1)Cumhurbaşkanına tanınan yetkilerin ucu bucağı yok. Hem cumhurbaşkanı hem başbakan olacak. Partisiyle ilişiği süreceği için kimlerin milletvekili olacağına karar verecek.

Hükümeti kuracak, üst düzey devlet görevlilerini atayıp görevden alabilecek, bütçeyi hazırlayacak, kararname çıkarabilecek.
HSYK üyelerinin yarısını belirleyecek, olağanüstü hal ilan edebilecek, af yetkileri genişleyecek.
Acaba günümüzde hangi kralın bu kadar yetkisi vardır?
Anayasa’da böyle bir değişiklik yapılması demokrasinin ayrılmaz parçası olan kuvvetler ayrılığı ilkesini tümüyle ortadan kaldırır, tek adam sistemi getirir.

2)Milletvekili sayısını 550’den 600’e çıkarmak yanlıştır.
Her şeye cumhurbaşkanının karar vereceği bir ülkede milletvekili sayısını yükseltmenin bir anlamı yoktur.
Üstelik daha üç gün önce Başbakan Binali Yıldırım, kamuda ciddi tasarrufa gidileceğini söylemedi mi?
Keşke fırsat bu fırsat denip milletvekili sayısı 300’e düşürülseydi…

3)Değişiklik teklifiyle milletvekilliği iyice güçsüzleştirilip adeta sembolik bir görev haline getirilse de 18 yaşındakilerin milletvekili seçilme hakkına sahip olması yine de doğru değildir.
18 yaş imam hatip lisesi 5-C sınıfına mümessil seçilme için yeterli olabilir ama milletvekili olmak için biraz tahsil, biraz tecrübe gerekmez mi?
Bıyığı yeni terlemiş, askerliğini bile yapmamış çocukları Meclis’e getirmenin ne manası var Allah aşkına?

4)Teklifte HSYK üyelerinin yarısını cumhurbaşkanının seçeceği, ikisini ise Meclis’in belirleyeceği belirtiliyor.
Bu durumda iktidardaki parti HSYK üyelerinin 7’sini belirlemiş yani bu kurulda çoğunluğu sağlamış oluyor.
Bu günümüzde zaten tartışmalı olan yargı bağımsızlığının tümüyle rafa kaldırılması demektir.

5)Bugünkü sistemde seçime giderken adalet, ulaştırma ve içişleri bakanları bağımsızlar arasından atanıyor.
Anayasa değişikliği bu maddeyi de değiştiriyor, partili üç bakanın görevde kalmasına imkan veriyor.
Böylece seçimler de tartışmalı hale sokulmuş olmaz mı?