“Atalardan kalan söz/Söylemezsek olur mu? Babalardan kalan söz/başlamazsak olur mu?” Efsane kahramanlıklarla Kırgızların birliğini ve dirliğini sağlayan ünlü MANAS adı etrafında yoğunlaşarak Kırgız tarihini ve kültürünü harmanlayan ve binlerce dizeden oluşan ” MANAS DESTANI” girişi bu sözlerle başlamakta.

halkın ortak değer yargısını ifade eden atasözleri, uzun bir geçmişe dayanır ve tarihi akış içersinde yaşanmış olaylardan sonra varılan sonuçları özetler.
Uygur atasözü şöyle demekte , “Yüzün süsü göz,dilin süsü söz’dür.” Sözün özü de atasözüdür. Geçmiş olaylardan ders alarak yaşam felsefesinin özetleyen atasözleri bilim,kültür ve sanatın altın sayfalarında ön sırada yer alır.Her söz, her yazı ve her kitap bir atasözü ile başlar.

Atasözleri, kültür ve tarih alanına ışık tutan sözlü kültürün en anlamlı ve derin kaynaklarını oluşturur. Bu kaynakları geçmişten günümüze ve geleceğe taşıyıcıları halk âşılları-ozanlar olmaktadır. Sazları ve sözleri ile halk kültürünün temel unsurlarını yaşatan bu kültür erleri geleneği, Orta Asya’dan, Balkanlara ve Anadolu’ya uzanan köklü bir geçmişe dayanmaktadır.
Halk oyunları, atasözleri, masallar, ağıtlar, ninniler,türküler ve destanlar, halkın birlik ve dayanışma ile uluslaşmasına temel kültür kaynağı oluştururlar. Bunu çok iyi değerlendiren büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ,Türkiye Cumhuriyeti’ni kültür temelleri üzerinde kurmuştur.

Ünlü şairimiz Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın,” Büyük savaşlarında Türkçenin/Sen dil eri.” dediği Kâşgarlı Mahmut ile başlayan, Ali Şir Nevâi, Karamanoğlu Mehmet Bey ve Yunus Emre ile devam eden, Atatürk’le zirveye ulaşarak taçlanan Türkçe mücadelesi, günümüzde de Arapça,Osmanlıca ve diğer yabancı dillere karşı devam etmekte.
Türkiye Cumhuriyeti kuruluşu ile birlikte dil devrimi yapılmış ve ulusal dil çalışmalarında ,halk arasında yaşayan atasözleri,deyimler ve terimler araştırılarak , taranarak,kültürün kaynağını ve temelini oluşturan dilimizin yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarılmasında çağdaş atılım yapılmıştır.

Türk atasözlerinin bölge ağızlarından,lehçelerden derlenmesi ve eski kaynaklardan taranması işi henüz yeterli düzeye ulaşamamıştır.
Halka dinî,tasavvufî ve ahlâki öğütler veren Feriddün-i Attar’ın Pend-nâmesi ve “Buğday ekmeğin yoksa, buğday dilin de mi yok” sözünün yer aldığı , Güvâhî’nin Pend-nâmesi, içinde bulunan atasözleri, deyimler,fıkralar ve masallar yerli özelliklere sahip bulunmakta.

Atasözleri ve deyimlerle ilgili olarak çıkarılan sözlükler içerisinde en kapsamlı ve öğretici olanı, “Kültür Baklanlığı Türk Dili ve Kültürüne Üstün Hizmet Onur Ödülü” sahibi ünlü dil uzmanımız Ömer Asım Aksoy’a aittir.
Halkımız dilinden yanlışlıkla çıkan bir sözden sonra şöyle demekte :”Dilim,seni dilim dilim yerim.”
Halkımızın öz deyişleri yaşamın özetidir: ” Tandır kıvama geldi hamur tükendi, hayat kıvama geldi ömür tükendi.”

Dilimizin temel taşları atasözlerimiz, toplumun bilgiden bilince erişmesi için eğitim ve öğretimde baş köşede yer almalı, özüyle ve sözüyle derinliğine bilinmelidir.
“Cihanda iki ulu yol vardır; yer yüzünde İpek Yolu,gök yüzünde Saman Yolu.” Özbek özdeyişi, öğretisi ünlü Tao’nun (Lao-Tzu),”Bilenler konuşmuyor,konuşanlar bilmiyor.” sözü, haksızlığa kafa tutan halk şairi Seyranî’nin , “Arılara hastır çiçek devşirmek/Ariflere mahsus çiğ söz pişirmek” dizeleri ve binlerce atasözümüz,sözün özüdür ve kitaplar dolusu yazıya bedeldir.
Söz yerini bulursa ‘köşeli söz’olur, taş yerini bulursa ‘ köşe taşı’olur. Bütün bu gerçekler, hayatı bir cümle ile özetleyen ATALAR SÖZÜNDE yerini bulur ve “SONSÖZ” olur.