Ankara’nın bağlarımı yollarımı

0
176

Hatırladığım kadarıyla Ankara’nın dört bir yanı bağlıktı. Keçiören, Kayaş, Balkiraz bağları, Çankaya, Dikmen… Şimdilerde “Ankara’nın Bağları” türküsüyle anılır oldular.

Yazacağım bağlar değil, yollardır. Allah aşkına belediye de şehir içi yollarını kontrol edecek, bir müfettiş, görevli, ilgili hiç kimse yok mudur? Kocaman bir YOK diyelim de soru yerine otursun. Ana caddelerde öyle çukurlar var ki, kaç santim olduklarını ölçmeye zaman yetmez. Logar, kanal kapaklarının yol seviyesinden ne kadar düşük kaldıklarını anlamak için metreye ihtiyaç yoktur. Göz var izan var! Göz kararı ölçüyü ortaya çıkartır.

Ankaralılara kestirmeden yapacağım teklif şudur. Dava açın, açın ki, tazminat ödemeye başladıkları andan itibaren kontrollere başlar, tazminat ödemekten başlarını alamayacaklardır. Diğer illerde böbreğinde taş, kum olanlar ne küvete girsinler, ne de fazladan su

içsinler. Ankara’nın şehir içi yollarında arabayla yarım saat tur atmaları dertlerine çare olacaktır. Amortisörler küt küt diye vurdukça böbrek taşlarına kumlarına ilaç olacaktır. Düşünebiliyor musunuz ki, Ankara Türkiye’nin başkenti ve biz yollarının bozuk düzenini yazıyoruz. Yolları bırakıp da, kaldırımlar konusuna hiç girmek istemiyorum! Sadece şu ibareyi belirtmek istiyorum. Yüce Allah’ım, yaşlılara, engellilere yardım etsin.

(Amin. S.T)
Büyükşehir belediye başkanlarına, Yozgat’ın Sorgun ilçesinin yollarını görmelerini öneririm. Belediye Başkanı Ahmet Şimşek ve Başkan Yardımcısı Hikmet Vural’ın temiz yollar aşkını görsünler. Eski bir belediye başkanı olarak diyeceğim, yazacağım şudur ki, cadde kenarlarına ithal ağaç dikmekle, çocuk parkı yapmakla belediyecilik yapılmaz. Belediye başkanlığı başka, belediyecilik bambaşkadır. Belediyeciliğin aynası; alt yapı ve yollardır. Her ikisi de var diyecek belediye başkanının heykelini dikerim. Yüzme bilmeyen sokağa çıkmasın derken, herhalde boşuna söylememiştim. Evet YÜZME BİLMEYENLER SOKAĞA ÇIKMASINLAR…