Asıl tehlikeli olanı sigaranın sahtesi..!

0
190

Sinan Oğan’ın “Barzani’nin PKK ile ortak sigara kaçakçılığı yaptığını” söylemesi, bunu ilk kez duyanları şaşırttı…
Son 15 yılda karşımıza o kadar çok sorun çıktı ve her yeni sorun bir öncekinden daha önemli olduğu için hafıza kaybına uğramışız… Normaldir…
Üstelik Oğan’ın anlattıklarında önemli eksikler var… Lafı uzatamadan anlatayım en iyisi…
2005 yılında, Türkiye’de yabancı sigara üretmekte olan bir kuruluşa, İsviçre’deki genel merkezinden bir uyarı notu geldi ve uluslar arası yaza ve anlaşmalara göre “tam bir skandalla sonuçlanacak bir maceraya adım atışmış oldu…
Uyarı notu “Yunanistan’ın Pire limanından Türkiye’nin Mersin Serbest Bölgesi’ne gidecek bir yük gemisine, firmanın çok tanınmış bir sigaranın sahtelerini üretebilmek için otomatik üretim makinelerine takılması gereken teknik donanımları içeren bir konteynır yüklendiği tespit edilmiştir” diyordu… Söz konusunu konteynırın numarası da vardı o notta…
Firma yetkilileri İçişleri Bakanı’ndan randevu alıp, durumu anlattılar… Bakan çok sıkılmıştı… Onları Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve İstihbarat Dairesi Başkanı’na yönlendirdi…
Firma yetkilileri Başkan’ın büyük ilgisiyle şaşırdılar biraz… Çünkü “Hiç kimseye bahsetmeyin bundan. Ben şimdi iki arkadaşımı gizlice Serbest Bölge’ye yollar ve durumu yerinde izlerim. Böylece onları suçüstü yakalarız:” demişti…
Ve o şilep, sonunda Mersin Limanı’na demirleyip yükünü boşalttı… Numarası bilinen o konteynır da, boşatılanların arasındaydı… Ama hiç kimse ona yaklaşmadı bile…
Eh, ne olsa Serbest Bölge’de faaliyet gösteren şirketlerin büyük kısmı, dolaylı yollardan da olsa, Barzani ailesine aitti… Ankara’dan yollanan polisleri fark edip, huylanmışlardı galiba…
Firma bir süre bekledi… Sonra da Mersin’de bir avukat tutup, Savcılığa başvurdu ve konteynırın açılması talep etti… Bir bilirkişi heyetinin hazır bulunduğu bir baskınla açıldığında, içeriğinin firmanın o marka sigarasının sahteleri yapabilecek teknik malzeme bulunduğu da, bilirkişi raporuna “tüketiciyi kandıracağı kesin” notuyla geçti…
Firma avukatı ertesi gün Savcılığa başvurup söz konusu malzemenin müsadere edilmesini tayip etti… Ama birkaç saat sonra sokakta yürürken, yolu “kendilerini ülkücü olarak” tanımlayan bir grup tarafından kesildi… Biri elindeki bıçağı boğazına dayayıp “Ulan vatan haini. Bizim ekmeğimize mani oluyorsun.” diye bağırdı…
Aynı gün istifa etti avukat…
Bir gün sonra Savcılık müsadere talebini kabul etmediğini açıkladı… Gerekçe olarak, “konşimentoda alıcı olarak Erbil’deki bir sigara firmasının olduğu ve malzemenin Türkiye’de kalmayacağının anlaşıldığı” gibi akıl almaz bir şey vardı… Hâlbuki, altında Türkiye’nin de imzasının bulunduğu bir anlaşma “tüketiciyi kandırabilecek her türlü sahte ürün ve bunların imali için gerekeli olan teknik malzemeye el konulmasını, zorunlu kılıyordu… Müşteki firmanın “Alıcı durumundaki kuruluşun İskenderun’da da bir fabrikasının olduğu, bu malzemenin onların eline geçmesinden endişe edildiği” yolundaki itirazı da kabul edilmedi…
Ama Savcı şahsen ilginç bir garanti verdi müşteki firmaya… “Hiç merak etmeyin. Bu konteynırı polis koruması altında Habur’a ulaştırıp, salimen Irak’a geçmesini temin edeceğiz.” diye…
Bu malzemenin yardımıyla Elbir’de üretilecek sahte sigaraların bir kısmının kacak sigara olarak Türkiye’de geleceği ve geri kalanın da Mersin Serbest Bölge üzerinden dünyaya dağılacağı tezlerine ise “vuku bulmamış suçun takibi olmaz” diyerek karşı çıktı…
Ben çok merak ediyorum, 12 yılda Türkiye’de kaç kişi ucuz olduğu için üstüne balıklama atladığı o sahte sigaralardan içti diye..?