Behruz (Çinici) ağabeyin ölüm haberi üstüme karabasan gibi çökeli altı yıl oldu ama acısı dün gibi.

Yaşamımın on yıllık döneminde yanında olmaktan, çıraklığından başlayarak atölye şefliğini yapabilme onuruna ulaşmış olmakla iftihar ettiğim büyük mimar, uygulamacı, kanaat önderi, mimarlık dünyamızın duyarlı kollayıcısı, söyleşi, yazım ve gönül adamı, dolu dolu yaşadığı, birbirinden büyük eserler bıraktığı dünyevi hayatını yitirip mimarlık tarihimizin baş sayfasına “efsane mimar” olarak geçen adam. Çinici külliyesini karıştıranlar, orada mimarlığın bir “Yaşam biçimi”, bir “Adanmışlık” olduğunu bulacaklardır.

Rol model alınası müthiş bir ustaydı. İçinde yaşadığı yılların her zaman yirmi yıl önünde koşardı. Kendiyle dahi kavga eden, eksikte uzlaşması olmayan, acımasız bir uygulamacıydı.

“İlklerin mimarı” Behruz Çinici’nin ODTÜ Kampusu ülkeye kazandırdığı yüzük taşlarından sadece bir tanesidir. Çorum Binevler’de ki kent planlama ölçeğinden tutun Adile Sultan Korusu butik yerleşkesinde site ölçeğindeki yapılarının, fonksiyonel bütünlüğüne, mimari estetiğine öykünen çoktur.

Udunu tıngırdattıktan sonra viskisini yudumlayarak yerleşim planı veya cephe çizimine sepye kalemiyle gece oturur sabaha doğru, ortaya alıp duvarınıza asacağınız kadar güzel ve çarpıcı bir (meslek raconuyla söylüyorum) suluboya “tablo” attırırdı. Bu güzel resmi şantiyede gerçekleştirmek için, işverenden inşaat kalfasına kadar ödün vermeden kavga ederdi.

İddialı konuşuyorum.. Kendine düz açıyı yasaklamış, köşeli yapı düşmanı ünlü Antoni Gaudi’yi “Aykırılıkta, fark edilirlikte, günün önünde olmakta” sollamıştır, Behruz Çinici..

Behruz mimarlığın Mozart’ıdır

Sadece ben söylemiyorum. Bakın Doğan Tekeli nasıl anlatıyor, ”Behruz’un mimarlığı Mozart’ın müziği gibiydi”. Çinici’nin tambur tutkusuna da değinen Tekeli, “Mimarlıkta formüller yoktur.

Behruz tambur çalarken yaptığı taksimleri mimarlığında da yapardı. Çinici’nin daha 29 yaşındayken eşi Altuğ Çinici’yle ODTÜ’yü tasarladığını hatırlatan Tekeli, kampüsün form ve detaylarının çağın oldukça ötesinde bir niteliğini olduğunu vurguladı


.
ODTÜ kampüsünün en önemli öğesini Mimarlık Fakültesi’dir. İstanbul’un Moda’sında liseyi bitirmiş, birbirinden güzel mekanlar görmüş olarak geldiğim fakülte binalarında yaşamaya geldiğimde kelimenin tam anlamıyla “feleğim şaşmıştı”.

Yarısı burada yarısı da Tekeli’nin “şiirin en güzel dizesi anlamına gelen ‘mısra-ı berceste’ olarak nitelendirdi dediği gibi; ODTÜ Kapalı Spor Salonu’nda geçen yaşamımın en güzel günlerinde “estetik dolumumu” tamamladım. Benim gibi bu çevrede mimarlık öğrenenler Metin Çelik, İbrahim Erkan ağabeylerim Aydan Balamir, Levent Poyraz, Cengiz Kabaoğlu kardeşlerim daha sonraki yıllarda Çinici Mimarlık Atölyesinde “rahle-i tedristen” geçerek yaşama katıldık. Yaşamı boyu sanatının “Ölümsüzlüğü” nü tasarlayan, kavgası veren Behruz ağabey.

Artık rahat ol sen. Nurlar yağacaktır, hep yaşayacak eserlerinin üzerine..

PAYLAŞ
Önceki İçerikTehlike çanları çalıyor
Sonraki İçerikAliyev kötü örnek oldu
Ünal Özüak
Tasarım,uygulama ve ita aşamasında Mimarlık yapmis teknokrat. Emlak Konut kurucu genel müdürü. Spor dünyasında milli takım antrenörlüğü dahil üst FIBA lisanslı koç. Yarım asırlık basketbol adamı ve otuzbeş yıllık köşe yazarı.