Arif Baş büyüğümüzü uzun uzun anlatmaya, yazmaya kalksak, kalem de, kağıt da isyan edip, “Yazılacak daha çok mevzusu var…” derler…

Köy Enstitüsünün ilk mezunlarından olup, yetiştirdiği talebeleri Türkiye’ye ışık saçmaktadır.
Pirim, şairdir, yazardır ve tek cümleyle adam gibi adamdır.
Yitip gideli beş sene olmuş…
Bir varmış, bir yokmuş diyemeyeceğim, o eserleri ve adamlığı ile hep var olmuştur.
Oğlu Oğuz Baş, babası adına roman yarışması başlatmıştı, ödüllerin dağıtımını da, Bahadın Festivali ve Şenlikleri’ne denk getirmişti ki iyi de yapmış. Çünkü ödül törenine katılım bir hayli fazla oldu. Bakın anlatayım.
* * *
Can kardeşim Saygı Öztürk ile Ankara’dan çıktık yola…
“Ömür biter, yol bitmez” deseler de, Saygı’nın kaptanlığında yollar ecicik kalıyor..!
Öğleden sonrasında, Bahadın yoluna vurduk.
Arif Baş büyüğümüze gelişimiz malum olmuşçasına, “hadi çabuk gelin” der gibi toprak çağırdı.
Sevdalı, insan sevgisiyle yuğrulu, Arif Baş’ı yetiştiren topraklarla kucaklaştık.
Vardık Bahadın’a, Arif Baş pirimizin ocağına dayandık, bir yığın misafir avluda oturuyor evin içerisi de dolu, Allah arttırsın deyip, oturduk.
Oğuz Baş ile hasretlik giderip, Şadiye ananın elini öptük. Geçtik Arif Baş Müzesi’nin önüne ki ödül töreni müze önündeki bahçede tertip edilmişti.
Seçici kurul şu isimlerden oluşmuştu: Saygı Öztürk, Salim Taşçı, Celal İlhan, Öner Yağcı, Haydar Eroğlu, İbrahim Eroğlu…
Ödül törenine Erol Toy mazereti nedeniyle katılamadı, diğer seçici kurulun tamamı ise yerini aldı ve değerlendirmesini yaptı.
Seçici kurul kitaplar arasından,
– Birinciliğe: Rüzgâra Sarılmak adlı kitabıyla Hande Baba,
– İkinciliğe: Milenyum Çıkmazı adlı kitabıyla Burak Çakır,
– Üçüncülüğe: Aydınlık Sineması adlı kitabıyla Abdülkadir Uslu’yu seçti.
Ayrıca;
– Dil ve anlatım özeni dolayısıyla Hatice Sönmez Kaya’nın Yasaklı Gülüşler,
– Unutulan değerler ve hüznü anlatma başarısıyla Hasan Erbay’ın Kırk Pencereli Konak,
– Mizah öyküsündeki başarısı nedeniyle Veli Bayrak’ın Eşek Dediğin Anırır,
– İnsan onurunun öne çıktığı öyküleri nedeniyle Taylan Özbay’ın İnsan İzi,
– 70 yaşına karşın okuma – yazmayı kendi çabasıyla öğrenen ve zorlu yaşamından kesitleri öyküleştiren Şaban Altay’ın Yılanın Yılanlığı adlı yapıtları,
Özel Ödül’e layık görüldüler
Seçici kurulu teşkil edenler yazarlara ödüllerini takdim ettiler.
Birincilik ödülünü alan (Rüzgara Sarılmak) yazarı Hande Baba’ya, anaların anası Şadiye Baş plaketini verdi ve konuşmasında, “Bu vermiş olduğum ödülün kıymetini çok iyi bileceğinden asla şüphem yoktur. Ayrıca bu ödülü bir bayanın alması beni çok sevindirdi, hayırlı olsun…” dedi.
Erol Toy gönderdiği mesajda “İyi ki, babasını seven bir oğul var… İyi ki, bu yarışma açıldı. Bunca yoğun toplumsal olaya karşın, öyküden umudumu kestiğim sırada ustalıklı söz oyununun her türünü okudum… Köyde kalan çocuklukları andım… Yakın olması gerekirken, uzak kalanları kınadım… Fantastik masallar gözledim. Gülmecenin büyük ustası Aziz Nesin’i andım. Bir gülmece yarışması olmamasına yandım. Okumayı kendi kendine öğrenenin toplumculuğuyla yazma becerisini alkışladım” diye değerli görüşlerini aktardı.
* * *
Ödül töreninin ardından kardeşim Saygı ile festival alanına girdik, festivalin havasını kokladık!
Dostlarla sohbet ettik, Oğuz Baş ve Şadiye Baş anayla vedalaşıp, Sorgun’un yolunu tuttuk, amma yüreğim ve aklım Bahadın’da kaldı inanın…
Bu arada Allah her kula Oğuz Baş gibi evlat nasip etsin.
Babası Arif Baş büyüğümüzün, üstadımızın kurmuş olduğu müzeyi koruması, geliştirmesi, bahçesine anıtlar kondurması, kültür ve geleneklerimizi sürdürmesine şapka çıkartılır.
Arif Baş ağabeyimiz, öğretmenimizin bıraktığı eserler hep yaşayacaktır.
“Armut dibine düşer” söylemini Oğuz Baş yaşatmakta, gençlere örnek olmaktadır.
Arif Baş müzesine koymuş olduğu ziyaretçi defterine yazabileceğimiz kadar duygu ve düşüncelerimizi yazıp imzaladık.
Sağ böğrüme döndüğümde, Çomak Dağı gülücükler saçıyordu, güneşte o gülücüklere cila çekip, şavkını alabildiğine yayıyordu…
Bahadın şenliğe devam ediyordu…

PAYLAŞ
Önceki İçerikSporda Şiddet zirvesi Trabzon’da yapıldı
Sonraki İçerikİşte işsizlik
Salim Taşçı
Yozgat Sorgun’da, kargaların nohutları telef ettiğinde, güzün 18 Eylül 1945’de doğdu… 57 yıldır Ankaralı… 1962 yılında gazeteciliğe başladı. Milliyet, Tercüman, Adalet ve Tasvir’de çalıştı. 9 öyküsü sinema filmi yapıldı. Şimdi Sonsöz’de yazıyor.