Ankara Ayakkabıcılar ve Çantacılar Odası
Ankara Ayakkabıcılar ve Çantacılar Odası

Hüseyin Uzun: Okula Gitmeyen Zanaatkâr Olamayacak

Ankara Ayakkabıcılar ve Çantacılar Odası Başkanı Hüseyin Uzun çıraklık eğitimi için “Çıraklık eğitimi Türkiye’de en büyük devrim olacak hem ekonomik anlamda bakarsak gençlerimiz istihdam edilecek hem de artık kendiliğinden eğitim seviyesi gelişmiş olacak. Bu ülke istihdam ve eğitim alanında çok büyük çağ atlamış olacak ”dedi.

Ankara Ayakkabıcılar ve Çantacılar Odası Başkanı Hüseyin Uzun özellikle sektöre çırak yetiştirme ve çırakların alacağı eğitimler üzerine siz okurlarımız için güzel bir söyleşi yaptık. Hüseyin Uzun “Vatandaşlardan benim en büyük isteğim yerli malları tercih etsinler. Özellikle gençler marka adı altında hep yabancı ürünleri kullanıyorlar ve bu yüzden üreticiyi, işçiyi, satıcıyı hatta devletin ekonomisini çok büyük zarara uğratıyorlar” dedi.

1968 yılında Ankara’ya gelen, 1977 yılında kendi atölyesini açan Hüseyin Uzun. 1989 da Ayakkabıcılar Odası’na yönetici olarak girdi O günden bu güne de Oda’nın yönetiminde olan Uzun, artık zanaatçılar eğitimli ve kültürlü olacak diyerek Oda’nın çalışmalarını ve çıraklık eğitimini şu şekilde anlattı.

Uzun “Ayakkabıcılığa 12 yaşında çıraklıkdan başladım. Odamızın amacı devletle toplum arasındaki bağı kuran yarı resmi kuruluştur. Biz odamızda üyelerimizin eksikliklerini karşılamaya çalışıyoruz. Odamızın en büyük amacı sektörde çalışacak elemanların eğitim ve öğretimidir. Ben 7 yıl çıraklık ve kalfalık üzerine eğitim verdim. Bununla ilgili çalışmalarımız sürekli devam ediyor. Özellikle son iki senedir bu kanayan yara hatta yaranında dışına çıkmış hastalık olmuş. Bu sorunu çözmek için Milli Eğitim Bakanlığı’nın çalıştayları ile çıraklık okullarını liseye dönüştürmeye çalışıyoruz.

Ankara Ayakkabıcılar ve Çantacılar Odası
Ankara Ayakkabıcılar ve Çantacılar

Çıraklık eğitimini bitiren artık sektörde rahatlıkla iş bulabilecek. Çırak bulamamamızın en önemli sebebi 8 yıllık temel eğitim ve son çıkan 4+4 sistemi oldu.. Bu böyle yürümez bir lokomotif olması lazım çıraklık okullarının bir anlamı kalmadı bunlar liseye çevrilmeli. Bu okullardan mezun olan çocuklarımız üniversiteye gidebilsinler. Bütün mesleklere bakıldığında artık herkes belirli bir eğitim seviyesine yükselsin. Bunlardan dolayı artık önümüzdeki sene itibariyle ortaokul mezunu bütün öğrencilerimiz okullara kayıt ettirebilecek.İki gün okulda eğitim aldıktan sonra 4 gün tamamen iş yerlerinde mesleki eğitim alacak” diyerek sözlerine şöyle devam etti.

“Bu okuyan çocuklarımız hem iş yerinden ücret alacaklar. Hem devletten ücret alacaklar sigortaları olacak. Bu çocuklarımız isterlerse üniversiteye gidebilecekler gitmezlerse ellerinde lise diplomaları olacak. Bu söylediklerimi önümüzdeki seneden itibaren hayata geçireceğiz. Dolayısıyla Türkiye’de en büyük devrim olacak hem ekonomik anlamda bakarsak gençlerimiz istihdam edilecek hem de artık kendiliğinden eğitim seviyesi gelişmiş olacak. Bu ülke istihdam ve eğitim alanında çok büyük çağ atlamış olacak.

Türkiye’de artık zanaatkâr dediğimiz kesimde eğitimli kültürlü olacak. Zaten diğer çocuklarımız belirli bir seviyeye kadar eğitim alıyordu. Eğitimli ve kültür seviyesi yüksek bir neslimiz olacak. Türkiye’deki okur yazar oranının da hem kalitesi artacak hem sayısı artacak. Çünkü bu çocuklarımız çıraklık eğitiminde özellikle adaptasyon sorunu yaşıyorlardı. Meslek okullarındaki öğrencilerimiz maalesef iş yerlerine gittikleri zaman çocuklarımız kendilerini tepeden görüyordu. Bizim ustalarımız da haklı olarak bunlar hiçbir şey bilmiyor diyordu. Bu da doğruydu iki tarafta haklıydı artık böyle bir sorunla karşılaşmayacağız” dedi.

Oda Başkanı Hüseyin Uzun çok önem verdiği çıraklık eğitimini anlattıktan sonra Ankara Ayakkabıcılar ve Çantacılar Odasının diğer faaliyetlerinden bahsetti. “Odamızın başka konularına gelirsek bu günkü şartlarda esnafımıza vergiler ağır geliyor onları azaltılması için uğraşıyoruz. Yurt dışından kalitesiz ürünler getiriliyordu. Şu anda özellikle yurt dışından gelen çanta ve ayakkabıya vergi konulunca tam mamul dediğimiz ürünler Türkiye’ye giremez oldu. Ama şu anda biz ürettiğimiz malın özellikle ayakkabı kesinlikle yüzde 65’ini yurt dışına satıyoruz. Bugün başta Avrupa olmak üzere dünyanın her yerine satıyoruz. Şu anda en çok Rusya ve Arap ülkelerine satılıyor” dedi.

Ankara Ayakkabıcılar ve Çantacılar Odası
Ankara Ayakkabıcılar ve Çantacılar Odası

Uzun Türkiye’deki bütün imalatçılar mesleki odalara kayıtlı olmak zorundalar. Basit usullerde işletme defteri tutan üreticiler yüzde 100 odaya kayıtlı olmak zorunda. Bunlardan yukarı da olan kısımda şirketler gibi ticaret odalarına kayıtlı olmakla mükelleftir. Çünkü bu arkadaşlar ticaret il müdürlüklerine de kayıtlı olmak zorundalar ki devlet sizin ne kadar üretim yaptığınızı ne kadar işçi çalıştırdığınızı bilsin ki yurt dışından ayakkabı gelmesine engel olsun ve ona göre istihdam ve üretim politikası üretsin. Türkiye’deki üreticileri kayıt altına almak ve yurt dışından giren mallara engel olmak için odalara kayıtların yapılması gerekli olduğunu söyledi

Hüseyin Uzun yerli malı ayakkabı ve çanta kullanılmasını önererek şunları dile getirdi. İnsanlarımızın yerli mali ayakkabı kullanmasını öneririm çünkü gerçekten kaliteli üretim yapıyoruz. Bizde üretilen ayakkabıların geneli laboratuvarlarda testlere sokulup belgeleniyor. Sarı etiketi olmayan ayakkabıları almayın diyoruz. Yurt dışında üretilen ayakkabı firmaları Türkiye de fabrika kursunlar hem katma değer kazanalım hem de kaliteli mal üretmiş olsunlar. Hem de yurt dışına buradan satılsın”.

Ankara Ayakkabıcılar ve Çantacılar Odası
Ankara Ayakkabıcılar ve Çantacılar Odası

Hüseyin Uzun “Vatandaş ayakkabının iyisini kolay kolay ayırt edemez. İyi bir ayakkabıya iyi para vermek gerekir, güvenilir yerlerden alınması gerekir. Vatandaş kışlık ayakkabı alacaksa kalın deri dediğimiz. Özellikle yağmur değdiği zaman derinin üzerinden akan ayakkabılar seçilmesi gerekir. Hakiki her deri kim ne derse desin illaki su alır çünkü derinin gözenekleri vardır. Su almayan deri fabrikasyondur gerçek deri değildir. Ya güvendikleri yerlerden alışveriş yapsınlar ya da gezerek görerek alsınlar araştırsınlar. Mağazacının üslubuna hatta ses renine bakarak alışveriş yapsınlar satıcının yalan söylediğini inandığı an malı bıraksınlar. Deri eşyanın ömrü diye bir şey yoktur garantisi olmaz kullanıcının kullanım şartlarına bağlıdır. Türkiye de hala el emeğiyle ayakkabı üreten ustalarımız var.

Vatandaşlardan benim en büyük isteğim yerli malları tercih etsinler. Özellikle gençler marka adı altında hep yabancı ürünleri kullanıyorlar ve bu yüzden üreticiye, işçiye, satıcıya hatta devletin ekonomisine çok büyük zarar veriyorlar. Bunu da en çok gençler yapıyor. Kendi geleceklerini kendileri yıkıyor. Türkiye de en çok şikâyet edilen ürünler yabancı ürünlerdi. Gençlerin marka dediği ürünlerdir”.

Uzun sözlerini eğitime vurgu yaparak “Bundan sonra bütün meslekler eğitimli olacak çünkü okulu başlıyor. Tüm meslek gurupları eğitimli ve kültürlü olacak gelecek seneden itibaren okul bitirmeyen zanaatkâr olamayacak. Gelecek seneden itibaren çıraklık okulları liseye dönüşüyor. Bundan sonra okula gitmeyen zanaatkâr olamayacak en kötüsü çıraklık okuluna başlayacak o okulu bitirecek” diye tamamladı