Almanya’dan Hollanda’ya, ’dan İsviçre’ye kimi ülkelerinin Cumhurbaşkanı ve Ak Parti iktidarına yönelik hasmane tavırları, referandumun kaderini etkileyecek boyutlara ulaştı.

Söz konusu ülkelerin yetkililerinin yaptığı açıklamalar, gazetelerinin alenen hayır kampanyası yürütmeye başlaması, bana öyle geliyor ki, seçmende öfke yarattı, “Bunlar hayır’ı bu kadar gönülden istiyorlarsa, demek ki bir çıkarları var. Türkiye’yi zayıflatma, hatta bölme peşindeler. Bu nedenle evet dememiz gerekir” diye düşünmelerine neden oldu.
++
Referandum sonucunu birinci derecede kararsızların ve MHP’li seçmenin oylarının belirlemesi bekleniyor.
Kararsız seçmen, Avrupa’nın, diplomasiye de, nezakete de, uluslararası hukuka da uygun olmayan tavrı karşısında özellikle son günlerde sanki “evet”e daha yaklaşmış gibi.
Aynı şekilde, MHP tabanındaki kararsız seçmen de Avrupa’nın tavrından etkilendi, “evet”e yöneldi. MHP’li seçmenin değişiminde HDP’nin “hayır” demesinin de kuşkusuz önemli etkisi bulunuyor.
++
Avrupa, üstümüze üstümüze gelirken, siyasetçisinden gazetecisine ‘hayır’ kampanyası açarken, CHP yine tarihi bir fırsat kaçırdı.
Böyle bir durumda Kemal Kılıçdaroğlu’ndan beklenen, Avrupa’ya, “Siz kendi işinize bakın kardeşim! Türkiye’nin iç işlerine karışmayın! Biz halkımıza neden hayır demeleri gerektiğini anlatıyoruz. Sizin dışarıdan gazel okumanıza gerek yok. Böyle yaparak hem dostluğa halel getiriyorsunuz, hem de 16 Nisan’da halkın özgürce seçim yapmasına engel oluyorsunuz” demeliydi, diyebilmeliydi.
++
Erdoğan, gerçekten şanslı bir siyasetçi…
2002 seçiminde partisi olmayacak bir işi başardı, CHP dışındaki partiler kılpayı baraja takıldıkları için sadece yüzde 34 oyla tek başına iktidar oldu.
Sonraki yıllarda da içerde ve dışarda yaşanan bir çok olay Ak Parti’ye yaradı, onun iktidarda kalmasını sağladı.
Erdoğan için şans devam ediyor.
Referandumda hayır çıkabilecekken Avrupa’nın ve Kılıçdaroğlu’nun tavrı rüzgarın yönünü değiştirdi.