Hz. Mevlanâ’nın ifade ettiği gibi “İnsan akıl- ruh ve sevgi üçgeninden ibarettir.”İnsanlar doğuştan itibaren yer- içer ve eğlenirler.Bu belirli olaylar ve ortamlar içinde birlikte yaşayan toplumlar için eğlenerek paylaşmak doğal bir gereksinimdir.

Orta Asya’dan Anadolyu gelen Oğuz-Türkmen-Uygur obalarının büyük bir kısmı Ankara ve öçevresine ve özellikle Kızılırmak boyunca yerleşerek,tarım ve hayvancılığı geliştirerek kendi hayat anlayışlarını ve tarzlarını coğrafya ve tarihe kaydetmişlerdir.
Ankara köylerinin isimleri incelendiği zaman; (Bayındır,Döğer,Alacaatlı,Oğulbey,Dodurga,Karaşar,Gökler Vb) , büyük gezgin Evliya Çelebi ve diğer sayyahların söylediği gibi “Oğuz taifesi- Oğuz boyları” isimleri olduğu görülecektir.

Bir Oğuz- Türkmen geleneği olarak Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan “Oğlunla oba ol, kızınla komşu ol” hayat anlayışı , köklü bir gelenek halinde sürüp gelmiştir.
Doğumlarda duyulan mutluluğu paylaşmak üzere töy’lar düzenleyen Orta Asya Türk kavimleri aynı geleneği Anadolu’da devam ettirmişlerdir. Doğum gün bir fidan dikmek, kurban kesmek, kazanlar dolusu yemekler pişirerek konu- komşu ile buluşarak paylaşmak çok anlamlı bir gelenek olarak sürmektedir. Doğumu kutlayarak başlayan insanlar baharın gelişini Nevrûz Bayramı ile selamlamaktalar. Kışın yorgunluğunu yaz şenlikleri -festivallerle üzerlerinden atmaya gayret etmektedirler.İlk bahar ve yaz mevsiminde büyük emekler ve alın teri ile bakılan ve işlenen tarla, bağ ve bahçelerde yetişen üzrünlerin son baharda hasat edilmesinden dıuyulan sevinç ve mutluluklar “Hasat Bayramı- şenliği- festivali” ile paylaşılmaktadır.

Bütün bu doğal ve tarihi akış içinde Ankara ve İlçeleri ile köylerinde değişik mevsimlerde festivaller- şenlikler köklü bir şekilde sürüp gelmektedir. Kalecik , Beypazarı,Güdül, Ayaş,Balâ,Çubuk, Sulakyurt, Ankara’nın eski ilçesi Kırıkkale-Hasan dede’nin ünlü üzümleri, Beypazarı’nın ünlü havuç,dut, üzüm,turp gibi ürünleri ile tarihi evleri ,el sanatları ve maden suyu, fosfat, termal su kaynakları-kaplıcaları ile doğal zenginlikleri,Ayaş’ın Ankara pazarlarında kapışılan eşsiz dutları,keçi sütü, eti ve yağları,Nallıhan’ın tarihi ve doğal zenginlikleri ve oyaları ,Haymana’nın kaplıcaları, bağları-bostanları, Polatlı’nın tarihi zenginlikleri yanında verimli buğday üretimi ve ünlü kavunu, Balâ’nın doğal zennginliği,Gölbaşı’nın turistik güzellikleri,Çubuk’un ünlü turşuları,1402 Ankara Savaşı’nın geçtiği tarihi dokusu, Verimli toprağı ve ürünleri ile Akyurt ve köyleri, sağlığa ve turizme elverişli konumu ile Elmadağ ve çevresi, Eğitim tarihimize damgasını vuran ilk Köy enstitüsünün kurulduğu eğitim-kültür ve tarım merkezi Hasanoğlan, Tarihi,tursitik konumu doğal güzellikleri ile Gölbaşı ve çevresi festivallere,kitaplara, belgeseller ve makalelere sığmayacak denli zenginlikleri ile Ankara merkezi ve çevresi , ulusal ve uluslararası şenlik ve festivallerle ,Türkiye Cumhuriyeti’nin parlayan yıldızı olarak tarihte yerini, önemini, önceliğini ve değerini hep koruyacaktır.

“Ankara Ankara güzel Ankara/Seni görmek ister her düşen dara/Senden medet umar her bahtı kara…” Termal zenginliği ve tesisleri yanında, doğal ve tarihi güzellikleri ile başkent Ankara ve çevresi, kongre ve kaplıca turzmi ile dünyaya açılmalı ve birine bin katmalıdır.

PAYLAŞ
Önceki İçerikGençler tercih yapmayı bilmiyor
Sonraki İçerikDuyarsız toplummu olduk
Yahya Aksoy
Yozgat Boğazlıyan'da doğdu. İlk ve orta öğrenimi takiben iki ayrı fakülteden ve Askeri Akademiden mezun oldu. MEB , Kültür ve Turizm Bakanlığında üst düzey yönetici ve genel müdür olarak görev yaptı. İngilizce bilen, şair ve "Tarihi İpek Yolu" kitabı yazarı, evli ve üç çocuğu bulunan Aksoy, Ankara'da yaşamaktadır.