Ana Sayfa Yazarlar Aslan Kaplan’ı yedi, kaplan istifa ettirildi, Bir yerde günahını ödedi

Aslan Kaplan’ı yedi, kaplan istifa ettirildi, Bir yerde günahını ödedi

149
PAYLAŞ

İsveç’in Türk asıllı İmar İskan ve Konut Bakanı Mehmet Kaplan, görevden alındı. Mehmet Kaplan, daha önce yazdığım üzere bir komploya kurban gitti. Yani Aslan, maalesef Kaplan’ı yedi.

İsveç medyasının yıllar önce çekilmiş fotoğraflardan yola çıkarak ve bir başkasının Ermeniler üzerinden söylediği sözleri öne çıkararak Mehmet Kaplan’nın kafasını yok eden komplo birkaç gün içinde sonlandırıldı. İsveç medyası burada bir gühan işledi. İsveç demokrasi kirlendi. Tarih bunu yazacak. Türkiye karşıtı lobi, İsveç medyası içerisindeki gücünü bir kez daha gösterdi. Aslan adını verdiğim bu derin güç Türkiye üzerindeki emellerini gerçekleştirdi. Yılladır, milletvekili ve bakanlık özleminde olan Türkler, bu istifa ile sindirildi.İsveç Başbakanı  Stefan Löfven Türk asıllı Çevre Partili Konut ve İmar İskan Bakanı Mehmet Kaplan’nın görevden alınmasını açıklarken, İsveç medyasının gücünü görmem açısından çok manidardı. İşte İsveç medyası olayı abartınca, siyaset böyle yön alıyor. Ya Türkiye de niye böyle değil dedirtti. Türkiye’de gerçek skandal ortaya çıkmasına rağmen yaprak bile kımıldamıyor. Hangi medyanın ele aldığı yazı ile Başbakan Bakanlarını istifaya zorladı. Hatta bu Bakanlara sahip çıktığını görmedik mi?Kaplan’nın demokrasinin en yaygın ülkesi İsveç’te Milli Görüş veya Ülkü Ocakları mensupları ile yıllar önce görüşme yapması aynı masada yemek yemesi istifasını getirdi. İ
MEHMET KAPLAN GÜNAHINI ÖDEDİ BELKİ DE
Aslanİsveç Parlamentosu’nda 11 Mart 2010 yılında yapılan oylamada sözde Ermeni Soykırım tasarısı 131 milletvekili ’’evet’’ derken  130 milletvekili ise ’’hayır’’ demişti. Peki bu 1 oy fazlalığı ile geçen sözde soykırımın başaktörü de Türk asıllı İsveç milletvekili Mehmet Kaplan olmuştu. Çevre Partisi’nin Türk asıllı Gaziantepli milletvekili oyunu çekimser kullanınca, kader onu kendi ülkesi ve insanları ile hiç beklemediği bir anda karşı karşıya bırakmış ve onun için kabüslü günlerin başlangıcı olmuştu.
SANIYORUM ONDA BU OLAY DERİN BİR YARADIR
Mehmet Kaplan için 11 Mart 2010 sanıyorum kara bir gün olarak tarihe geçmiştir. Mehmet Kaplan İsveç’te Türkiye’nin kaderini öyle bir çizmişti ki, Allah bunu kimsenin başına vermesin. Mehmet Kaplan’ı gazetecilik döneminde çok yakından tanıdım. Kalbi Türkiye için atan, insanlara yardıma koşan bir kişi. Ancak işte siyasetin bir başka yüzü ortaya o gün ortaya çıktı. Yoksa normal şartlarda olsa, bu sözde soykırıma değil çekimser, direk hayırı basardı. Hatta oylamadan önce parlamentoda yaptığı konuşmada Türkiye’ye de desteğini derinden vermişti. Ancak sonucu etkiliyememişti. Kaplan, o gün yol ayırımındaydı. Ya parti disiplini bozmamak adına çekimser kalarak bu olayı geçiştirecekti .Ya da Türkiye’nin yanında yer alarak siyasi kariyerini noktayalayacaktı. O İsveç’teki siyasi kariyerinin devamından yana oyunu kullandı. Çekimser oy ile geçiştirince talihsizlik bu ya, 1 oy fazlalıkla İsveç Parlamentosu’nda bu kabul edildi. Kaplan, bu oylama ile artık görüntü olarak Türklere sırtını dönmüştü. İsveç’te bir Türk olarak lekelenmişti. Bazıları onu linç etmek bile istiyordu. Türkiye için kalbi atan Mehmet Kaplan, bir anda  siyasetin kötü yüzü ile karşı karşıya kalmıştı. O kadar emeği Türkler arasında bir günde silinmişti.
TÜRKLER SIRTINI DÖNDÜ
