ANADOLU’da M.Ö. 300’lü yıllardan itibaren izlerinin takip edilebildiği, Türk kültürünün parçası olan, et, süt, deri ve gübresinden yararlanılan, 20’nci yüzyıla kadar Türk ordusunun taşımacılık işlevini yerine getiren deve, günümüzde sadece güreşlerde ve turistik amaçlı kullanılıyor. Tüm Anadolu’daki deve sayısı ise 1500.

Antalya Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü, güç doğa şartlarına, açlık ve susuzluğa son derece dayanıklı bir hayvan olan, ‘Peygamber bineği’ olarak nitelendirilen deve ve devecilik kültürüyle ilgili çalışma başlattı. Müdürlük, çalışma sonunda artık yok olmaya yüz tutmuş bu geleneği gelecek nesillere aktarmak için bir kitap haline getiriyor.

Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü’nden halk kültürü araştırmacısı Mahmut Davulcu, anayurdu Kuzey Amerika olan devenin M.Ö. 3 binli yıllarda ehlileştirildiğinin düşünüldüğünü, Anadolu’da ise, M.Ö. 300’lü yıllardan itibaren izlerinin takip edilebildiğini belirtti. Devenin Türk kültürünün çok önemli parçası olduğunu vurgulayan Davulcu, “Orta Asya’dan itibaren deve, Türklerle beraber varolmuş, askeri ve ticari amaçla kullanılmış, etinden sütünden yararlanılmış” diye konuştu.

Orta Asya’da kullanılan develerin çift hörgüçlü, Arap develerinin ise tek hörgüçlü olduğunu belirten Davulcu, şunları kaydetti:

“Yörükler çift hörgüçlü develeri ‘buhur deve’ olarak tabir eder. Deve varlığı 11’inci yüzyıldan itibaren Orta Asya’dan Türklerle beraber Anadolu’ya aktarıldı. Birçok alanda kullanılmış. Etinden, sütünden, derisinden, gübresinden hatta idrarından yararlanılmış. Ama en önemli kullanım yeri taşımacılık ve askeri maksat. Türk ordusunun yüzyıllar boyunca taşımacılık işlevini deve yerine getirdi. 20’nci yüzyıla kadar bu işlevini devam ettirdi. Sonra gelişen teknoloji ve teknolojinin sağladığı araç gereçler nedeniyle sona ermeye yüz tuttu. Deve artık günlük hayatımızdan çekilmiş bir hayvan olduğu için varlığı sayısal olarak düştü. TÜİK verilerine göre şu anda Anadolu’da 1500 civarında deve var.”

ANTALYA’DA SAYILARI 169

TÜİK verilerine göre Antalya’da 169 deve bulunduğunu, 146’sının yetişkin, 23’ünün genç yavru olduğunu söyleyen Davulcu, bunların iki amaçla varlığını sürdürdüğünü belirtti. Bu amaçlardan birinin deve güreşleri, diğerinin ise turistik turlar olduğunu anlatan Davulcu, “Güreş develeri Antalya’nın batı ilçeleri Demre ve Kumluca’da daha çok bulunmakta. Turistik amaçlı kullanılan develer ise Antalya’nın orta ve doğu bölgesinde karşımıza çıkıyor” dedi.

Bakım ve beslenmesi zor bir havyan olan devenin Antalya bölgesindeki sayısının hızla azaldığını sözlerine ekleyen Davulcu, “Deve sahibi olanlar deveci olarak bilinmektir. Geleneğe göre bunların piri de Veysel Karani’dir” diye konuştu.

MASRAFLI BİR İŞ OLMASI NEDENİYLE ESKİSİ GİBİ DEĞİL

Çalışmayı Mahmut Davulcu ile birlikte yürüten araştırmacı Mustafa Tokat, devecilik kültürünün yok olmaya yüz tutmasının nedenini, “Bu iş çok masraflı bir iş. Köklü bir geleneğe sahip olmasına rağmen masrafından dolayı, insanların amaçlarını başka şeylere kaydırmasından dolayı eskisi gibi değil” dedi. Bu geleneğin yok olmasını hem bakanlık hem de Antalya yöresi olarak istemediklerini vurgulayan Tokat, şunları söyledi:

“Bu nedenle 2016 yılı ocak ayından itibaren Kumluca ve Demre deve güreşlerine bizzat giderek, hem görsel belgeleme hem birebir derleme yapıyoruz. Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü yayınları üzerinden bir kitap yapmayı planlıyoruz. Çalışma tahminen Aralık 2017’de bitecek. 2018 yılında ise kitap hazırlanır diye planlıyoruz.”

DEVE GÜREŞLERİ KUMLUCA VE DEMRE’DE YAYGIN

Kumluca ve Demre bölgesinde deve güreşlerinin çok yaygın olduğunu da anlatan Tokat, “Bu güreşler yılın belli aylarında gelenek olarak Yörükler tarafından devam ettiriliyor” dedi. Türk Edebiyatı ünlü yazarlarından Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ‘Huzur’ adlı romanında 1915-18 yılları arasında Antalya’da orduevinin arkasında bir alandan sözedildiğini vurgulayan Tokat, “Develer burada toplanır ve deve güreşleri yapılırmış” diye konuştu.

Develerin 20 yaşına kadar güreşebildiğini, günümüzde güreş amacıyla kullanılan bütün develerin İran yolu ile Afganistan, Pakistan ve Türkmenistan’dan temin edildiğini anlatan Tokat, her devenin bir adı olduğunu, devenin cesareti ve korkusuzluğunu vurgulayacak isimlerin tercih edildiğini belirtti. Güreş alanındaki develerin görünümünün, sahip oldukları süsler ve renk cümbüşünün seyirciler için cezbedici olduğunu dile getiren Tokat, bu donanımın ana gövdesini develere binmek ve yük sarmak amacıyla kullanılan bir semer çeşidi olan havutun oluşturduğunu belirtti. Deve başlığı, deve çulu, karın keçesi, cepken, yular ve dizlere takılan paçalıkların deve donanımının diğer parçalar olduğunu söyleyen Tokat, nazar boncukları, çıngıraklar ve aynaların ise deve donanımının ayrılmaz parçalarından olduğunu vurguladı.