Ana Sayfa Kültür-Sanat Ankara Radyosu ve Sekfonik Müzik

Ankara Radyosu ve Sekfonik Müzik

154
PAYLAŞ

Bilindiği gibi Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte, çağdaşlaş­ma çalışmaları ve reformları da hız kazanmıştı

SEVİM ÇINAR – Bu çerçevede, Büyük Atatürk’ün özlemlerinden biri de, Türk halkına Senfonik Müziğin, daha da açık bir anlatımla “Çok Sesli Müzik”in tanıtılması ve sevdirilmesiydi. Batı kültürünün bir parçası olmak­tan çok öte, evrensel bir boyut taşıyan Senfonik müzik, sadece birkaç büyük şehirde yaşayan bazı insanların dinleyebildiği bir çerçeveden çıkarılmalıydı.
Tahmin edilebileceği gibi, bu konuda da öncülük görevi yine ’na düşmüştü. Zaten bu müzik türünün, geniş halk kitlelerine ulaştırılmasında, radyodan başka bir seçenek de henüz söz konusu değildi. Açıkça belirtmek gerekirse Avrupa Birliği’ne girmeyi hedeflediğimiz bu günlerde, Türki­ye’nin “Senfonik Müzik” konusunda da ulaştığı evrensel boyut ve sürekli artan dinleyici kitlesi, bir anlamda “Ankara Radyo- su’nun da eseridir” denilebilir. Bunda belki bir ölçüde, Müzik Neşriyat Şefi, unutulmaz tambur virtüözü Mesut Cemil Tel’in, aynı zamanda çok iyi bir “Viyolonsel Sanatçısı” olmasının da önemli payı vardı. Kendisi bir taraftan Türk müziği programları hazırlarken, diğer taraftan “Radyo Oda Orkestrası” konserlerine viyolonselist olarak da katılmaktaydı.
1940’lı yılların hemen başından itibaren, Türk müziği ve Halk müziği çalışmaları bütün hızıyla sürerken, çok sesli Batı müziğinin çeşitli türlerde icra edilmesi de hemen gündeme gelmişti. Avrupa Radyoları’nın yayın formatlarına uyarak Radyo , Radyo Salon Orkestrası, Yaylı Sazlar Kuarteti, Radyo Caz Orkestrası ya da Radyo Tango Orkestrası gibi bölümler oluşturulmuştu.
Öncelik verilmek gerekirse, Radyo Senfoni Orkestrası ön plana çıkıyordu. 45-64 arasında üyeden oluşan bu orkestranın, her hafta pazartesi ve perşembe günleri saat 21.30’da başlayan programları ortalama 45 dakika sürüyor, bazı defalar 60 dakikaya kadar uzayabiliyordu. Konserler 1 numaralı Büyük Stüdyo’da icra edilir ve yaklaşık 160 misafir tarafından dinlenirdi. Aynı orkestranın sonbahar, kış ve ilkbahar sezonlarında daha geniş bir kadro ile Cebeci Konservatuvar Salonumda Cumartesi günleri saat 15.30’dan itibaren verdiği konserler de, Ankara Radyosu tarafından naklen olarak yayınlanırdı. Orkestra dönüşümlü olarak Dr. Ernst Praetorius ve Haşan Ferit Alnar tarafından yönetilmekteydi. Yaz aylarında 6 hafta tatile giren Senfoni Orkestrası, yılda toplam 92 konser verir ve büyük bir ilgiyle karşılanırdı.
Ankara Radyosu, yine 1940’ lı yılların başından itibaren, daha dar bir kadroyla yaklaşık 12 kişiden oluşan “Radyo Salon Orkestraları’nı gündeme getiriyordu. “Orkestralar” diyoruz, çünkü bu konuda 2 orkestra konserler veriyordu. 1 numaralı Salon Orkestrası’nın Necip Aşkın, 2 numaralı Salon Orkestrası’nın ise Halil Onayman yönetiyordu. O günlerin ünlü müzisyenlerin­den oluşan bu iki orkestra, aşağıdaki resimde canlı yayın sıra­sında görülmektedir. Üstteki resimde Şef Necip Aşkın yöneti­minde soldan sağa, ayakta Zülfü Kayancan, Cavit Özmengü, Nuri İrun, Edip Sezen, Orhan Borar, Eftal Günşiray, İzzet Albayrak, Zahit Sezen, Nihat Esengin, Ferruh Üstünel, pi­yanoda G. Markovitz… Alttaki fotoğrafta Şef Halil Onayman, soldan sağa piyanoda K. Siebert, İbrahim Sergici, Tahir Aymeriç, Muzaffer Aydın, Ferruh Alanson, Ali Sonat, Enver Kakıcı, Asıf Altuğ, Hidayet Demirkuşak, Sedat Ediz ve Enver Kapelman.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam