Atatürk ve çiftçiler

0
14

Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde herkesten daha çok refah, mutluluk ve servete hak kazanmış ve lâyık olan köylüdür.” Mustafa Kemal (1922)

milletimizin büyük çoğunluğu çiftçi olmasaydı, biz bugün dünya yüzünde bulunmayacaktık.Mustafa kemal (1923)
“Başarı için pratik ve sağlam yol her evreyi zamanı geldikçe uygulamaktır” “Ulusa efendilik yoktur, hizmet etmek vardır. Bu ulusa hizmet eden, onun efendisi olur ilkesini benimseyen Mustafa kemal,Kadın erkek ayrımı yapmadığını 1923 yılında “’Efendiler!’ dediğim zaman hanımefendiler ve beyefendiler demektir. Milletin kaynağı, toplum hayatının esası olan kadındır . Dünyanın hiçbir yerinde,hiçbir milletinde Anadolu köylü kadınlarının üstünde kadın mesaisi zikretmek imkânı yoktur.” ifadelerini kullanmıştır.
1919 yılında Samsuna çıktığında elinde ve gönlünde halkın bağımsızlık tutkusundan başka kuvveti olmayan ,halkına güvenen ve inanan büyük önder 1923’de şöyle seslenmekte:

“Milletin çiftçisiyle, esnafıyla, tüccarıyla,bütün köylüsüyle güvenine eriştikçe ileri, daima ileri, korkusuz ileri yürüyecek , bütün saf ve büyük ruhlu halkın benimle beraber geldiğini bilerek kararlılıkla daima ileri yürüyeceğim. Bu saf kitle, bilmezsiniz ne kadar yenilik taraftarıdır.” diyerek az zamanda büyük işler başarmış ve halkın çağdaşlaşması yolunda halkla kaynaşıp bütünleşerek devrimleri hayata geçirmiştir.
Atatürk Orman Çiftliğinde traktör üzerinde,deve kervanlarıyla yol alan insanların yanında,çiftçilerin sofralarında, Halk okullarının başında, halk zeybek oyunlarını bütün görkemiyle oynayan ve türkülerini yürekten söyleyen, çocukluğunda toprakla haşır neşir olan Atatürk, halk çocuğu olarak halkın içinden gelmiş halkını , toprağın değerini ve çiftçilik mesleğinin önceliğini ve önemini hiçbir zaman unutmamıştır.
Bu uygulamalar, güftesini B.K.Çağların yazdığı , bestesini A.A.Saygun tarafından yapılan ,üç kıta ve üç nakarat bölümünden meydana gelen “ZİRAAT MARŞI”nda(bu marş ,daha sonra Köy Enstitüleri’nin kuruluş felsefesine uygun düştüğü için ortak marş olmuştur.) en güzel ifadesini bulmuştur:
“Sürer ,eker,biçeriz güvenip ötesine/ Milletin her kazancı, milletin kesesine/
Toplandık başöğretmen Atatürk’ün sesine/ Toprakla savaş için ziraat cephesine./
Biz ulusal varlığın,temeliyiz, köküyüz/Biz yurdun öz sahibi, efendisi, köylüyüz…/”
1920 ‘de “Milletler,işgal ettikleri toprağın gerçek sahibi olmakla beraber insanlığın vekilleri olarak da o toprakta bulunurlar.O toprağın servet kaynaklarından hem kendileri yararlanırlar ve dolayısıyla bütün insanlığı yararlandırmakla görevlidirler.” demiş ve 1925’de “ Her türlü başarı sırrının,her çeşit kuvvetin ,gücün gerçek kaynağının, milletin kendisi olduğuna inancımız tamdır.” ifadesini kullanmıştır.
“Türk köylüsünü “ efendi” yerine getirmedikçe memleket ve millet yükselemez.” diyen Atatürk ,çiftçilerimizin ve ordumuzun memleketimiz ve milletimiz için öncelikli ve önemli olduğuna vurgu yapmıştır.

Gerçek zaferin süngüyle değil, iktisat,ilim ve irfanla kazanılacağına inan büyük önder, bütün alanlarda başlattığı uygulamalarla atılım yapmıştır.
20.07.1931 ‘de Eskişehir’den geçerken, “ zahire ticaretinden ziyan ettiğini” söyleyen Uluçayırlı Hasan Efendi’ye hitaben şunları zöylermiştir:”Köylü hepimizin velinimetidir. Bu soylu unsurun refahını düşüneceğiz.”
“Bütün insanlığa ziraati, sanatı ilk öğreten Türk milleti idi” diyen Atatürk,Adana çiftçileri tarafından 1923 ‘de şerefine düzenlenen bir sofrada yemek yedikten sonra, mutluluğunu ve çiftçilere sevgisini şu sözlerle ifade etmiştir:
“ Diyebilirim ki hayatımda yaşadığım en yüce,en sade, en mutlu ve samimi gece, bu gecedir. Çünkü bu gece, çok derin sayılarla,sevgilerle bağlı bulunduğumuz milletimizin büyük çoğunluğunu oluşturan çiftçilerimizle bir sofrada bulunuyorum. Bu sofrada, onların emekleriyle meydana gelmiş ekmeği, onlarla beraber yiyoruz.”
“Yüksek bir kültür,onun sahibi olan millette kalmaz,diğer milletlere de etkisini gösterir. Milletimizin manevi kuvveti bütün milletlerin manevi kuvvetinden üstündür.” Mustafa Kemal(1920)

“Türk dili,Türk milletinin kalbidir,zihnidir.” Mustafa kemal (1925)
1936 yılında TBMM açılışını yaparken şunları ifade etmiştir:
“Toprak kanununun bir sonaca varmasını Kamutay’ın yüksek hizmetinden beklerim.Her Türk çiftçi ailesinin geçineceği ve çalışacağı toprağa sahip olması,mutlaka lâzımdır. Vatanın sağlam temeli ve imarı bu esastadır. Bundan fazla olarak, büyük araziyi modern vasıtalarla işletip vatana fazla ürün temin edilmesini teşvik etmek isteriz.”
Atatürk, “Kültür zeminle orantılıdır.O zemin, milletin seciyesidir.” diyerek, kültür temelleri üzerine kurduğu Cumhuriyetimizin temel değerlerini halkımızla bütünleştirmiş , her zaman milletine inanmış ve güvenmiştir. “Milli mücadeleyi yapan doğrudan doğruya milletin kendisidir,milletin evlâtlarıdır” diyerek, maddi, manevi ve fikrî bütün alanlarda halkımızın ortak sesi olmuştur.
Yazar Danıel Dumoulın “Atatürk’ten Düşünceler” kitabında şöyle demekte :
“Türk ulusuna milli ruhu aşılayabilmek, bu duyguyu canlandırmak, Atatürk’ün Türkiye için yaptığı en önemli şeydi.”
“Sen Mustafa kemal’sin !/ Alın terim, göznurum!/Sen ölümsüz en yüce Türk!/Sevincim,kıvanm,onurum…/Sen yeni Türkiye’nin ilk mimarı/İlk harcımı karan /Çatıyı ilk atansın/Sen ilk öğretmen/Baş kumandan/Ulu önder/Şavkı yarınlara vuransın./Çarpan yürek,akan kansın/Sana nasıl sesleneyim?/ Sen baştan başa VATANSIN.”
Ulusumuzun atası ATATÜRK, varlığımızın temeli , ulusun efendisi çiftçiler, sonsuza dek birbirini umutmayacaktır.