Ana Sayfa Yazarlar Avrupa’da artan Türk düşmanlığı

Avrupa’da artan Türk düşmanlığı

144
PAYLAŞ

Avrupa, demokrasinin beşiği. Demokrasinin vazgeçilmez ögesi ise halkın oyu. Hiçbir politikacı bunu görmezden gelemez. Görünüşte politikacılar halkı yönetiyor olsa da, yöneticilere yönlendiren yine halkın eğilimi. Bu çift yönlü etkileşim ise son zamanlarda Türkiye’nin ve Türklerin aleyhine dönmeye başladı.

15 Temmuz kanlı darbe teşebbüsünde Avrupa, darbecilerin karşısında yeteri kadar sesini yükseltemedi. Avrupa, Türkiye’de ne olup ne bittiğini tam olarak olmasa da, yine de biliyordu. Ama çok cılız bir tepki… İşte o kadar.

Hollanda’da darbe karşıtı gösteri yapan Türk vatandaşlarının demokratik tepkisi bile bazı politikacılara antipatik geldi. Tepki gösteren Türkleri sınır dışı etmek tehditleri savuruldu.
Türkiye, 5,5 yıldan beri Suriyeli sığınmacıları besliyor. Avrupa bunun için teşekkür bile etmek gereğini duymuyor. Sığınmacılardan sadece küçük bir kısmı Avrupa’ya geçtiğinde akıllarına tek tedbir olarak yasaklama ve duvar örmek geliyor. Bununla Avrupa’nın huzur ve rahatını kurtaracaklarını sanıyorlar. Türkiye ne yaparsa yapsın! Suriye’de her gün yüzlerce çocuk, genç, ihtiyar ölürse ölsün!..

Aslında ana mantık şu:

220px-die_osmanen_in_europa“Nasıl olsa ölenler Müslüman, varsın ölsün”. Aynı sakat mantığı yıllarca Bosna’da yaşadık. 250.000 günahsız Boşnak öldükten sonra Avrupa parmağını kıpırdatabildi.
Avrupalı politikacılardan bir kısmı kendi politik geleceklerini “yabancı düşmanlığı” ekseninde şekillendirmekte. Yeniden seçilebilmek için “yabancı düşmanlığı” ateşine benzin dökmekteler. Doğal olarak onların rahatsız olduğu yabancı profili “Müslüman” kimliği taşıyanlar. Özellikle de Türkler.
ABD yetkilileri dün, Kobani’ye 2 uçak dolusu silah ve mühimmat indirdiler. J. Biden’in “haberi olmasa” da bu silahlar resmi hiçbir kimliği olmayan kişilere “resmen” teslim edildi. Bu silahlardan yarısı PYD’ye, diğer yarısı DAİŞ’e gitti. İşte “stratejik dostumuz”, işte yapılanlar. Bütün bunlar Avrupa’da uyandırılan “Türk Düşmanlığı”nın diğer ayağı. Bu silahlar yarın “kınalı kuzularımızı” şehit edecek ve Türkiye’de ABD düşmanı olmayan kesimler de ABD düşmanı olacaklar.
Kendi kendime hep şunu sordum: Suriye’de, Irak’da her gün acımasızca öldürülen bu insanların sadece 1/10’u Hrıstiyan olsaydı Papa hazretleri bu kadar sessiz kalır mıydı?
Birleşmiş Milletler, bir Hrıstiyan klübü gibi çalışmaya devam ediyor. Batı ve ABD, sürekli olarak çifte standartlı davranıyor. İslam Dünyası’nın haklarını savunacak bir üst kuruluş ise “ismen varsa da cismen yok”. Sonuçta hiçbir etkinliğe sahip değil.

Dünya Müslümanlarının bu başsızlığı, elbette ki Müslümanların bir eksikliği. Bu eksikliği doldurmak için ortaya çıktığını iddia eden DAİŞ ise aynı Batı’nın bir kuklasından başka bir şey değil.
Avrupa’da yükselen yabancı düşmanlığının temelinde Türk düşmanlığı var. Zaten Avrupa, yüzyıllar boyunca “İslam” ve “Türk” kelimelerini eşanlamlı olarak kullandı. Onlar İslâm denince Arapları değil doğrudan Türkleri anlıyorlar.

image00250Avrupa’da yaşayan Müslümanlar üzerinde büyük bir asimilasyon çabası var. Almanya’da yaşayan Türklerin gettolaşarak kimliklerini korumaları, bazı ırkçı Almanları rahatsız ediyor. Antalya’da gettolaşan Almanlar ise Türkiye açısından bir tehdit olarak algılanmıyor.

Avrupa’ya Türkiye’den gidenlerin hepsi Türk Vatandaşı olsalar da bunlardan bir kısmının kendilerini Türk değil Kürt olarak tanıtıyor. Bunu anlamak zor değil. Ancak istenmeyen bir olayla karşılaşıldığında hemen Türk kimliği ortaya konuluyor. Böylece Avrupa’da Türk algısı sürekli olarak Türkler aleyhine değişime uğratılıyor.
Türkiye’ye gelen Avrupalı turistlerden bir kısmının uğradığı üzücü saldırılar bazı kuruluşlar tarafından Avrupa’ya abartılı şekilde aktarılıyor. Böylece Türkiye güvensiz bir ülke olarak tanıtılıyor. Amaç Türkiye’ye turist akışını azaltmak, Türk ekonomisini baltalamak.
Madalyonun diğer tarafında ise Türklerin kendilerini anlatmakta yetersiz kalmaları gerçeği var. Avrupalılara bir şey anlatmak için en azından İngilizce yazmak gerekiyor. Avrupa ajansları ile irtibat kuran veya kurabilen kimseler ise çoğunlukla halk ile ayrı kutuplarda olan kişiler. Bu yüzden Türkiye’yi yanlış tanıyorlar. Yanlış tanıyorlar, çünkü haber kaynakları Türk’e düşman kişiler.

Avrupa’ya ve dünyaya kendimizi tanıtamıyoruz. Kendimiz söylüyor ve kendimiz dinliyoruz. Bir tek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın demeçlerini kendi dillerine çevirerek yayınlıyorlar. Tabii ki onu da “yorum katarak” yayınlıyorlar.

Avrupa’da ve dünyada artan/ artırılan Türk Düşmanlığını, Türk Dostluğuna çevirebilmek için bize düşen görev, sabırla gerçekleri anlatmaktır. Gerekirse, İngilizce, Fransızca olarak. Elçiliklerimiz de bunun için görev yapıyorlar. Anlatmalıyız. Anlatmak zorundayız.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam