Kış mevsimi başlayınca, Ankara’da “Arabaşı” günleri de geliyor demektir. Hemen hemen haftanın üç günü, kıymetli Ahmet Koç’un ev sahipliği yaptığı binada, arabaşı sohbetleri yapılmaktadır.
Uzun müddet göremediğin dostlar, arkadaşlar bir araya geliyor. Geçmişten geleceğe söyleşiler yapılıyor.

Şahsım olarak zaman yokluğundan bu davetlerin sadece ikisine katılabiliyorum o da Yozgat Vakfı ve Sorgun Platformu’nunkine…
Sorgun Platformu’nun değerli yöneticileri; Mustafa İlbaş, Mehmet Tüzel, Devlet Aksoy dostları bir araya getiriyorlar.
Gerek Sorgun Platformu’nun ve gerekse Yozgat Vakfı’nın organizasyonlarında, takdim ve konuşma sıralamalarını bizim Devlet Aksoy, profesyonel takdimcileri aratmayacak düzeyde yerine getirmektedir.

Hani ya “Gönül ne kahve ister ne çay, gönül sohbet ister, hepsi bahane” tekerlemesine uygun olarak, dostlar da bir araya toplanınca sohbet ağırlıklı hal – hatır soruluyor.
Yozgat Vakfı Başkanı dostumuz Turan Düz özveriyle ve büyük bir iştahla görevini ifa etmeye çalışmaktadır. Yöneticiler zaman zamanda kendi imkânlarını kullanarak, sosyal aktivitelere katkı sağlamaktadırlar.

Kıymetli Ahmet Koç’ta federasyona bağlı tüm derneklere kol kanat germektedir. Yozgat Vakfı’nın da, federasyonunda maddi gelirleri hayli kısıtlıdır. Başka illere bakınca neredeyse ilçe derneklerinin bile mülkiyeti kendilerine ait yerleri vardır. Yozgatlı dostlarımızın daha duyarlı olmaları ve hiç değilse mülkiyeti alınmış bir yere kavuşmaları dileğimizdir.
Cuma gün ki sohbette, kardeşim Fevzi Öztürk, abimiz Kültür Bakanlığı Genel Müdürlüğü yapmış Gürbüz Mutlu, eski daire başkanlarından Bekir Büyükyılmaz, İş adamı Soner Gözüyaşlı yanımda, yan masada ise Yozgatlı İş adamları dernek başkanı Ayhan Çelik vardı.
Arkadaşımız Ayhan Çelik, geri kalmışlık sürecini anlatırken hayli dertliydi. Konuşmalarının altına imza atıyorum dersem hiçte abartmamış olurum. Ayhan Çelik, Yozgat’a yatırım için çırpınıyor, bakanlıkları dolaşıyor, yanıma ne zaman gelse kolunun altında takip ettiği yatırım dosyası mutlaka vardır.
Keşke Ayhan Çelik gibi girişimcileri çoğaltabilsek de, Yozgat’ta makûs talihini yenebilse…

* * *
Bizim Devlet Aksoy’un aktardığı bir anekdot vardı ki, aklıma geldikçe gülüyorum…
Bir kültür yarışmasında, bir çocuğa soruyor: Yazar Abbas’ı tanır mısın?
“O emmim olur, ne kitap yazması” diye yanıt alıyor.
Gerisini Devlet tamamlıyor: Abbas Sayar’ın başyapıtı: Okumak ve Kültür…

* * *
Biz bizi tanımazsak, değerlerimize sahip çıkmazsak, birlik, beraberlik içerisinde hareket etmezsek, sızlanmanın hiç yararı olmadığı gibi, şikâyet etmeye de hakkımız yoktur.
Eh neyleyelim, Fuzuli’nin şu sözüyle yazımızı noktalayalım.
“Sussam gönül razı değil, söylesem tesiri yok…”