Bu oylama Türkiye’de büyük yankı uyandırdı. O günkü gazeteler, bu haberi Türkiye’de, ’’Türk milletvekili hayır diyemedi’’İsveç’te öyle bir çizmişti ki, Türkler arasında derin üzüntü ve çöküntü yaratmıştı. Bunun etkisi uzun yıllar sürdü. Mehmet Kaplan’a isyan edenler oldu. Onun Türklüğünden şüphe edenler oldu. Yani yıllarını verdiği siyaset ona öyle bir siyaset cilvesi yapmıştı ki, Türklüğü bile sorgulanır hale gelmişti. Sanıyorum o da uzun yıllar bu yaşadıklarından sonra yatağına eskisi gibi rahat girememiştir. Gelecek yaşantıda da bu onun hep önüne çıkacak, bundan kurtulamayacak. Makamlar gelip geçicidir. Ünvanlar, yaptıkların ise hep kalıcıdır. Ben şahsen, Mehmet Kaplan’nın Türklüğünden direm şüphe duyan bir insan değilim. İnsancıl, bir insandır. Zayıfın yanında yer almıştır. İsveç’te kaldırılacak sokak büfelerinin kaldırılmaması kampanyasına bizzar politik destek veren bir siyasetçidir. O nedenle bizzat onun mücadelesini yakından bilen biriyim. O açıdan ona her konuda kefil olurum.
MEHMET KAPLAN BİR SİYASET KURBANIDIR
Mehmet Kaplan’a Türklüğü başta olmak üzere insancıllığı ve yardımseverliği konusunda yukarıda kefil olurum dedim. Çünkü bunları sadece ben söylemiyorum. İsveç’te onu yakından tanıyan herkes çok rahatlıkla söyleyebilir. Yakından tanıyanlarda, böyle olumlu bir izi vardır. Ancak resimleri yan yana getirdiğimiz de onun bu başına gelenleri bir siyasetin cilvesi mi ?desek, ya da siyasetin kurbanı mı? desek bir şekilde işler ters gitti. O da onun talihsizliğinden kaynaklandı. Siyasette enerjik ve tırnakları ile geldiği bu mücadele de tek olumsuzluğu şansızlığı idi.
GÜNAHINI ÖDEDİ
2010 yılının 11 Mart’ında İsveç Parlamentosu’ndaki sözde Ermeni soykırımı konusunda oylamaya katılmayarak salondan dışarıya çıkarak, partisinin disiplinini bozmayan Mehmet Kaplan, parti içerisinde belki güçlenmişti. Sonra partisi onu ödüllendirdi. Parlamentoda’da grup sözcüsü yaptı. Bugünkü sol blok koalisyon hükümetinde de İmar İskan ve Konut Bakanı oldu ve istifa ettirildi. Bir yerde siyasi kariyeri İsveç’te zirve yaptı. Bazılarına göre, partisine bağlı kaldığı için ödüllendirildi.. Yani kendi ülkesi yerine partisinin disipliniyle ters düşmeyen Mehmet Kaplan, bir yerde günahını ödedi. Türklerin bir kısmı onu bu nedenle yalnızlığa bırakmıştı. Şimdi de İsveç’te yalnızlığa itildi. Belki de siyasi kariyerini noktaladı.
ERDOĞAN VE GÜL’ÜN DE GÜNAHI VAR MI ACABA?
Sözde Ermeni Soykırım tasarısının İsveç Parlamentosu’dan geçtiği 2010 yılında Hürriyet Gazetesi’nde aktif gazetecilik yapıyordum. İçimde o zamandan beri merak ettiğim bir konuyu Mehmet Kaplan’a soramadım. Bugün buradan sormak istiyorum. Belki kamuoyu da bunu merak ediyordur. Mehmet Kaplan, Müslüman değerlere kökten bağlı demokrat bir insandır. Bu siyasi kimliği ile zamanın Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile de çok samimi yakınlığının olduğunu biliyorum. Çok kez bu ikilinin İsveç ziyaretinde başbaşa görüşme yaptıklarını da şahit oldum. Acaba Mehmet Kaplan, Türkiye için bu kadar önemli bir oylama öncesinde gerek Erdoğan gerekse Gül ile bir dostane görüşme yapıp, görüşünlerini almadı mı? aldıysa bu neydi.  Böyle bir görüşme oldu ise siyasi geleceğini düşünerek, karar ver mesajı mı acaba Ankara’dan geldi? Bu gelişmeyi tarihte gizli kalan bir perde olarak görüyorum. Eğer  Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül, böyle bir olasıklıkla görüşme yapmış ise ve Türkiye lehine bir telkinde bulunmamışlarsa Mehmet Kaplan, bu geçen sözde soykırım tasarısında sorumludur. Vebali de büyüktür. Bugün belki Kaplan bunun vebalini istifa ettirilerek, belki de siyasette bitirilerek ödedi. Erdoğan ve Gül’de bu sözde soykırım oylaması öncesinde Kaplan’a ne mesaj vermişlerdi. Tarihin karanlık kalan sayfası bence bu.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam