Kuzey Irak’ta Kürtlerin yaptığı referandumu, İspanya’daki Katalanların yaptığı bağımsızlık referandumu izledi.

Aslında dünyada, Avrupa dışında Ortadoğu ve Afrika’daki ülkelerin siyasi anlamda karışık olduğu bilinen bir durum.  Ancak Avrupa’da, herkesin bildiği veya düşündüğü bir istikrar kıtası görünümü var.
Yani herkes Avrupa’ya dünyanın en istikrarlı, refah düzeyi en yüksek,  demokrasinin en yaygın olduğu kıta gözüyle bakıyor.
Acaba öyle mi?
Aslında İspanya’nın Katalan bölgesindeki referandumdan çıkan bağımsızlık kararı sürpriz olmadı. Yıllardır İspanya’nın ekonomik yükünü taşıdıklarını düşünen ve bunu her fırsatta söyleyen Katalanlar, uzun zamandır yapmak istedikleri referandumu yaptılar.
Barcelona’ya giden herkes bilir ki bu referanduma gerek yoktur konuştuğunuz on kişiden en az dokuzu İspanya’dan ayrılmayı istemiştir. Referandumun bu kadar gecikmesi belki İspanya hükümetini de rahatlatmıştı.
Ama perşembenin gelişi, çarşambadan belliydi. Katalanlar sonunda yıllardır özlemle bekledikleri sonucu meşrulaştırdıklarını düşünüyorlar. İspanya Hükümeti’nin Avrupa’nın göbeğinde yarattığı şiddet ise insanlara, özellikle demokrasinin tapusuna sahip olduğunu düşünen Avrupa için utanılacak bir tabloydu.
Aynı şiddet Türkiye’de veya Ortadoğu’da olsa günlerce medyadan başlayarak siyasi ittifak olarak kınarlardı. “Neden kabul etmiyorsunuz, demokratik bir seçim yapıldı, polisler insanları öldürüyor” diye bas bas bağırırlardı. Oysa orası Avrupa’ydı İspanya bir Avrupa ülkesiydi ve sessiz kalmayı tercih ettiler. Ama aynı şeyi kuzey Irak’taki referandum için söylemiyorlar.
Almanya sokaklarında konuştuğum her alman istisnasız Kürdistan diyor, zaten kuzey Irak kelimesini kullanmıyor. Google’dan haritaya bakmalarını ve orada bir Kürdistan görüp görmediklerini söylemelerini istediğimde, “şimdiye kadar yoksa bu yarın olmayacak demek değildir” diyorlar.
Yani siyasilerin ve medyanın hazırladığı bir Alman halkı var. Almanlar kendi içlerinde tartışabilirler ama dış ilişkilerde tamamıyla ortak hareket ediyorlar hangi partiden olurlarsa olsunlar onların genel tutumu bu.
Yani Türklerde olmayan bir tavır.
Türkler içişlerinde de birbiriyle ayrı ayrı fikirlerdeler, dışişlerinde de tamamıyla her kafadan ayrı bir ses çıkarıyorlar.
Dışarıya karşı ortak bir tutum sergileyemiyorlar. Bunda medyanın etkisi de var. Bir taraf aşırı yandaşken diğer taraf aşırı muhalefet oldu. Yıllarca medya bu şekilde yayın yaptı. Hoş şimdi muhalefet yok ama yandaş medyanın verdiği zarar daha çok. Çünkü sürekli alkış tutan hiçbir şeyi eleştirmeyen medyayı büyük bir çoğunluk ciddiye almıyor, İnternetten besleniyor. Dolayısıyla ortak bir tavır sergilenemiyor.
Her ülke kendi iç meselesinde tamamıyla dış dünyadan bağımsız karar alabilir ama hiçbir gerçeği göz ardı etmeden yapmalıdır.
Türkiye’ye müdahale eden ülkeler ise çifte standardı bıraktıkları zaman Türkiye üzerinde etkili olabilirler. Aksi halde uzaktan ültimatom vermeye devam etmeleri sadece ortalık karıştırmaya sebep olur. Tıpkı bugün olduğu gibi…

PAYLAŞ
Önceki İçerikKatalonya’dan bağımsızlık hamlesi
Sonraki İçerikUnutulması gereken mesaj!
Rana Elik
Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi-Müzik Eğitimi bölümünü bitirdi. İki yıl TRT de spikerlik yaptıktan sonra Türkiye'nin ilk özel televizyonu Star 1 tv ye transfer oldu. 1998 yılında Kanal 6'ya geçti,6 ay sonra Amerika'ya gitti ve bir yıl süresince mesleki eğitimler ve kurslara katıldı. Daha sonra tv8, ETV, Kral TV, Kanal T, Kanal 34 televizyonlarında ana haber bültenlerini sundu, haber programlarını hazırladı ve yöneticilik yaptı.