İstanbul’da kimi FETÖ’yü anımsatan, kimi tuhaf çağrışımlar yapan Gülen, Sızıntı, Aksiyon, Himmet, Cihan, Hakan Şükür, Paralel, Dumanlı, Yuvarlak, Zenne, Harem, Aşkım, Kısrak, Kadeh gibi sokak isimleri değiştirildi.

Doğru bir karar!
Benzer bir uygulamanın Ankara’da da yapılması uygun olur.
Örneğin, 27 Mayıs askeri darbesinin lideri Cemal Gürsel’in isminin Ankara’da hâlâ büyük bir bulvarda yazılı olması kabul edilebilir bir şey değildir. Kanlı bir darbenin bir numaralı isminin her gün yüzbinlerce kez tekrarlanması Adnan Menderes’in, Fatin Rüştü Zorlu’nun, Hasan Polatkan’ın ruhlarını herhalde çok rahatsız ediyordur.
Seyfi Saltoğlu isminin yine Ankara’da bir bulvarda yazılı olmasını kabul etmek de zor. Saltoğlu, Melih Gökçek’in başkan vekiliydi. Bildiğim kadarıyla başka bir özelliği yok. O’nun adını taşıyan bulvara bir bilim adamının, sanatçının, yazarın ismi konabilir pekala.
Gelelim Nevzat Tandoğan Caddesi’ne… Tek parti döneminin otoriter Ankara Valisi ve Belediye Başkanı’dır Tandoğan. Solculara, “Bu ülkeye Komünizm gelecekse onu da biz getiririz, size ne oluyor” diye seslenmesi ve Kızılay’da kravatsız yürüyenlere kızmasıyla ünlüdür. İntihar ederek yaşamına son vermiştir. O isim de başkentin bir caddesine hiç mi hiç yakışmıyor.
++
Bir de bazı dost ülkelere jest olsun diye kimi bulvarlara verilmiş isimler var ki, tercüme etmek hakikaten her babayiğidin harcı değil.
Bangabandhu Şeyh Muciburrahman Bulvarı bunlardan biridir örneğin.
Abdullah Gabdullah Tukaay Caddesi’ni hatırlamak da, söylemek de, yazmak da pek kolay olmasa gerek.
Bu ve benzeri isimleri parklara vermek herhalde daha doğru olur.
Tabii, Ağaçkakan, Babaharmani, Yatıkmusluk, Tevekküller, Tabakhane gibi sokak isimlerinin değiştirilmesi de düşünülebilir.
++
Başkent’in yeni belediye başkanı Mustafa Tuna’ya saygıyla arz ederim.