Atatürk ve Türk kadını

0
19

Kuşku yok ki Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün düşünceleri tutarlı bir bütün oluşturur.

Atatürk’ün, kadının hakları ve toplumdaki yeri ile görüşleri bu bütünün önemli bir unsurudur. Atatürk hayatında başka hiçbir hizmet yapmamış olsaydı, sadece kadınları akla ve vicdana aykırı bir durumdan kurtarma yolundaki düşünceleri ve başarılarıyla, Türk tarihinde olduğu gibi, insanlık tarihinde de şerefli bir yerin sahibi olurdu.
Kasım 1938’de, Atatürk’ün ölümü üzerine yayınladığı bildiride Hindistan Kadınlar Birliği, O’nu, “kadın haklarının tarihi boyunca gelmiş en büyük savunucularından biri” ilân etmişti. Bu değerlendirmenin ne kadar yerinde olduğunu anlamak için tarihe kısaca göz atmak ve Türkiye dışındaki islâm ülkelerinde hüküm süren durumla Türkiye’deki şartları karşılaştırmak yeterlidir.

ATATÜRK’ÜN KADIN HAKLARI

Atatürk Meşrutiyet döneminin bütün düşünce akımlarım ilgiyle izlemişti. Türk kadınını “ikinci sınıf” insan durumundan kurtarmanın zorunlu olduğu sonucuna ulaşmıştı.
Atatürk’ün kadın hakları konusunda getirdiği büyük ve köklü değişiklikler, ancak akılcılığın ve lâikliğin benimsenmesiyle başarılabilirdi.
Medenî Kanuncun kadın haklarıyla ilgili olarak getirdiği değişikliklerin bazıları şunlardır:
Birden fazla kadınla evlenme kaldırıldı.

Evlenme akdinin, iki ergin şahit huzurunda, resmî nikâh
memuru önünde yapılması esası kabul edildi. Resmî olmayan nikâh
hukukî açıdan geçerli değildi. Resmî evlenmeden sonra, ayrıca,
dinî nikâh kıyılması serbestti.

Evlenmede kadın ve erkek için yaş sınırı getirilerek çok küçük yaşta evlenmeler kaldırıldı.
Velilerin kızları adına evlenme akdi yapabilmeleri, onları “cebr” hakkına dayanarak zorla evlendirebilmeleri usulü kalktı. Temsilci yoluyla evlenme yasaklandı
Boşanma halinde, kadının ve çocuğun haklarını güvence altına alacak hükümler getirildi.
Evli kadının ekonomik haklarını daha iyi koruyan esaslar
kabul edildi.

Miras hukukunda cinsiyet ayrımı kaldırılarak kadın ve
erkeğin eşitliği sağlandı.

Medenî Kanun’u, Türk kadınına siyasî hakların verilmesi izledi. 3 Nisan 1930’da belediye seçimlerinde, 5 Aralık 1934’te milletvekili seçimlerinde kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanındı.