay günü kokteylde arkadaşlarımla bir masa etrafında konuşurken yanımızda bulunan ve yabancı olduklarını tahmin ettiğim kişilere kenarda kalmamalarını, kendilerine katılmalarını söyledim. Bunu yaparken amacım samimiyet ve misafirperverlik göstermekti. Bu davetimin ardından masalar birleştirildi. Ancak şikayetçi ve arkadaşları buna tepki gösterdi. Bunun üzerine kendilerinden özür diledim. İddia olunan sözleri sarf etmedim.”

Bu savunma üzerine Baro Disiplin Kurulu meslektaşına hakaret ettiği iddia edilen avukata herhangi bir disiplin cezası uygulanmasına gerek görmedi.

Söz konusu karar üzerine hakarete uğradığını iddia eden avukat bu defa TBB Disiplin Kurulu’na başvurdu, konunun değerlendirilmesini ve hakareti yapan avukata gerekli cezasının verilmesini istedi.

TBB Disiplin Kurulu, Zonguldak Barosu Disiplin Kurulu’nun verdiği kararı şu gerekçeyle bozdu ve arkadaşına hakaret ettiği belirtilen avukata kınama cezası verdi:

“Dosyadaki bilgi ve belgelerden ve özellikle dinlenilen avukat tanıkların ifadelerinden, şikayetlinin, şikayetçi avukata disiplin kovuşturmasına konu sözleri söylemiş olduğu anlaşılmaktadır.

 

Bir avukatın, meslektaşına, hatta her kim olursa olsun ‘Kes lan’, ‘Hıyar’ gibi aşağılayıcı sözlerle hitap etmesi mesleğin saygınlığına uygun düşmediği gibi aynı zamanda muhatabını toplum içinde küçük düşürmeye yönelik bir harekettir.

 

Sonuç olarak, şikayetçinin itirazının kabulü ile Zonguldak Barosu Disiplin Kurulu’nun disiplin cezası verilmesine yer olmadığına ilişkin kararının kaldırılmasına ve şikayetli avukatın kınama cezası ile cezalandırılmasına toplantıya katılanların oybirliğiyle karar verildi.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2008-357

34“ÜSTÜME YÜRÜYÜP BENİ TOKATLADI”

“Kartal 2. Noterliği’nde Başkatip olarak çalışıyorum.

 

Noterliğimize kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapmak üzere arsa sahibi ile inşaatı yapacak kişi avukatlarıyla birlikte geldiler.

 

Görevimin gereği olarak sözleşmenin neler getirdiğini, imza sahiplerini hangi yükümlülükler altına soktuğunu iki tarafa da anlattım.

 

Tarafların avukatları bundan rahatsızlık duydular. Aramızda kısa bir tartışma oldu.

 

Sonuçta bir taraf sözleşme yapmaktan vazgeçtiğini belirterek noterlikten ayrıldı.

 

Bunun üzerine avukatlardan biri üstüme yürüyerek beni tokatladı.”

Noter Başkatibi, Cumhuriyet Savcılığı’na yaptığı suç duyurusunda özetle böyle diyordu.

Bu şikayete dayanarak açılan kamu davası sonucu Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan avukat 54 gün adli para cezasına çarptırıldı. Bu ceza yapılan indirimlerle 45 gün adli para cezasına çevrildi.

Avukatın Başkatibi tokatlama eylemi Baro Disiplin Kurulu’nda da ele alındı.

Kurul, şikayeti incelerken, Noter Başkatibi’nin avukatlara çıkıştığını ve “Siz iki avukat bir araya gelip üç kağıtçılık yapıyorsunuz” dediğini belirledi ve şikayetli avukata sadece uyarma cezası verdi.

Cumhuriyet Savcılığı cezayı az buldu ve TBB Disiplin Kurulu nezdinde itiraz etti.

İtirazı değerlendiren TBB Disiplin Kurulu şu gerekçeyle Baro Disiplin Kurulu’nun verdiği cezayı kınamaya çevirdi:

“Şikayetli avukatın, şikayetçi Noter Başkatibi’nin, kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki beyanları diğer tarafa anlatması nedeniyle sinirlenerek memura görevi nedeniyle tokat atmak suretiyle etkili eylemde bulunması, kesinleşen mahkeme kararına göre suç olmanın yanısıra Avukatlık Yasası’nın 34. maddesi ile TBB Meslek Kurallarının 3 ve 4. maddelerine de aykırıdır ve disiplin suçu oluşturmaktadır.

 

Bu tür eylemlerde en az kınama cezası tayini gerektiği halde Baro’nun uyarma cezası tayininde hukuki isabet görülmemiş, uyarma cezasının kınama cezasına çevrilmesi suretiyle kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2011-100

35“KORKUTMA AMAÇLI MEKTUPLAR GÖNDERDİ”

“Müvekkilim hakkında başlatılmış herhangi bir icra takibi olmadığı halde Baronuza kayıtlı meslektaşım vasıtasıyla kendisine 40 tane ihbar mektubu gönderilmiş, borcunu ödemesi istenmiştir.

 

Mektuplarda ‘Haciz uygulama imkanına, yetkisine ve gücüne sahip bulunmaktayız’ ve ‘yıkıcı kararlar almak’ gibi hukukta yer almayan ibareler kullanılmıştır.

 

İmzasız olan bu mektuplar içerik itibariyle bilgilendirme değil korkutma amaçlıdır.

 

Son dönemlerde aynı amaçlı SMS’ler de gönderilmiştir.”

Baroya verilen şikayet dilekçesi özetle böyleydi. Ekinde, şikayet edilen avukatın gönderdiği mektuplar da yer alıyordu.

Baro Disiplin Kurulu, şikayeti inceledikten sonra şu sonuca vardı:

“Mektuplarda borcun ödenmemesi durumunda ‘hapsen tazyik’ gibi korku verici ibareler kullanılmıştır.

 

Ayrıca borcun taksitler halinde ödenmesinin mümkün olmadığı gibi yasaya aykırı ifadeler de yazılmış, endişe verici bir ortam yaratılmıştır.

 

Dolayısıyla şikayetli avukatın eylemleri kınama cezasını gerektirmektedir.”

Baro Disiplin Kurulu’nun kararı TBB Disiplin Kurulu’nca da şu gerekçe belirtilerek onandı:

“Şikayetli avukat tarafından baskı içerikli yazılar gönderildiği dosya kapsamı ile tartışmasızdır.

 

Borçluya takip öncesi uyarı mektubu gönderilebilir ancak bu asla baskı ve tehdit içerikli olamaz.

 

Bu nedenlerle eylemin disiplin suçu olduğuna ilişkin Baro Disiplin Kurulu kararı hukuken isabetlidir. Şikayetli avukatın itirazının reddi ile verilen kınama cezasının onanması gerekmiştir.”

TBB Disiplin Kurulu Kararı: 2014-390

36“GÖREVDEN ALDIRMA TEHDİDİNDE BULUNDU”

“Sep İnşaat Şirketi’nin vekili avukat, Etikrom A.Ş aleyhine mahkememizde açtığı davayla ilgili olarak bana telefon açtı ve görüşmek istediğini söyledi. Bu konuda kendisiyle görüşmemin mümkün olmadığını ifade ettim. Bunun üzerine, ‘Etikrom’un avukatıyla birçok defa değişik yerlerde yemek yiyorsun da benimle niçin telefonla konuşmuyorsun. Konuşmak zorundasın. Şu an Yargıtay’a gidiyorum, Yargıtay Başkanı ile bu konuyu görüşeceğim. Seni görevden aldıracağım’ dedi. Söz konusu avukatın şahsıma karşı tehdit ve hakarette bulunduğunu düşünüyorum.”

Avukatla ilgili yukarıda yazılı şikayeti, Kovancılar Asliye Hukuk Mahkemesi Hakimi, Cumhuriyet Savcılığına yapmıştı.

Şikayeti değerlendiren Cumhuriyet Savcılığı, avukat hakkında Elazığ Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açtı.

Dava sonunda avukat tehdit suçunu işlemekten para cezasına çarptırılırken, hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı dikkate alınarak bu konudaki suçlamadan beraatine karar verildi.

Ankara Barosu Disiplin Kurulu da harekete geçti ve hakime telefonda söylediği sözler nedeniyle avukata kınama cezası verdi.

Avukat, disiplin cezasına TBB Disiplin Kurulu nezdinde itiraz etti. İtiraz dilekçesinde, hakimin, davayla ilgili delil listesi ibrazına ilişkin taleplerini reddetmesi üzerine kendisiyle görüşmek istediğini, daha önce de hakimin avukatlarla hukuki konularda fikir alışverişinde bulunduğuna tanık olduğunu ifade etti, konuyu Yargıtay’a intikal ettireceğini söylediğini, ancak görevden aldıracağı şeklinde bir beyanının olmadığını kaydetti.

TBB Disiplin Kurulu, Ankara Barosu Disiplin Kurulu’nun verdiği kınama cezasını şu gerekçeyle aynen onadı:

“Haksız bir karara karşı direnmek avukatın en doğal hakkı olduğu kadar görevidir de. Ancak bu hakkını kullanırken karşı tarafı tehdit gibi, yasal olmayan, hukuka aykırı, itiraz ve savunmanın özüyle ilgisi bulunmayan yollara başvurması da kabul edilebilir bir davranış biçimi değildir.

 

Şikayetlinin eylemi Avukatlık Yasası’nın 34. maddesinde düzenlenen, avukatların, unvanın gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranma yükümlülüğüne aykırıdır.

 

Ayrıca, TBB Meslek Kurallarının 17. maddesinde ifade edilen hakim ve savcı ilişkilerinde ölçülü davranılması, karşılıklı saygı ilkelerine uyulması gereğine de uygun düşmemektedir.

 

Bu nedenlerle Ankara Barosu Disiplin Kurulu’nun değerlendirmesinde ve takdir ettiği disiplin cezasında hukuki isabetsizlik görülmemiş ve kararın onanması gerekmiştir.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2008-363

37“DURUŞMAYA GECİKİNCE BİZE SİNKAFLI KÜFÜR ETTİ”

“Burdur Barosu’na bağlı avukat, mahkememizde görülmekte olan bir davaya katılmak için geldi. Ancak dava saatini geçirmiş ve duruşma yapılmıştı. Buna çok sinirlenen avukat bize hitaben, ‘Ne biçim yer burası… Ne biçim adamsınız? Geçmişinizi sinkaf edeyim. Böyle işin geçmişini sinkaf edeyim’ diye bağırmaya başladı.”

Burdur’a bağlı Tefenni ilçesinde Sulh Hukuk Mahkemesi’nin kaleminde çalışanlar, kendilerine küfrettiği gerekçesiyle avukat hakkında yukarıdaki tutanağı düzenledi.

Bu tutanakta yer alan küfürler nedeniyle avukat hakkında Burdur Ağır Ceza Mahkemesi’nde “kamu görevlilerine hakaret ettiği” gerekçesiyle dava açıldı.

Dava sonunda avukatın söz konusu küfürleri ettiği sabit görüldü ve kendisine 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası verildi. Ancak mahkeme sanığın sabıkasının olmadığını göz önüne alarak hükmün açıklanmasını erteledi.

Avukatın, mahkeme kaleminde çalışanlara yaptığı küfür Burdur Barosu Disiplin Kurulu tarafından da mercek altına alındı.

Şikayetli avukat kendini şöyle savundu:

“Ben mahkeme kaleminde müvekkillerime sitem ediyordum. Kalemde çalışanlar yanlış anlamış. O personelle yıllardan beri saygı ve sevgi çerçevesinde süren dostluklarım bulunmaktadır.”

Savunma inandırıcı bulunmadı, avukatın kınama cezası ile cezalandırılmasına karar verildi.

Söz konusu karar TBB Disiplin Kurulu tarafından da şu gerekçeyle aynen onandı:

“Şikayetli avukatın mahkeme kalemi görevlilerine hakaret ettiğine ilişkin mahkeme yargısını ve kabulünü nazara almak ve doğru kabul etmek zorunluluğu bulunmaktadır.

 

Avukatlar, mahkeme kalemlerinde, icra dairelerinde ve her türlü mercilerde çalışan görevlilerle olan ilişkilerinde meslek onuruna ve ağırbaşlılığına uygun tutum ve davranış göstermelidir.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2009-111

38“SÖZLEŞMEYE UYMADI, BİZİ MAĞDUR ETTİ”

“Bir şirketten 937 bin 500 dolar alacağımız vardı.

 

Bunun tahsili amacıyla anlaştığımız avukata açacağı davanın harç ve masraflarını karşılaması için 10 bin lira ödemede bulunduk.

 

Sonradan öğrendiğimize göre, Asliye Ticaret Mahkemesi’ne alacağımızın tümü için değil sadece 40 bin liralık bölümü için dava açılmış. Bunun için sadece 558 lira harcama yapılmış.

 

Avukatımızın mahkemenin tayin ettiği bilirkişilerin ücretlerini de ödemediğini öğrendik.

 

Yazılı sözleşmede açıkça belirtildiği halde dava safahatı hakkında bize yazılı bilgi de verilmedi.

 

Bunun üzerine kendisini vekaletten azlettik ve hakkında şikayette bulunmaya karar verdik.”

Şikayetçi şirket, Baroya yaptığı başvuruda özetle bunları söyledi.

Söz konusu avukat, Baro Disiplin Kurulu’na verdiği savunmada, şikayetçi şirket tarafından haksız yere “günah keçisi” ilan edildiğini, bir kabahatinin olmadığını iddia etti.

Baro Disiplin Kurulu, yaptığı incelemenin ardından şu sonuca vardı:

“Şikayetli avukatın gereğinden fazla avans aldığı, aldığı avans hakkında hesap vermediği, uhdesinde avans olmasına karşın mahkemece takdir olunan bilirkişi ücretini yatırmadığı, sözleşme ile kararlaştırılmış olmasına karşın dava safahatı hakkında bilgi vermediği dosya kapsamı ile tartışmasızdır.

 

Avukatın 214 lira para cezası ile cezalandırılması uygun bulunmuştur.”

Şikayetli avukat bu karara TBB Disiplin Kurulu nezdinde itiraz etti, ancak itirazı reddedildi, 214 liralık para cezası onandı.

TBB Karar No : 2014-364

39“BORCU ÖDEDİK AMA TAKİBİ DURDURMADI”

“Alacaklı işçilerin vekili olan avukat borçlu olan şirketimiz aleyhine İcra Müdürlüğü’nde takip başlattı.

 

Ancak bir süre sonra önce 2 milyon 352 bin lira, sonra da 1 milyon 719 bin lirayı ödedik. Tüm borçlarımızı temizledik.

 

Bu ödemeyle birlikte alacaklıların avukatı ile 2 adet sulh ve ibra protokolü imzaladık.

 

Buna karşın avukat icradaki dosyaları takipten vazgeçmedi, aynen sürdürdü, mağduriyetimize neden oldu.

 

Avukatlık Yasası ve Avukatlık Meslek Kuralları çerçevesinde cezalandırılmasını talep ediyoruz.”

Avukat hakkındaki şikayette özetle böyle deniyordu.

Baro Disiplin Kurulu şikayeti inceledi ve avukata kınama cezası verilmesini kararlaştırdı.

Bu karar verilirken avukatın daha önce bir kınama cezasının bulunması da dikkate alındı.

Baro Disiplin Kurulu’nun verdiği kararın TBB Disiplin Kurulu’nda görüşülmesi sırasında avukat şu savunmayı yaptı:

“Tarafıma isnat edilen suçlamalar gerçeğe aykırıdır ve gerekçesizdir.

 

Şikayetçi şirketin ‘Şikayetten Vazgeçme ve İbraname’ başlıklı belgesi değerlendirilmeden verilen disiplin cezasının kaldırılması gerekir.”

Bu itiraza karşın TBB Disiplin Kurulu, Baro Disiplin Kurulu’nun verdiği cezayı aynen onadı.

Onama kararında şu ifadeler yer aldı:

“Dosya kapsamına göre tüm alacakların ödenmesine ve karşılıklı olarak ibralaşılmasına karşın ödemelerin dosyasına beyan edilmeyerek takibe devam edildiği görülmektedir.

 

Avukatlar özen ve doğruluk kurallarına göre hareket etmek, kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde sadakatle davranmak, mesleğin itibarını sarsacak her türlü davranıştan kaçınmak zorundadır.

 

Bu nedenle Baro Disiplin Kurulu’nun şikayetli avukatın eyleminin disiplin suçu olduğuna ve Avukatlık Yasası’nın 34, 134 ve TBB Meslek Kurallarının 3 ve 4’üncü maddelerine aykırı bulunduğuna ilişkin hukuksal değerlendirmeleri yerindedir.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2014-865

40“YANLIŞLIKLA HACİZ UYARISI GÖNDERDİ”

“Posta yoluyla gelen zarfın üzerinde ‘Dikkat! Bu zarfta hacizden önce son uyarı ve ödemeye davet mektubu vardır’ yazıyordu.

 

Heyecanla zarfı açtım ve okumaya başladım. Bir avukat bürosundan gönderilen yazıda borcum nedeniyle İcra ve İflas Yasası’nın ilgili maddeleri gereğince hakkımda icra takibi başlatıldığı ifade ediliyor, bu borcun 7 gün içerisinde ödenmemesi halinde üzerime kayıtlı gayrimenkuller ile araçlara, banka hesaplarına, ortak olduğum şirketlerdeki hisselere, eğer çalışıyorsam aldığım maaş veya ücrete haciz konulacağı belirtiliyordu. Yazıda haciz için evime de gelineceği, kapının kapalı olması halinde polis ve çilingir marifetiyle açılıp eşyaların yediemin deposuna teslim edileceği, tüm bunların yanı sıra hapsen tazyik davası açılacağı da kaydediliyordu.

 

Kimseye borcum olmadığı için böyle bir mektup karşısında büyük şok yaşadım.

 

Sonra anlaşıldı ki benimle aynı adı taşıyan birine gönderilmesi gereken yazı bana gönderilmiş.

 

Avukatın özensiz ve dikkatsiz tutumu yüzünden günlerce huzurum kaçtı.

 

Kendisinden şikayetçiyim.”

Avukatla ilgili Baroya verilen dilekçede yukarıdaki ifadeler yer alıyordu.

Şikayet edilen avukat, Baro Disiplin Kurulu’nda şu savunmayı yaptı:

“Ağırlıklı olarak icra hukuku alanında faaliyet gösteriyorum.

 

Takip ettiğim icra dosyalarıyla ilgili olarak borçlulara belli aralıklarla ihtar amacına yönelik kısa mesaj ve mektuplar gönderiyorum.

 

Bu mesaj ve mektupların amacı borçlulara borçlarını ödeyebilme için fırsat tanımaktır.

 

Şikayete konu mektup kasıt sonucu değil sehven gönderilmiştir. Bu mektup nedeniyle şikayetçi ve ailesi herhangi bir zarara uğramamıştır.”

Baro Disiplin Kurulu, şikayetli avukata kınama cezası verilmesini kararlaştırdı.

Bu ceza, TBB Disiplin Kurulu tarafından da şu gerekçeyle aynen onandı:

“Şikayetli avukat, borçlu olup olmadığını dahi özenli olarak araştırmadan şikayetçiye uyarı mektubu göndermiştir.

 

Tehdit içerikli bu mektubun tüm borçlulara gönderildiği anlaşılmaktadır.

 

Avukatlar özen ve doğruluk kurallarına göre hareket etmek, mesleğin itibarını sarsacak her türlü davranıştan kaçınmak zorundadır.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2014-599

41“BANA 4 BİN LİRA VERDİ, 8 BİN LİRAYI KENDİ ALDI”

“İhbar, bayram tatili ve fazla mesai kalemlerinden oluşan alacağımın tahsili için icra takibini yapan avukatım, borçlu işyerinden önce 6 bin 582 lira, ardından 5 bin 623 lira olmak üzere toplam 12 bin 205 lira tahsil etmesine karşın bana sadece 4 bin lira ödemede bulundu, 8 bin 205 lirayı avukatlık ücreti olarak alıkoydu.

 

Yaptığım itirazlar sonuç vermedi, imzalanan sözleşmenin bunu gerektirdiğini ifade etti.”

Avukat hakkında Baroya yapılan şikayet böyleydi.

Avukat, Baro Disiplin Kurulu’nda yaptığı savunmada şunları söyledi:

“Şikayette bulunan kişi ile sözleşme imzaladık. Aldığım ücret fazla değildir, bunun gereğidir. Ortada usulsüzlük yoktur.”

Baro Disiplin Kurulu, Avukatlık Yasası ve Avukatlık Meslek Kuralları çerçevesinde aldığı ücretin fazla olduğuna kanaat getirerek avukata uyarma cezası verdi.

TBB Disiplin Kurulu da şu gerekçeyle söz konusu cezayı aynen onadı:

“İş sahibi asla ve asla elde edeceği değerin büyük bir kısmını avukata ödemeyi kabul etmez.

 

Açacağı davada kazanacağı değerin olayımızda olduğu gibi yüzde 75’ine yakın bir kısmın avukata verileceğini kabul, avukatlık mesleğinin kamusal yönünü tamamen unutmak olur.

 

Onun içindir ki yasa koyucu nispi ücreti vekalete tabi davalarda yüzde 25 olarak öngörmüş, aksine yapılan sözleşmeleri yüzde 25 oranında geçerli olarak kabul etmiştir.

 

Şikayetli avukatın bu nedenle savunması yasaya aykırıdır.

 

Baro Disiplin Kurulu tarafından yapılan hukuksal değerlendirme yerinde bulunmuştur.”

TBB Disiplin Kurulu Kararı: 2013-652

42“BORÇLA İLGİSİZ KİŞİLERE İHBARNAME GÖNDERİLDİ”

“Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yönetim Kurulu üyesiyim. Babama ait bir borç nedeniyle bana ve Yönetim Kurulu’ndaki diğer üyelere haciz ihbarnamesi gönderen avukattan şikayetçiyim. Babamın borcuyla benim ve çalıştığım kurumdaki Yönetim Kurulu üyelerinin fiili ve hukuki hiçbir ilişkisi yoktur.”

İstanbul Barosu’na yapılan şikayet böyleydi.

Bu şikayet Baro Disiplin Kurulu’nda görüşülürken avukat kendini şöyle savundu:

“Yaptığım işlem tamamen usul ve yasalara uygundur. Avukat olarak sadece talepte bulundum. İcra işlemini icra memuru yapar. Yani benim gönderdiğim ihbarnameler nedeniyle doğan herhangi bir mağduriyet yoktur. Şikayetçinin taciz edilmesi söz konusu değildir.”

Şikayeti ve savunmayı değerlendiren Disiplin Kurulu, avukata uyarma cezası verilmesini kararlaştırdı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bu cezaya TBB Disiplin Kurulu nezdinde şu gerekçeyle itiraz etti:

“Avukatlık Yasası’na göre, avukatların hak ve ödevleriyle ilgili esaslara uymayanlara ilk defasında en az kınama cezası verilmesi gerektiği halde uyarma cezası verilmiştir. Karar gözden geçirilmelidir.”

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazını yerinde bulan TBB Disiplin Kurulu uyarma cezasını kınama cezasına çevirerek kabul etti.

Kararda şu ifadeler dikkat çekti:

“Dosyadaki bilgi ve belgelerden, icra takibinde borçlu olan şahsın oğlu olan şikayetçinin çalıştığı Diyanet İşleri Başkanlığı Yönetim Kurulu üyelerine şikayetli avukatın haciz ihbarnamesi çıkardığı, haciz ihbarnamesi çıkarılan şahıslarla icra takibinin borçlusu olan şahıs arasında fiili ve hukuki ilişki bulunmadığı, haciz ihbarnamesinin çıkarılması ile şikayetçinin çalıştığı kurumda zora sokulmuş olduğu anlaşılmıştır.

 

Şikayetlinin eylemi, yasanın avukata tanıdığı bir hakkın suiistimali olmakla eylem Avukatlık Yasası’nın 34. maddesine ve TBB Meslek Kurallarının 3 ve 4. maddelerine aykırı olup disiplin suçunu oluşturmaktadır.

 

Bu nedenlerle, eylemin disiplin suçunu oluşturduğuna ilişkin Baro Disiplin Kurulu’nun değerlendirmesinde hukuki isabetsizlik görülmemiş ise de, kınama cezası tayini gerekirken, uyarma cezası tayini doğru bulunmamış, uyarma cezasının kınama cezasına çevrilmesi suretiyle kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2005-430

43“HACİZLİ OTOMOBİLİ TEMİZ DİYE ALDIRDI”

“Samsun Barosu’na bağlı olarak faaliyet gösteren avukat, 05 DR 583 plakalı otomobili 8 bin 660 lira bedelle benim almamı sağladı. Bu sırada otomobilin üzerinde kısıtlama ve haciz olmadığını net biçimde ifade etti.

 

Ne var ki daha sonra otomobilin bir borç nedeniyle haczedildiği ve yediemine teslim edildiği anlaşıldı.

 

Mağduriyetime neden olan avukatın cezalandırılmasını istiyorum.”

Avukat hakkında yapılan şikayet böyleydi.

Samsun Barosu Disiplin Kurulu, şikayeti değerlendirirken söz konusu avukatın daha önce işlediği bir suç nedeniyle 3 yıl işten yasaklanma cezası aldığı, buna karşın avukatlık yapmaya devam ettiğini tespit etti.

Bu arada, avukatın hacizli malın satışına yol açtığı gerekçesiyle Ankara 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dolandırıcılık iddiasıyla yargılanmasına da başlandı.

Baro Disiplin Kurulu, daha önce 3 yıl işten yasaklanma cezası verildiğini dikkate alarak avukatın meslekten ihraç edilmesine karar verdi.

TBB Disiplin Kurulu’na itirazda bulunan avukat, hakkındaki ceza davasının devam ettiğini bildirdi, o dava bitmeden meslekten ihraç edilmesinin haksız olduğunu savundu.

Bu itirazı değerlendiren TBB Disiplin Kurulu, avukat hakkında Baro Disiplin Kurulu’nun verdiği meslekten ihraç kararını kaldırdı, ceza davasının sonucunun beklenmesini, daha sonra yeni bir değerlendirme yapılmasını, bu arada avukatın tedbiren işten yasaklanmasını kararlaştırdı.

TBB Disiplin Kurulu söz konusu kararı verirken şu gerekçeyi ifade etti:

“Avukatlık Yasası’nın 140/2 maddesi, disiplin işlem ve kararına konu teşkil edecek bir eylemde bulunmuş olan avukat hakkında, aynı eylemden dolayı ceza mahkemesinde dava açılmış ise, disiplin kovuşturmasının ceza davasının sonuna kadar bekletilmesine hükmetmektedir.

 

Baro Disiplin Kurulu’nun yasanın açık hükmüne karşın ceza davasının sonucunu beklemeden verdiği meslekten ihraç kararında bu nedenle hukuki isabet bulunmamaktadır.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2007-66

44“İMZAMIN FOTOKOPİNİ ÇEKİP ÜSTÜNÜ DOLDURDU”

“Vekilim sıfatıyla yaptığı icra takiplerinde tahsil ettiği paraları bana ödemeyerek uhdesinde tuttu.

 

Bu kadarla kalmadı, imzamı taşıyan bir belgedeki imza kısmının fotokopini çektirerek üst kısmını vekalet borcum olduğuna dair beyanla doldurdu.

 

Kendisi hakkında söz konusu eylemler nedeniyle Kadıköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan kamu davasında ‘hizmet nedeniyle emniyeti suistimal’ suçundan dolayı Türk Ceza Yasası’nın 510, 80, 522 ve 59-2 maddeleri gereğince 3 ay 26 gün hapis cezası verildi, bu cezalar 3 bin 422 lira para cezasına çevrilerek ertelendi.”

Avukat hakkındaki şikayette yukarıdaki ifadeler yer alıyordu.

Baro Disiplin Kurulu, şikayeti değerlendirme aşamasında şikayetli avukatın savunmasını da aldı.

Avukat özetle şunları söyledi:

“Şikayetçiden yapılan işler için vekalet ücreti alacağım bulunmaktadır. Ayrıca icra takip masrafları da tarafımdan karşılanmıştır. Bu konuda da alacağım vardır.”

Baro Disiplin Kurulu, şikayeti ve savunmayı dinledikten sonra avukatın kınama cezası ile cezalandırılmasına karar verdi.

TBB Disiplin Kurulu ise, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, “cezanın kınama değil daha ağır olması gerektiği” şeklindeki itirazını dikkate alarak söz konusu cezayı şu gerekçeyle üç ay süre ile işten çıkarma cezasına çevirdi:

“Avukatlık Yasası’na göre, inancı kötüye kullanma suçundan hüküm giyenler ile yüz kızartıcı suçlardan biri ile hüküm giymiş olanların durumu, cezası ertelenmiş bile olsa avukatlığa engeldir ve uygulanması gereken disiplin cezasının da meslekten çıkarma olması gerekmektedir.

 

Şikayetli hakkında açılan kamu davasında tayin olunan hapis cezası, şikayetlinin iyi hali ve gözlenen kişiliği, sabıkasız oluşu nazara alınarak 647 Sayılı Yasa uyarınca paraya çevrilerek tecil edilmiştir.

 

Şikayetlinin disiplin sicilinde disiplin cezasının bulunmayışı, suç işleyenin topluma kazandırılması genel düşüncesi ile Avukatlık Yasası’nın 158. maddesindeki ilkeler de nazara alınmak suretiyle şikayetli hakkında meslekten çıkarma cezası yerine bir alt ceza olan üç ay süre ile işten çıkarma cezası tayini gerekmiştir.

 

Bu nedenlerle Baro Disiplin Kurulu’nun eylemin disiplin suçunu oluşturduğuna ilişkin değerlendirmesi isabetli bulunmuş ise de, şikayetli hakkında kınama cezası tayini doğru bulunmamış, şikayetlinin üç ay süre ile işten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2007-379

45“ÇOCUK PORNOSUYLA İLGİLİ GÖRÜNTÜLER ELE GEÇİRİLDİ”

“Avukatın bilgisayarında 711 adet pornografik içerikli video bulunmuş, bu videoların 23 adedinin hayvan-insan ilişkileriyle ilgili olduğu anlaşılmış, 2 adedinde ise çocuk pornografisine ilişkin görüntülerin yer aldığı görülmüştür.”

Avukatla ilgili iddialar böyleydi.

İddiaların hedefindeki avukat hakkında açılan kamu davasında kendini şöyle savundu:

“Çocukların kullanıldığı müstehcen yayınları bulundurmak iddiasıyla hakkımda kamu davası açılması bir yanlış anlamadan kaynaklanmıştır.

 

Birçok pornografik video, müzik klibi indirirken iradem dışından otomatik olarak bilgisayarıma kaydolmuştur.

 

Ben bu kayıtların farkında değildim. Şayet fark etmiş olsaydım mutlaka gereğini yapar silerdim.”

Dava sonunda avukat 1 yıl 8 ay hapis cezası ile 1 yıl 8 ay adli para cezasına çarptırıldı.

Karar, Yargıtay Ceza Dairesi’nde de aynen onandı.

Kesinleşen yargı kararının ardından kayıtlı olduğu Baro da harekete geçti ve Disiplin Kurulu avukata şu gerekçeyle 3 ay işten çıkarma cezası verdi:

“Avukatlık Yasası’nın 134’üncü maddesi, ‘Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu yasada yazılı disiplin cezaları uygulanır’ demektedir. Şikayetli avukatın bu maddeye göre cezalandırılması uygun bulunmuştur.”

Baro Disiplin Kurulu’nun kararı, TBB Disiplin Kurulu tarafından da uygun bulundu.

Onaya ilişkin kararda şöyle denildi:

“Gerek mahkeme kararı ve gerekse şikayetli avukatın tevil yollu kabulünden yasaya aykırı hayvan ve çocuk pornografilerine sahip olduğu dosya kapsamı ile tartışmasızdır.

 

Bu nedenle eylem Avukatlık Yasası’nın 34, 134 ve TBB Meslek Kurallarının 3 ve 4’üncü maddelerine aykırılık teşkil etmektedir.

 

Avukatlık Yasası’nın 158’inci maddesinde bildirilen ilkeler de göz önünde bulundurularak Baro Disiplin Kurulu’nun verdiği 3 ay işten çıkarma cezası onanmıştır.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2014-770

46“ADLİYEYE EŞOFMAN VE TERLİKLE GELİYOR!”

“Adliye binasına, duruşma salonlarına, icra dairelerine, mahkeme kalemlerine ve baro odalarına ayağında terlik, üstünde eşofman ve tişört olduğu halde girmekte, adliye çevresinde de aynı kılık kıyafetle dolaşmaktadır.”

Baroya avukatla ilgili yapılan şikayet özetle böyleydi.

Avukat, bu iddialara karşı Baro Disiplin Kurulu’nda şu savunmayı yaptı:

“Deri rahatsızlığım bulunmaktadır. Bu nedenle terlik ve eşofman giymek zorundayım. Rahatsızlığıma ilişkin aldığım ilaçları gösteren reçeteyi de ekte sunuyorum.”

Baro Disiplin Kurulu, avukata disiplin cezası verilmesine gerek görmedi.

Baro Başkanlığı, Disiplin Kurulu’nun kararına TBB nezdinde itiraz etti.

İtirazı değerlendiren TBB Disiplin Kurulu, kılık kıyafeti mesleğin saygınlığına uygun olmayan avukatın kınama cezası ile cezalandırılmasını kararlaştırdı.

Kurul kararında şu ifadeler dikkat çekti:

“Yayınladığımız bir genelgede erkek avukatların saç ve sakalları uzamış, erkek ve kadın avukatların kot pantolonlarla, yapılarına ve boylarına uymayan, yırtık, sökük, renkleri solmuş ve niteliklerini yitirmiş eskimiş cüppelerle görev yapamayacakları belirtilmektedir.

 

Yine Meslek Kurallarımızın 20. maddesinde, avukatların ve avukat stajyerlerinin mesleğe yaraşır bir kılık kıyafetle mahkemelerde görev yapmaları gerektiği ifade edilmektedir.

 

Öncelikle kılık kıyafet kişinin kendisine olan öz güveni ve mesleğine olan saygısını yansıtır. Avukat, koşullar ne olursa olsun mesleğin itibarını zedeleyecek her tür tutum ve davranıştan özenle kaçınmak zorundadır.

 

Şikayetli avukatın adliyeye ayağında terlik, üstünde eşofman ve tişört olduğu halde gelip görev yaptığı, adliye çevresinde de aynı kılık kıyafetle dolaştığı anlaşılmaktadır. Sağlık mazeretini ise geçerli bir raporla belgeleyemediği görülmüştür.

 

Baro Disiplin Kurulu’nun, zorunluluk gerekçesi ile şikayetli avukat hakkında disiplin cezası tayinine yer olmadığına ilişkin kararında hukuksal isabet bulunmamış ve eylem disiplin suçu oluşturduğundan kendisine kınama cezası verilmesi kararlaştırılmıştır.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2011-298

47“İKİ TARAFIN DA AVUKATI OLDU!”

“Kiracımla yaşadığım bir sorun nedeniyle dava açması için avukata vekaletname ve bin 500 lira ücret verdim.

 

Bir süre sonra avukatım karşı taraftan da vekalet ve ücret aldı ve bana onlar adına ihbarname gönderdi.

 

Bu tavrın yasalara ve avukatlık etiğine uymadığını düşünüyorum.”

Avukat hakkında Baroya yapılan başvuru bu şekildeydi.

Şikayet edilen avukat bu iddiayla ilgili olarak Baro Disiplin Kurulu’nda şu savunmayı yaptı:

“Beni şikayet eden kişi kira sorunu olduğundan bahisle dava açılmasını talep etti ve ardından yurt dışına gitti. Bir süre sonra gelerek bu defa menfi tespit davası için talepte bulundu.

 

Dava dilekçesini hazırladığım aşamada dava açmayı düşündüğümüz kişiler gelerek şikayetçiye ait bir yeri kiraladıklarını, nakit ve senet olarak ödemede bulunduklarını, buna karşın kiralanan yer ile ilgili ruhsatnamenin çıkarılamadığını belirterek mağdur olduklarını söylediler. Söz konusu beyan üzerine bu kişilerin vekaletini alarak şikayetçiye ihtar çektim.”

Baro Disiplin Kurulu, yaptığı değerlendirmede şu sonuca vardı:

“Bir avukatın üstlendiği görev sonlanmadan veya vekaletten istifa etmeden karşı tarafı temsilen vekaletname alarak ihtarname çekmesi Avukatlık Yasası’na ve Avukatlık Meslek Kurallarına aykırıdır. Dolayısıyla kendisine uyarı cezası verilmesi uygun bulunmuştur.”

TBB Disiplin Kurulu, Baro Disiplin Kurulu’nun verdiği cezayı şu gerekçeyle onadı:

“Avukatlık Yasası’nın 38-b maddesi ile buna paralel TBB Meslek Kurallarının 36’ıncı maddesinde, avukatın daha önce hukuki yardımda bulunduğu müvekkili aleyhine iş kabul etmesi engellenmiştir. Bu maddelerin amacı, avukatın geçmişte hukuki yardımda bulunduğu müvekkilinin sırlarına mesleği nedeniyle vakıf olması nedeniyle bu sırlara dayanarak ilk müvekkilini zarara sokacak yeni bir işi kabul etmemesidir.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2011-327

48“HEM BENDEN, HEM BOŞANACAĞIM EŞİMDEN VEKALETNAME ALMIŞ”

“Avukata, Divriği Noterliği’nden çıkardığım vekaletnameyi vererek boşanma davası açmasını istedim. Daha sonra vekalet sözleşmesi yaptık.

 

Ancak avukat uzun bir süre beni oyaladı ve dava açmadı. Daha sonra öğrendiğime göre boşanmak istediğim eşimden de vekaletname alarak onun tarafından açılan boşanma davasına girmeye başladı ve benden aldığı bilgilerle davayı takip etti.

 

Bu durum benim mağduriyetime neden oldu. Avukatın cezalandırılmasını istiyorum.”

Avukatla ilgili şikayet böyleydi.

Baro Disiplin Kurulu, yukarıdaki şikayeti değerlendirirken şikayetli avukatın savunmasını aldı.

Avukat, şikayetçi ile vekalet sözleşmesi imzaladığını, ancak herhangi bir ücret almadığını, daha sonra şikayetçinin eşinin açtığı boşanma davasını takip etmeye başladığını söyledi.

Şikayeti ve savunmayı değerlendiren Baro Disiplin Kurulu, avukatın, bir anlaşmazlıkta taraflardan birine hukuki yardımda bulunmuşsa, yararı çatışan öbür tarafın vekaletini alamayacağını vurgulayarak avukata kınama cezası verilmesini kararlaştırdı.

Söz konusu ceza TBB Disiplin Kurulu tarafından da şu gerekçeyle aynen onandı:

“Şikayetli avukatın şikayetçiden vekaletname alması ve şikayetçi ile vekalet sözleşmesi yapması ile taraflar arasındaki vekalet ilişkisi hukuken oluşmuştur.

 

Vekalet sözleşmesinde tayin edilen ücretin ödenmemiş olması doğmuş olan vekalet ilişkisini ortadan kaldıran bir neden değildir.

 

Avukatlık doğruluk karinesinden yararlanan mesleklerdendir. Kişilerin bu mesleğin mensuplarına inançları asıldır. Bu nedenle avukatların, kolektif inanca ters düşecek ve bu inancı sarsacak davranışlardan dikkatle kaçınmaları gerekir.

 

Şikayetli avukatın, müvekkili ile olan vekalet ilişkisinin devamı esnasında eş zamanlı olarak hasım tarafın da vekaletini üstlenmesi, Avukatlık Yasası’nın 34, 38-b, TBB Meslek Kurallarının 2, 3,436. maddelerine aykırıdır.

 

Baro Disiplin Kurulu’nca yapılan hukuki değerlendirmede isabetsizlik görülmemiş kararın onanması gerekmiştir.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2011-138

49“SİGORTAMI GEÇ YAPTIRDI, 2 AYLIK MAAŞIMI ÖDEMEDİ”

“Yanında avukat olarak çalışmaya başladığım avukat sigortamı 5 ay sonra yaptırdı. 2 yılı aşkın süre birlikte çalışmamıza karşın son 2 aylık maaşımı da ödemeyerek iş akdimi sonlandırdı.

 

Bunun üzerine gerek sigortasız çalıştığım döneme ilişkin haklar, gerek ödenmeyen maaşlar ve gerekse kıdem tazminatı gibi diğer yasal haklarımı almak amacıyla İş Mahkemesi’ne dava açtım.

 

Bu dava sürecinde şikayetli avukat bana küçümseyici ifadelerde bulunmuştur.”

Baroya yapılan şikayette özetle yukarıdaki ifadeler yer alıyordu.

Baro Disiplin Kurulu, şikayeti değerlendirdi ve sonuçta konunun İş Mahkemesi’ne intikal ettiğini, bu mahkemenin henüz bir karar vermediğini belirterek şikayetli avukat hakkında disiplin cezası verilmesine yer olmadığını kararlaştırdı.

TBB Disiplin Kurulu ise, şikayetçi avukatın itirazı üzerine Baro Disiplin Kurulu’nun kararını kaldırarak şikayetli avukata kınama cezası verilmesini kararlaştırdı.

Kararın gerekçesinde şu ifadeler dikkat çekti:

“Dosyadaki belge ve bilgilere göre, şikayetçinin, şikayetli avukat yanında çalıştığı dönem içinde bazı aylarda sigortasının yaptırılmadığı, işten çıkarılırken ihbar sürelerine riayet edilmediği, fazla mesai ücreti gibi ekonomik haklarının hukuki ihtilaf konusu olduğu bir vakıadır.

 

Avukatın, bir hukuk adamı olarak, yanında çalıştırdığı yardımcısı avukata karşı ücret ve eklentileri ile sigorta primlerinden ötürü sorun yaratmaması, örnek ve önder olması, kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde sadakatle davranarak mesleğin itibarını sarsacak her türlü davranıştan kaçınması gerekmektedir.

 

Sonuç olarak, şikayetçi avukatın itirazının kabulü ile Baro Disiplin Kurulu’nun disiplin cezası verilmesine yer olmadığına dair kararının kaldırılmasına, şikayetli avukatın kınama cezası ile cezalandırılmasına oybirliği ile karar verildi.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2013-665

50“SİGORTAMI YAPTIRMADI, 1 AYLIK MAAŞIMI VERMEDİ”

“Baroya kayıtlı avukatım. Yanında 7 ay çalıştığım avukat, Sosyal Güvenlik Kurumu’na beni çalıştırdığına ilişkin bildirimde bulunmadığı gibi sigorta primlerimi de yatırmadı.

 

Ayrıca 1 aylık maaşımı da ödemedi. Bu yüzden kendisi hakkında icra takibi başlatmış bulunuyorum.

 

Şikayet ettiğim avukat adına ve onunla birlikte takip ettiğim dava ve iş listesi ektedir.”

Baroya yapılan şikayet böyleydi.

Şikayeti değerlendiren Baro Disiplin Kurulu, şikayetli avukatın daha önce uyarma cezası aldığını da göz önünde tutarak kendisine kınama cezası verilmesini uygun buldu.

Avukat, bu cezaya TBB Disiplin Kurulu’na başvurarak itiraz etti.

İtiraz dilekçesi özetle şöyleydi:

“Baro Disiplin Kurulu savunmamı almadan karar verdi. Ayrıca hakkımda şikayette bulunan kişi aylıklı olarak yanımda çalışmıyordu. Sadece bazı dava duruşmalarına bana yardımcı olmak amacıyla giriyordu.”

Dosyayı inceleyen TBB Disiplin Kurulu şu gerekçeyle Baro Disiplin Kurulu’nun verdiği kınama cezasını onadı:

“Dosyada, şikayetli avukatın şikayetçiyi yetkilendirdiği yetki belgesi, ona verdiği 11 adet vekaletname, şikayetçi avukatın yanında çalıştığı şikayetli avukatın icra takiplerini yaptığına dair müzekkere örnekleri de bulunmaktadır.

 

Avukatın bir hukuk adamı olarak yanında çalıştırdığı yardımcısı avukata karşı ücret ve eklentileri ile sigorta primlerinden ötürü sorun yaratmaması gerekir.

 

Avukatın yanında çalıştırdığı avukata karşı örnek ve önder olması, kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde davranması, mesleğin itibarını sarsacak her türlü davranıştan kaçınması zorunludur.

 

Sonuç olarak, şikayetli avukatın itirazının reddi ile Baro Disiplin Kurulu’nun kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararının onanmasına oybirliği ile karar verildi.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2014-76

51“CEZAEVİNE GİZLİCE CEP TELEFONU SOKMAK İSTEDİ”

“Kayseri Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan müvekkilini ziyarete gittiği sırada içeri yasak olduğu halde gizlice cep telefonu, sim kartı ve şarj cihazı sokmak isterken yakalandı.

 

Bu nedenle hakkında Ağır Ceza Mahkemesi’nde kamu davası açıldı.

 

Davada avukatın suçu sabit görüldü ve 4 bin lira adli para cezasına çarptırıldı. Ceza, Yargıtay tarafından da onanarak kesinleşti.”

Avukatla ilgili Baroya yansıyan şikayet özetle böyleydi.

Baro Disiplin Kurulu şikayeti değerlendirdi ve avukata uyarma cezası verilmesini uygun buldu.

TBB Disiplin Kurulu, Baro Disiplin Kurulu tarafından verilen cezayı görüşürken avukat kendisini şöyle savundu:

“Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakkımda verilen karar ve bunun Yargıtay tarafından onanmasında haklılık yoktur.

 

Birçok mahkemece bu konuda suçun manevi unsuru olan kastın yokluğu nedeniyle beraat kararları verilmiştir.

 

MS (Multi Skleroz) hastasıyım. Zaman zaman ataklar geçiriyorum. İradeyi zayıflatan bu hastalık nedeniyle bilinçsizce hareket ettiğimin de göz önünde tutulması gerekir.”

Savunmayı inandırıcı bulmayan TBB Disiplin Kurulu kararında şunları kaydetti:

“Ağır Ceza Mahkemesi tutanaklarına göre, avukat olay günü Kayseri Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na tutuklu müvekkili ile görüşmek üzere gitmiş, jandarma kontrolündeki bölgede cezaevine girmesi yasak olan cep telefonu gibi elektronik haberleşme araçlarını bırakmıştır. Daha sonra infaz memurlarının bulunduğu ortamda yanında cezaevine sokulması yasak olan eşya bulunmadığına dair beyan tutanağını imzalamıştır. Bunun akabinde iç bölümde X-Ray cihazından geçişi esnasında çantası içerisinde cep telefonu, sim kartı ve şarj cihazlarının bulunduğu görülmüş ve tutanaklar düzenlenmiştir.

 

Avukatlar yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmakla yükümlüdürler.

 

Bu nedenlerle Baro Disiplin Kurulu’nun verdiği uyarma cezası oybirliği ile onanmıştır.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2013-759

52“BENİ KATİBEYLE ÖPÜŞMEKLE SUÇLADI”

“Adalet Bakanlığı müfettişleri tarafından hakkımda yürütülen soruşturma sırasında tanıklık yapan avukat, benim ile zabıt katibesi arasında samimi ilişkiler olduğunu belirtmiş, bir keresinde odaya girdiğinde bizim paniğe kapıldığımızı, katibe hanımın yüzünde yeni öpüşme izlenimi uyandıracak şekilde kızarıklıklar ve ıslaklıklar gördüğünü söylemiştir.

 

Aynı avukat daha sonra bana gönderdiği ‘Belgedir’ başlıklı faksta, tanık olarak Adalet Bakanlığı müfettişlerine verdiği ifadeyi okumadan imzaladığını beyan etmiş, benimle katibe arasında ilişki bulunduğuna dair ifadede yer alan sözlerin kendisine ait olmadığını belirtmiştir.

 

Avukat hakkında Asliye Ceza Mahkemesi’nde yalan tanıklık iddiasıyla kamu davası açılmış, bu dava beraatla sonuçlanmıştır.

 

Yalan beyanda bulunarak beni manevi zarara uğrattığını belirterek Sulh Hukuk Mahkemesi’nde tarafımdan açılan davada ise avukatın 5 bin lira tazminat ödemesine hükmolunmuş, bu hüküm Yargıtay tarafından da onaylanarak kesinleşmiştir.”

Avukatı Baroya şikayet eden bir hakimdi. Özetle bunları ifade ediyordu.

Baro Disiplin Kurulu, şikayeti değerlendirdi ve avukat hakkında disiplin cezası verilmesine yer olmadığına karar verdi.

Ancak bu karar TBB Disiplin Kurulu tarafından şu gerekçe ile kaldırıldı ve avukatın kınama cezası ile cezalandırılması oybirliğiyle kararlaştırıldı:

“Dosya kapsamı ve şikayetli avukatın savunmalarından, adalet müfettişlerine verdiği ifade ile ‘Belgedir’ başlıklı yazıda yer alan ifadenin çelişkili olduğu görülmektedir. Şikayetli avukat ‘Belgedir’ başlıklı yazıda ‘İşlerim yoğun olduğu için ifademi okumadan imzaladım. Müfettişlerin beyanlarımı aynı şekilde yazdıklarını sanmıştım’ demektedir.

 

Avukat özellikle kişilerin özel yaşamı ile ilgili hususlarda koşullar ne olursa olsun doğru beyanda bulunmak, gerçeklerden ayrılmamak ve attığı imzanın arkasında durmak zorundadır. Bir avukatın, ‘İfadeyi okumadan imzaladım’ beyanı asla kabul edilemez.

 

Bu nedenlerle eylem Avukatlık Yasası 34, 134 ve TBB Meslek Kuralları 3 ile 4. maddelere aykırıdır. Dolayısıyla Baro Disiplin Kurulu’nun disiplin cezası verilmesine yer olmadığına ilişkin kararı kaldırılarak şikayetli avukatın kınama cezası ile cezalandırılmasına oy birliği ile karar verilmiştir.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2013-788

53“RÜŞVET VERMEYE ARACILIK ETTİ”

“Rüşvet vermeye aracılık ettiği gerekçesiyle avukat hakkında Çankırı Ağır Ceza Mahkemesi’nde kamu davası açıldı.

 

Mahkeme suçu sabit görerek önce 4 yıl ağır hapis cezası verdi.

 

Daha sonra rüşvet verilenin savcı olması nedeniyle ceza üçte bir oranında artırılarak 5 yıl 4 ay hapis cezasına yükseltildi. ‘Rüşvetin değerinin küçük olması’ ve diğer hafifletici nedenlerle sonuçta ceza 1 yıl 5 ay 23 gün ağır hapis cezasına çevrildi.

 

Söz konusu mahkeme kararı Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından usulden bozuldu ve yargılamanın yeniden yapılması istendi.”

Yukarıda aşamaları özetlenen kamu davası nedeniyle Baro da devreye girdi, Disiplin Kurulu’nu harekete geçirdi ve sonuçta “mahkeme kararı kesinleşinceye kadar avukatın tedbiren işten yasaklanmasına” karar verdi.

TBB Disiplin Kurulu da şu gerekçeyle Baro Disiplin Kurulu’nun kararını onadı:

“İncelenen kamu davası içeriğinden, Çankırı Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, kesinleşmemiş olsa dahi şikayetli avukatın mahkumiyetine karar verildiği, şikayetli avukatın kamu davasına konu olan eylemleri ile ilgili dosya içinde ciddi deliller bulunduğu tespit edilmiştir.

 

Avukatlık Yasası’nın 153’üncü maddesine göre, hakkında meslekten çıkarma cezasını gerektirebilecek mahiyette bir işten dolayı kovuşturma yapılmakta olan avukat Disiplin Kurulu kararıyla tedbir mahiyetinde işten yasaklanabilir.

 

Şikayetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi Avukatlık Yasası’nın 5-a maddesinde yer alan ve yüz kızartıcı suç sayılan rüşvet vermeye aracılık etmektir. Bu nedenle meslekten çıkarma cezasını gerektirmektedir.

 

Şikayetli avukatın eylemi meslekten çıkarma cezasını gerektirecek mahiyet ve nitelikte olduğundan, tedbiren işten yasaklanma kararında usul ve yasaya aykırı bir husus görülmemiştir.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2005-454

54“YARGILAMA KONUSUNDA EHİL OLMADIĞIMI BELİRTTİLER”

“Mahkememizde görülmekte olan bir davayla ilgili olarak Baronuzda kayıtlı iki avukat verdikleri reddi hakim dilekçesinde şahsıma yönelik ‘Sayın hakim hukuk bilgisinden yoksundur. Yargılama faaliyetlerini yürütmeye ehil değildir. Davanın şekil ve ön şartları konusunda dahi bilgisi olmayan veyahut bilgisiz görünen hakimin söz konusu davayı esastan sonuçlandırması mümkün değildir’ şeklinde beyanlarda bulunmuşlardır. Söz konusu beyanlar TBB Meslek Kurallarına aykırıdır. Bu nedenle gereği yapılmalıdır.”

Gebze 1. Asliye Hukuk Mahkemesi Hakimi, Ankara Barosu’na yaptığı başvuruda, iki avukat hakkında yukarıda özetlenen şikayette bulundu.

Baro Disiplin Kurulu, söz konusu başvuruyu değerlendirdi ve iki avukatın da kınama cezası ile cezalandırılmasına karar verdi.

Bu karara avukatlar TBB Disiplin Kurulu nezdinde itiraz etti:

“Reddi hakim dilekçeleri doğası gereği eleştirel olur. Dilekçede hakarette bulunulmamıştır. Şikayetçi hakim hakkındaki eleştirilerin haklılığı dosyanın incelenmesiyle anlaşılacaktır.”

 

TBB Disiplin Kurulu, iki avukatın itirazını haklı bulmadı ve Ankara Barosu’nun verdiği kınama cezasını şu gerekçeyle onadı:

 

“Hakimin şikayet dilekçesinde belirttiği ifadelerin reddi hakim talebinde kullanıldığı konusunda bir duraksama bulunmamaktadır. Sorun, kullanılan ifadelerin dava ile ilgili olup olmadığı ve davanın konusu itibariyle gerekli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

 

Avukatların katıldıkları davalarda, dava konusuyla ilgisi bulunmayan, hukukla ve yasalarla bağdaşmayan açıklamalardan kaçınmaları gerektiği, konuşurken ve yazarken düşüncelerini objektif bir biçimde açıklamaları bir meslek kuralıdır.

 

TBB Meslek Kurallarının 5. maddesinde avukatın yazarken de, konuşurken de düşüncelerini olgun ve objektif bir biçimde açıklaması gerektiği, 17. maddesinde hakim ve savcılarla ilişkilerde avukatın hizmetin özelliklerinden gelen ölçülere uygun davranmak zorunda olduğu ve bu ilişkilerde saygının esas olduğu belirtilmiştir.

 

Dilekçede kullanılan şikayet konusu ifadeler bu çerçevede değerlendirildiğinde, amacı aşan, hakimin kişisel onurunu zedeleyen nitelikte olduğu anlaşılmaktadır.

 

Sonuç olarak Ankara Barosu Disiplin Kurulu’nun kınama cezası verilmesine ilişkin kararının onanmasına oybirliğiyle karar verildi.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2006-471

55“ESNAFLIK AVUKATLIKLA BİR ARADA YAPILAMAZ”

“Baromuza kayıtlı avukat aynı zamanda kafe işletmeciliği yapmaktadır.

 

Bu iki faaliyet birbiriyle çelişmekte ve Avukatlık Yasası’na aykırılık oluşturmaktadır.”

Kırıkkale Baro Başkanlığı tarafından Baro Disiplin Kurulu’na resen yapılan başvuruda böyle deniyordu.

Avukat, savunmasında, kafenin kendisine ait bir binada olduğunu, ancak işletmeciliğini yapmadığını söyledi.

Bunun üzerine Baro Disiplin Kurulu, avukata ceza verilmesine gerek duymadı.

Ancak dosyayı inceleyen TBB Disiplin Kurulu, Baro Disiplin Kurulu’nun ceza vermeyerek yanlış bir değerlendirme yaptığına, avukatın eyleminin kınama cezası ile cezalandırılması gerektiğine karar verdi.

Kararda özetle şöyle denildi:

“Şikayetli avukat, ticari işletmenin kendisi ile bir ilgisinin olmadığını savunmuştur. Oysa kafenin işletmecisi olarak görünen kişinin, şikayetli avukatın bürosunda çalışan sigortalı işçi olduğu, aralarında yıllardır süren bir hizmet ilişkisinin bulunduğu dosyadaki belge ve bilgilerden anlaşılmaktadır.

 

Kırıkkale Bayrak ve İl gazetelerinde kafeyle ilgili çıkan haberlerde şikayetli avukatın fotoğrafları bulunmakta ve kendisi kafenin işletmecisi olarak tanıtılmaktadır. Bu durum da şikayetli avukatın gerçek kafe işletmecisi olduğunu ortaya koyan diğer delilleri oluşturmaktadır.

 

Bazı kurallara uyulmuş görünerek gerçek amacın gizlenmesi ve yasanın yasakladığı bir amacın elde edilmesi hukuken himaye edilemez.

 

Dosyadaki tüm bilgi ve belgelerden, şikayetli avukatın şikayete konu kafenin gerçek işletmecisi olduğu anlaşıldığından eylem Avukatlık Yasası’nın 11. maddesine aykırılık teşkil etmektedir. Söz konusu maddede tacirlik ve esnaflık veya mesleğin onuru ile bağdaşması mümkün olmayan her türlü işin avukatlıkla birleştirilemeyeceği belirtilmektedir.

 

Bu nedenlerle Kırıkkale Barosu Disiplin Kurulu’nun şikayetli hakkında disiplin cezası verilmesine yer olmadığına ilişkin kararı hukuki isabet görülmediğinden kaldırılmış, Avukatlık Yasası’nın 11, 34, 134, 135 ve 157-6 maddeleri uyarınca şikayetlinin kınama cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2007-45

56“AİDATLARINI YA ÖDEMİYOR YA DA EKSİK OLARAK ÖDÜYOR”

“Yöneticisi olduğum apartmanda oturan avukat, aidatlarını ya hiç ödememekte ya da eksik ödemektedir. Bunu bir alışkanlık haline getirmiştir. Bu nedenle hakkında Bakırköy 6. İcra Müdürlüğü’nde icra takibi başlatılmıştır.”

Avukat hakkındaki şikayette böyle deniyordu.

İstanbul Barosu Disiplin Kurulu, “Şikayetli avukatın maddi açıdan zor durumda olduğu” sonucuna vararak herhangi bir disiplin cezası verilmesine gerek görmedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bu karara TBB Disiplin Kurulu nezdinde itiraz etti. İtiraz gerekçesinde, avukatın apartman aidatını ödememeyi itiyat haline getirdiği, hakkında icra takibi başlatıldığı hatırlatıldı, kendisine kınama cezası verilmesi gerektiği ifade edildi.

TBB Disiplin Kurulu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazını değerlendirdi ve şu gerekçeyle avukatın 3 ay işten çıkarılmasını kararlaştırdı:

“Avukatın özel yaşamında da mesleğinin itibarını zedeleyecek tutum ve davranıştan kaçınması ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranması gerekir.

 

Söz konusu avukatın disiplin sicilinde kesinleşmiş uyarma ve 200 lira para cezası da bulunmaktadır.

 

Avukatın son şikayete konu olan eylemi Avukatlık Yasası’nın 34 ve TBB Meslek Kurallarının 4. maddesine aykırı olmakla disiplin suçunu oluşturmaktadır.

 

Sonuç olarak, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazının kabulü ile İstanbul Barosu Disiplin Kurulu’nun şikayetli hakkındaki disiplin cezası verilmesine yer olmadığına ilişkin kararının kaldırılmasına, şikayetli avukatın 3 ay süre ile işten çıkarılmasına oy çokluğu ile karar verildi.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2007-378

57“İSTEDİĞİ PARAYI VERDİK, AMA İHALEYİ ALAMADIK”

“Ailece otel işletmeciliği ile uğraşıyoruz. Turistik bir yörede sosyal tesislerin kiraya verileceğini öğrenince işimizi büyütmek amacıyla yapılacak ihaleye girmeye karar verdik.

 

Bu sırada, şikayetimize konu olan avukat, çok önemli yerlerde tanıdıkları olduğunu, ayrıca ihaleyi yapacak komisyonda da bazı kişiler ile iyi ilişkiler içinde bulunduğunu söyledi, ihalenin bize verilmesini sağlayabileceğini ifade etti.

 

Söz konusu işleri çözebilmek için 150 bin dolar ödememiz gerektiğini söyleyen avukat, peşin olarak 60 bin lira vermemizin yeterli olacağını, ihaleyi kazanamadığımız takdirde verilen bu paranın aynen iade edileceğini ifade etti.

 

Bunun üzerine avukata 45 bin lirayı tanışmamıza vesile olan kişi aracılığıyla gönderdik, 15 bin lirayı da daha sonra bizzat ödedik.

 

Yapılan ihaleyi kazanamayınca avukattan verdiğimiz parayı istedik ama kendisi paranın bir kısmını M İsimli kişiye, bir kısmını da komisyonda yer alan kişilere verdiğini söyleyip iade etmedi.

 

Avukatın paranın bir kısmını ödediğini söylediği M İsimli kişiyi bulduk, ancak bu kişi bize şikayete konu avukatı tanımadığını söyledi.”

Baroya yansıyan şikayet böyleydi.

Baro Disiplin Kurulu, şikayeti değerlendirirken, şikayetli avukatın savunmasını da aldı.

Avukat, savunmasında, kendisinden şikayetçi olan kişileri suçladı, onların piyasaya çok sayıda senet verip ödemediklerini, alacaklılarını mağdur ettiklerini, şikayette yer alan hususların da senaryodan ibaret olduğunu ifade etti.

Şikayet ve savunmayı ele alıp dosyayı inceleyen Baro Disiplin Kurulu şu kararı verdi:

“Bir ihalenin şikayetçiler lehine sonuçlandırılabileceği vaadi ile para alınması avukatlık mesleki faaliyeti kabul edilemez. Anılan vaadin avukatlık mesleğinin onur ve vakarı ile Avukatlık Yasası ile TBB’nin kabul ettiği Meslek Kuralları ile aykırılık teşkil ettiği ortadadır. Avukata 214 lira para cezası verilmesi uygun görülmüştür.”

Bu ceza TBB Disiplin Kurulu tarafından da şu gerekçeyle onandı:

“Şikayetli avukatın nüfuzunu kullanarak bir ihalenin şikayetçi tarafından kazanılmasına yönelik anlaşma yaptığı, ücret aldığı tanık beyanları ve makbuzlardan anlaşılmaktadır.

 

Bu nedenle eylemin disiplin suçu olduğuna ilişkin Baro Disiplin Kurulu’nca yapılan hukuksal değerlendirme ve verilen ceza isabetlidir ve onanması gerekmiştir.”

TBB Disiplin Kurulu Karar No: 2014-230

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...