Şarkıcı , yaklaşık 50 kilo verdiği ve ölümle burun buruna geldiği ameliyat sürecini, yeni çıkardığı single’ı “”u ve müzik kariyerindeki başarı öyküsünü DHA’ya anlattı.

Yaklaşık iki yıl önce “Dünyanın Öteki Ucuna” klibinde aşırı kilolu haliyle dans ederek şarkı söylemesiyle dikkatleri üzerine çeken Bengisu, geçtiğimiz ay yayımladığı yeni single’ı “İsyan Ediyorum”un klibinde ise çok farklı bir görünümle müzikseverlerin karşısına çıktı. Doktorunun, “Ameliyat olmazsan maksimum 4 yıl yaşarsın, olursan da yüzde 30 yaşama şansın var” dediği sanatçı, ameliyat sonrası zorlu bir sürecin ardından yaklaşık 50 kilo verdi. Dünyanın en prestijli müzik okulu, Amerika’daki Berklee College of Music’te eğitimini sürdüren, okulda kazandığı başarılar sayesinde Grammy ödüllerini seçen komite olan “Grammy Union”da yer alan, katıldığı müzik yarışmalarından hep birinciliklerle ayrılan ve henüz 15-16 yaşlarındayken birçok ünlü sanatçıyla aynı sahneyi paylaşma şansı elde eden Bengisu, DHA’ya özel açıklamalarda bulundu.

15-16 YAŞLARINDA ÜNLÜ SANATÇILARLA AYNI SAHNEYİ PAYLAŞTI

Başarı merdivenini adım adım tırmanan Bengisu, ilk basamaktan itibaren müzik kariyerini şöyle anlattı:

“İlkokuldayken müzikle ilgileniyordum. Sempati duyuyordum ve hobi olarak hayatımdaydı. Lise çağıma geldiğimde İstanbul’da Caddebostan Kültür Merkezi’nde ‘Ladies and Gentlemen İstanbul’ diye bir müzikal koronun konserini izledim. Konseri izlediğimde gerçekten aşık oldum diyebilirim. Sahnede gördüğüm şey, hayalini kurduğum ve yapmak istediğim şeymiş, onu fark ettim. Konserden sonra kulise gittim ve ‘Ben size katılmak istiyorum’ dedim. Bana önce ‘kontenjanımız dolu’ dediler ama sonra provalarına gittim ve aralarına dahil oldum. Aslında bu ekibe girmemle değişti her şey. Bu ekibe girene kadar müzikal anlamda çok daha amatör, çok daha minimal şeylerde yer alıyordum. Daha sonra bu ekiple beraber Sezen Aksu, Sertab Erener, Ferhat Göçer, Alessandro Safina gibi büyük isimlere vokal yapma, o isimlerle beraber sahneye çıkma fırsatı yakaladım. Harbiye Açıkhava, Kuruçeşme Arena gibi sahnelere çıktım. 15-16 yaşında kız çocuğu için 7 bin seyircinin karşısına çıkabilmek, öyle büyük insanların arkasında şarkı söyleyebilmek mükemmel bir lütuf. Bu sırada lise eğitimim Saint Joseph Lisesi’nde devam ediyordu. Sonra üniversite eğitimiyle ilgili düşünmeye başladığımda, tutkunu olduğum, hayalini kurduğum şeyi yapmak istediğime karar verdim. Annem çok destek oldu ama babamdan, ‘Kızım müzik hobi olarak mı kalsa’ gibi klasik her ailenin evladına söyleyebileceği uyarı geldi. Ben de bunu yapmak istediğimi ve en iyisini yapacağımı söyledim. Amerika’daki Berklee College of Music’in sınavlarına girdim ve kabul edildim. Ardından Amerika’ya gittim. Çift anadal okuyorum. Hem şan, hem de menajerlik ve müzik işletmesi okuyorum. Bir de müzikal tiyatro yazımı yandalı yapıyorum. