Eeey DİYANET!
Eeey DİYANET!

Şehitler tepesi boş değil,
Toprağını kahramanlar bekliyor!
Ve bir bayrak dalgalanmak için;
Rüzgar bekliyor!

Bu şiir bütün şehitler için. O tepe hiç boş kalmadı, nice kahramanlar o tepeye kondu. Bu toprakta yaşamanın, inanmış olmanın bedelidir bu.
Önceki gün o tepeye bir al yazmalıyı gönderdik. Henüz 23’ünde olan Aybüke öğretmeni. Her idealist öğretmen gibi kurası Batman’a çıkınca koşa koşa gitmiş, kendini öğrencilerine adamıştı. Maaşının bir kısmını okuluna, öğrencisine harcadığını onu ancak toprağa verince öğrenmiştik.
Bu ülkede Kürtlere ayrımcılık yapılıyordu öyle mi? Bunu diyenler Aybüke öğretmenden utanırlar mı acaba? Daha hikayesi yazılmamış, aşını ekmeğini paylaşan nice Aybüke öğretmen var.
Orhan Şaik Gökay, Bu Vatan Kimin, isimli şiirinde;
Tarihin dilinden düşmez bu destan,
Nehirler gazidir, dağlar kahraman,
Her taşı bir yakut olan bu vatan
Can verme sırrına erenlerindir.” der.
Şehitlik mertebesinin sırrına ancak bu kutsal vatanın değerini bilenler erebilir. Toprağı vatan yapan bizim ona yüklediğimiz anlamdır. Uğruna verdiğimiz canlardır. Her taşı için yazdığımız destanlardır. Erkeğimiz kına yakarak yürür şahadete, kızımız gelinlik giyerek. Ölüm bize düğün bayramdır. Onun için bu toprakta emeli olanlar asla amaçlarına ulaşamayacaklar. Ölümü sevgiliye kavuşmak gibi görenlere ölüm yoktur. Yüce kitabımızın -onlar diridirler- fermanı bunun ifadesidir. Aybüke öğretmen ölmedi, o ölümü öldürerek aramızdan ayrıldı.
Başka bir şair Orhan Afacan Vatan sevgisini anlatan şiirinde şunları söyler:
Bin canla seviyorum Türkiye’mi
Dirilir, dirilir de ölürüm ben
Çok özel yaratmış Hak bedenimi
Ancak Türkiye’mle örtünürüm ben.
Şehitler tabutlara sığmaz. Bütün bir vatan onların türbesidir. Biz onları Türkiye ile örteriz. Hatıraları, fedakarlıkları ile ebediyen aramızdadırlar. Şahadet şerbeti onları daha da diriltir. Gönül gönül içimizde yaşarlar. Al yazmalı Aybüke şimdi sinelerimizde yaşıyor. Düne kadar onu tanımıyorduk bile. Bugün onu hepimiz tanıyoruz. Hiç şüphesiz Aybüke’miz, Aybükelerimiz bugün dünkünden daha diri.
Şair Mücella Pakdemir, ne güzel demiş:
Yıldızını parlat, güneşini yak
Açıl ey gökyüzü, geliyor
Cenneti Âlâ’yı lûtfeyledi Hak
Kat kat yarıl, yol ver, şehit geliyor.
Şehit Makamına yürürken göğün kapıları kim bilir nasıl açılır. Kim bilir, gök ehli nasıl selamlar. Ya ezel-ebet sultanının kucaklaması. Onun nur kucağına sunulanlara ne mutlu? Namazı hem yerde hem gökte kılınanlara ne mutlu?
Bu inanç, bu iman,bu gök nesli oldukça bu bayrak inmeyecek, bu ülke bölünmeyecektir. Aybüke’ler, Aydoğan Paşa’lar, Önkuzu’lar bu ülkenin tutkalıdır. Rahat uyu Aybüke öğretmen, şahadet kürsüsünde en büyük dersi verdin. Bir okulun öğretmenliğinden bir neslin öğretmenliğine terfi ettin. Bu dersin kıyamete kadar sürecek…
Seni asla unutmayacağız, sana kıyan hainleri de.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...