Asırlık aforizmalar bugün gibi…

0
74

Lisesinden ful entelektüel donanımla çıkmış her 68 kuşağı genci sabah yatağından kalktığında Gregor Samsa gibi “dönüşüm”e uğradım mı acaba? diye şöyle bir kendini yok, böceğe dönüşerek başkalaşmış kişiliğini ayakları altında ezmemeğe dikkat ederdi.

Öylesine etkindi düşün yaşamımızda Franz Kafka. Sartre’la “varoluşun özden önce geldiğinin” ayırdına varana kadar önemli deniz fenerimiz Kafka idi. Kökeni Latince’deki “aphorismus” sözcüğünden gelmekte olan, çeşitli konulardaki düşünceleri, kesinlikle bilinmesi gereken kural ve özellikleri birkaç kelime ile öz ve ahenkli olarak anlatan cümle, bir çeşit vecize veya bir slogan demek olan aforizmanın ağa babası işte o bizim Franz Kafka’dır.

Bizdeki vecizeye benzer ancak biraz daha uzundur ve felsefidir. Batı’ya has bir söyleyiş biçimidir.. Aforizmalarda ileri sürülen fikirler, daha ziyade, başkalarının kabulünü beklemeyen yazarın sübjektif kanaatleridir.

Kafka’yı kısadan tanıyalım; Yahudi asıllı Praglı yazar 1883 yılında doğdu. Liseden 1901 yılında mezun oldu ve ardından Prag’taki Karl-Ferdinand Üniversitesine girdi. Kafka, Hukuk tahsilli yazarlardan biriydi. Yapıtlarında suç, özgürlük, yabancılaşma gibi dönemin edebiyatında sıklıkla işlenen temalara ve konulara değindi. Despot bir babası vardı ve Kafka’nın babasıyla ilişkisinin etkileri eserlerine yansımaktaydı. Kafka, 1924’te 40 yaşında öldüğünde ardında birkaç eser bıraktı.

Bu eserlerden en çok bilinenleri Dava, Dönüşüm, Şato ve Milena’ya Mektuplar adlı eserleriydi. Kafka, yakın arkadaşı Max Brod’a eserlerinin hepsini yakmasını vasiyet etti. Kafka’nın vasiyetini yerine getirmeyen Max Brod, Kafka’nın dünya edebiyatında önemli bir konuma gelmesini sağladı.

Brod’un Kafka varisleriyle yıllara yayılan miras kavgası başlı başına gerilim romanı ama bugün de geçerliliğini koruyan afaorizmalara bakalım biz. 1917-1920 arası kendi desenleriyle bezenmiş “günah, ıstırap, umut ve doğru yol üzerine aforizmalar”ı yazdığında verem ve aşk yaralısıydı yazarımız.
Hane halkını kollayan bir tanrıya inanmaktan daha rahatlatıcı ne olabilir?
Kafka’nın içinde yaşadığı dönemin, o dönemin olaylarının değil, gelmiş geçmiş tüm zamanların toplumsal mekanizmalarının yarattığı yalnızlığı, anlamsızlığı betimlediği el yazmalarından seçmeler :

Kusurların hepsi, sabırlı olmamak, çalışılan işteki kurallara uymaya işi başarmadan önce boş vermek ve çıkacak dertleri sözde bir barikatın ardına hapsetmektir.
Sonbahar da yollar gibi: Süpürüp temizliyorsun, az sonra kurumuş yapraklarla kaplanıyor üzeri.

Kötü, sizi ondan gizli saklı bir şeyler kotarabileceğinize inandırmasın.
İçinize sonsuz cesaret dolduran, gerçek düşmandır.
Seni Kötü’ye yol vermeye yönelten art niyetler sana ait değildir, Kötü’nündür.
Dünya ile aranda ki savaşta, dünyanın tarafını tut.
Bu dünyada hemcinsini seven, sadece kendini sevene kıyasla, ne az ne de çok yanlışa düşer. Sorulması gereken tektir: İnsan hemcinsini sevebilir mi?
Ruh bir dayanak olmaktan çıkınca özgürleşir ancak.

İnançtan yoksun olduğumuz söylenemez. Yaşamamız bile tek başına bir inanç değeridir.
Bir batıl inanç, bir ilke ve yaşamın kendini gerçekleştirmesine verilen izin: Günahların cennetinden geçip varılan erdemin cehennemi. Batıl inanç, en basiti…

Kimseyi kandırmamalı, giderek, dünyayı kandırıp onu olası bir utkudan ulaştırmamalı.
Notları arasına serpiştirilmiş, değişik yerlerde söylenmiş asır boyu tazelik ve gerçeğe yakınlığını yitirmemiş pek çok aforizması vardır Kafka’nın; Rasgele seçtiğim sözlerini üç noktalı aralarla yazıyorum bakın nasıl başlı başına nehir söylem oluyor; Ölümün olduğu bu dünyada hiçbir şey ciddi değildir aslında…Kendimden başka hiçbir eksiğim yok…

Ama bütün dumanların altında ateş vardır…Her şey bir aldatmacadır: en az yanılmaya bakmak, normal ölçüler içinde kalmak, en aşırının peşinden gitmek…Eğer bir hedefiniz varsa ama ona ulaşma yolunu göremiyorsanız, o yolun adı ‘tereddüt ‘tür…Kötülük, dikkatimizi dağıtan her şeydir…Don Kişot’un şanssızlığı hayal gücü değil, Sancho Panza’ydı… “Bizler çoğunlukla iyi olduğumuz zaman susarız.” diyen Kafka aforizmasını uygulayarak kısa kesiyorum. Çünkü benim aforizma dağarcığımda; Lafın tamamı aptala söylenir..