Ana Sayfa Güncel Anadolu’nun cesur yürekli kadınları

Anadolu’nun cesur yürekli kadınları

283
PAYLAŞ

“Anadolu’nun Cesur Yürekli Kadınları” gazeteci arkadaşımız Nural Okanar tarafından kaleme alındı… Biyografik öykülerden oluşan ve 52 kadının “başarı sırlarının”  kaleme alındığı bu kitap, satışa çıktı. Yazarı bir dönem Günaydın Gazetesi’nde birlikte çalıştığımız arkadaşımız olunca kitabında neler yazdığını merak edip aradım… Sohbet ederken de bu röportaj ortaya çıktı.

ÖNCELİKLE BASINDAN UZAK KALDIĞI DÖNEMDE NELER YAPTIĞINI? ÖĞRENMEK İSTERİM;
Günaydın Gazetesi sonrasında bir dönem oğlumla ilgilendim. Oğlumun büyüme döneminde Türkiye’de ilk kez çocuklara yönelik bir organizasyon şirketi olan ‘SYS Düşler Evi’ ni kuzenim ve bir arkadaşımla birlikte kurduk. Çocukların hayal dünyalarını geliştirmeye ve minik dokunuşlarla onların hayallerini gerçekleştirmeye çalıştık. Sonrasında, farklı zamanlarda ASOMEDYA Dergisi ve ATV’de yayınlanan ve İpek Tuzcuoğlu’nun sunduğu “Kadının Gücü” programında editör olarak görev yaptım. Daha sonra, ailemle birlikte “Düşler Ülkesi” Kapadokya’da Ürgüp’e yerleştim. İki yıl orada kaldım.
“ANADOLU’NUN CESUR YÜREKLİ KADINLARI” NIN ORTAYA ÇIKIŞI DA BU DÖNEME Mİ RASTLIYOR?
Biliyorsun bizim mesleğimizde emeklilik olmuyor. Belki mesleki deformasyon olarak değerlendirebiliriz; her kişiye, her olaya haber gözü ile bakıyorsun. ‘Şimdi gazetede olsam bu olayı şöyle yazardım’ diye hayal kurmaya başlıyorsun. Kapadokya’da da öyle oldu. Orada tanıştığım ve sonradan dostum olan Melahat Çelik’in işlettiği kafede otururken farklı ülkelerden Türkiye’ye gelen ve yerleşen kişilerle ahbaplıklarım oldu. Önce onlarla ilgili bir yazı dizisi hazırlamak geldi aklıma. Sonra Türkiye’nin değişik bölgelerinden gelip kimi bir başına, kimi ailesi ile Kapadokya’ya yerleşen kadınlarla tanıştım. Her biri bir başka başarı öyküsünün kahramanıydı… Hikâyeleri birbirinden farklı, başarıya giden yolda zorluklara karşı çıkan, mücadele eden, kapılarını açıp beni yaşamlarına konuk eden kadınları tanımamla olgunlaştı kitap fikri…
ARAYA GİRİP BİR ŞEY SORMAK İSTİYORUM… BAŞARI KISTASIN NEYDİ? KİMLER SANA GÖRE BAŞARILIYDI?
Anadolu da yaşayan insanlar açık sözlü, yaşadıkları sıkıntıları dile getirirken dolambaçlı yollara sapmıyorlar… Şiddet gördüğünü de belirtiyor, küçük yaşta evlendiği için çektiği sıkıntıları da… Ailesinin zoru ile evlendirildiğini söylerken, okuyamamanın acısını hala içinde yaşıyor. Şehirden köye gidişinin hazin öyküsünü anlatırken seni de hikâyesinin içine alıveriyor. Yaşadığı zorlukları gizlemiyor. Yaşadıklarını açık yüreklilikle anlatan bu kadınların bugün otel ya da restoran sahibi olduğunu görmek, hastalıklara direnip çalışma hayatında yer edinebildiklerini duymak, yaşadığı yerin tarihine sahip çıktığını izlemekti beni harekete geçiren. Varlık içinde başarılı olmak daha kolay. Önemli olan maddi- manevi yokluklara kafa tutup kendilerini daha iyiye, daha güzele taşıyabilmeleri… Kitabın giriş yazısında da belirttiğim gibi, çoğu hayat mücadelesine öylesine kaptırmışlar ki, birisi söyleyene kadar ne büyük işlere imza attıklarının farkında değiller… Bunların görünür hale gelmesini istedim.
KİTAPTA ELLİ İKİ KADININ BAŞARI ÖYKÜSÜ VAR. KİMİNLE SÖYLEŞİ YAPAYIM DİYE DÜŞÜNDÜĞÜN YA DA ZORLANDIĞIN ANLAR OLDU MU? SONUÇTA KÜÇÜK BİR YERDEYDİN…
Kesinlikle hayır. Yazmaya devam etseydim daha onlarca kişiye ulaşabilirdim. Kapadokya’nın bütününde daha pek çok başarı öyküsü var. Bu kitapta bölgede yaşayan kırk arkadaşımın (konuştuğum kadınların çoğu benim arkadaşım oldu, hala görüşüyoruz, çocuklarının düğünlerinde, torunların doğumunda bir araya gelebiliyoruz) yanı sıra, Bodrum Bitez’den, Güllük’ten, Ankara’dan da başarı öyküleri katıldı kitaba.
BAŞARI ÖYKÜLERİNİ
YAZMAYA DEVAM ETMEYİ
DÜŞÜNÜYOR MUSUN?
Elbette düşünüyorum. Ama bu kez kitap değil de televizyon için düşünüyorum. Ben bu başarı öykülerini hep iki ayaklı hayal ettim. Kitap ile belli bir kesime ulaşabiliyorsunuz, ama televizyon sayesinde tüm evlere girebiliyorsunuz. Küçücük bir araştırma sonucu binlerce başarı öyküsü bulabileceğimi gördüm. Kimi Urfa’dan kimi Batman’dan, kimi Mardin’den kimi Uşak’tan, Rize’den, Samsun’dan… Kısaca Türkiye’nin her yerinden. Ayrıca kadın girişimcilere destek olan birçok kuruluş/insan var. Onların da desteği ile daha çok kişiye ulaşılabileceğini biliyorum. Hepsini bir kitaba sığdırabilmem mümkün değil. Onun için bir sonraki adım televizyon.
Tekrar “Anadolu’nun Cesur Yürekli Kadınları” na dönersek, neden yazıldı bu kitap, neden sadece kadınların başarı öyküsüne yer verdin?
Gazete sayfaları, televizyon ekranları kadına yönelik şiddet haberleri ile dolu. Bu haberleri izlerken umutsuzluğa kapılıyor insan… Oysa birazcık umut, birazcık cesaret ile değişen hayatların varlığını bilmek yepyeni bir yaşamın kapılarını açabilir… Bu nedenle kadınların başarı öykülerini yazmak istedim. Umudunu yitirenlere umut olsun diye yazdım. Kendi başarısının farkında olmayan kadınların kendileri ile yüzleşmeleri için yazdım. Şiddete baskıya boyun eğmek yerine içlerindeki potansiyeli keşfetmeleri için yazdım. Binlerce kadının başarı öyküsünün ilk yansımaları olsun diye yazdım. Anadolu’nun sesini duyurmak için yazdım. Satır arasında geçen bir kelimenin, bir anının, büyük bir dokunuşa, yeni başlangıçlara neden olacağına inandığım için yazdım.
KİTAPTA ÖYKÜSÜNÜ PAYLAŞTIĞIN KADINLARIN DOĞUMDAN BUGÜNE KADAR OLAN YOLCULUKLARINI YAZMIŞSIN. ZOR OLMADI MI BİR ÖMRÜ İKİ-ÜÇ SAYFAYA SIĞDIRMAK?
Günaydın’da çalıştığımız dönemde bizden istenen, haberi en kısa ve anlaşılır haliyle yazmak ve olayı-durumu anlatan bir fotoğrafla haberi desteklemekti. Ben de insanların yaşamının fotoğrafını çekmeye çalıştım. Yazarken iki-üç sayfaya bir ömrü sığdırmaya, onları her gün bir adım daha ileriye götüren gücün sırrını keşfetmeye çalıştım.
Doğumdan başlayıp bugüne ulaşmanın nedenine gelince; konuşmalar sırasında fark ettim ki çoğunun çocukluğunda yaşadığı bir olay, duyduğu bir sözcük, gördüğü bir materyal hayatını şekillendirirken, başarıya giden yolculuğunda mihenk taşı olmuş. Çocuklarımızı yetiştirirken onları yönlendirmemizin, söylediğimiz sözcüklerin sonraki yaşamlarında büyük etkilere neden olacağını, çok duyarlı olmamız gerektiğini bu söyleşiler sırasında bir kez daha anladım.
EN ÇOK HANGİ CESUR YÜREK ETKİLEDİ SENİ?
Klasik bir cevap vermem gerekirse hepsi… Ama aralarında; ‘yaşadığı yeri perilerle paylaşan’ ve mübadillerin, Mustafa Paşa’nın tarihine sahip çıkan Süreyya,
Şehirden ayrılmak zorunda kalınca bir mağarada yaşamaya başlayan ve yaşadığı yeri cennete çevirip’ Öykü Evi’ni yaratan Ayşe,
Çektiği acılarla büyüyen ve başarısını dünyaca tanınan bir ebru sanatçısı olarak taçlandıran Naile Bozkurt,
Ayrılıkların, hastalıkların durduramadığı Suna Bilgiç,
Küçük bir kumaş parçası ile kurduğu hayalleri müzeye çeviren Sibel,
Güzeller güzeli Birge’sinin avuçları arasından kayıp gidişini yazan ve kızının anısına ‘ABCDE Geleceğim Eğitimde’ projesini hayata geçirerek çocuklarımızın hayatına dokunan Beril, ilk aklıma gelenler.
Düşlerinin peşinden giden ve bunları gerçekleştiren kadınların öyküsünü yazdın. Peki, sen düşlerini gerçekleştirebildin mi? Yıllar önce çocuklar için kurduğumuz şirketin adı ‘SYS Düşler Evi’ydi… Sonrasında da Kapadokya’yı tanımlarken ‘Düşler Ülkesi’ tanımlamasını kullanmışım…
Farkında olmadan düşlerimin peşinden gidiyormuşum zaten. Kitap ilk aşamasıydı, şimdi hayalimde başarılı kadınların hikâyelerini paylaştığımız bir televizyon programı var.
Özel, güçlü ve başarılı kadınlarımızın öykülerinin umut olduğunu, ışık olduğunu, aydınlattıkları yolda yeni hedeflere doğru yol alan, yeni öyküler oluşturan kadınlarımızı hayal ediyorum. Söyleşiyi kitaptaki son sözümle bitirmek istiyorum; ‘Türkiye’nin başarılı kadınlarını tanımaya, birlikte olmaya devam etme dileği ile…’

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam