Ana Sayfa Güncel ATATÜRK’ün mirasının yüzde 40’ı işgal edildi

ATATÜRK’ün mirasının yüzde 40’ı işgal edildi

128
PAYLAŞ

Raporda, “Büyükşehir Belediyesinin imar planlarına ve Ankara 1 numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararlarına karşı açılmış davalarda AOÇ Müdürlüğü taraf veya müdahil olmayıp, sadece ilgili Bakanlık taraf veya müdahil olduğundan, gelinen bu aşamada, yapılan imar planlarının, alt ölçekli planların, bu planlardaki revizyon ve ilavelerin ve plan uygulamalarının, AOÇ Kuruluş Kanununa, arazinin tarihi, kültürel ve doğal özelliklerine, bağış mektubu esaslarına ve mahkeme kararlarına uygun olması hususlarında gereken dikkat ve özenin gösterilmesi ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı görüşünün bu doğrultuda oluşması için gereken bilgilendirmenin yapılması önerilir” denildi.
Özel kanuna dayalı satış dışında da Çiftlik arazisinden arazi kayıpları meydana geldiğini kaydeden Sayıştay, “Bunlar; mahkeme kararları ile çeşitli şahıslara verilen arazilerdir. 2013 yılı sonu itibarıyla çeşitli sebeplerle Çiftlik arazilerinde meydana gelen kayıp, 22 bin 240 dekara ulaşmış bulunmaktadır. Bu miktar, toplam Çiftlik arazisinin yüzde 40’ına karşılık gelmektedir. Kayıplar arazi bütünlüğünü bozduğundan, halen Çiftliğin elinde bulunan parçalı alanlar işletilmesi bazı sorunlar yaratan mekânlar haline dönüşmüştür” dedi.
Doğada canlı ve cansız sistemler arasında hassas dengeler mevcut olduğunu hatırlatan Sayıştay, söz konusu dengenin bozulmasına neden olan sorunların başında büyük coğrafi alanların tek tip kullanışlara terk edilmesinin geldiğini kaydetti. Sayıştay, bu durumda doğal kaynakların tek yönlü olarak ısrarla tüketildiğini, eksilen kaynaklar sebebiyle doğal dengenin bozulduğunu bildirdi. Özellikle büyük metropollerde bina yapımı için ayrılan kent alanlarının, tek düze bir battaniye gibi toprağı örterek plansız bir şekilde genişlemesi ekolojik dengeyi bozduğunu anlatan Sayıştay şöyle devam etti:
“Bozulan denge, su, hava, iklim, flora ve fauna sistemlerinin yozlaşması, tükenmesi ve kirlenmesi şeklinde insan yaşamını olumsuz yönde etkileyen faktörler olarak insanlığın karşısına çıkmaktadır. Bu ekolojik gerçekler, büyük metropollerin çevresel genişleme ile kesintisiz bir şekilde büyümeleri yerine, genişleme koridorlarına kanalize edilecek açık ve yeşil alanlar aynı zamanda kentin nefes almasını sağlayacak unsurlar olarak değerlendirilmelidir. Dünyanın kent planı yönünden önde gelen metropollerinde olduğu gibi, Ankara’nın ilk imar planında da açık ve yeşil alan ihtiyacı ön planda tutulmuştur. Atatürk’ün direktifleri ile başkent Ankara’nın ilk imar planını yapan Herman Jansen gençlik parkı, hipodrom, ziraat fakültesi yerleşkesi ve Atatürk Orman Çiftliğinden oluşan alanı 300 bin nüfusa göre planladığı şehrin yeşil ve açık alanları olarak yorumlamıştır. Ancak son yıllarda başkentin aşırı göç alan bir şehir olması, kentsel alan genişlemesinin beklenenden daha fazla olmasına neden olmuştur. Bu durum, mevcut yeşil ve açık alan gereksinimine yeni ilavelerin yapılmasını zorunlu hale getirmiştir. İlk planda yer alan yeşil alan kuşağına, Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Hacettepe ve Bilkent Üniversiteleri yerleşkeleri eklenmiştir.”
Ankara’nın güney kesiminden başlayarak batı yönüne doğru uzanan bir dizi halindeki, Gençlik Parkı, eski Hipodrom, Atatürk Orman Çiftliği, Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Hacettepe ve Bilkent Üniversitelerinden oluşan arazi topluluğunun, kentin havalandırma koridoru özelliğini taşıdığını kaydeden Sayıştay şu saptamalarda bulundu:
“-Ancak, eski hipodromun kaldırılarak yapılaşmaya açılması, AOÇ arazisinden satın alınarak yapılan toptancı hali, Gazi Orduevi, traktör ve çimento fabrikaları ile TMO silosu yeşil kuşağı zedeleyen olumsuz yapılaşmalardır. Buna karşılık Güvercinlik ve Etimesgut hava alanları açık alan kullanımına uygun düştüğünden mevcut haliyle korunmaları uygun görülmektedir.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam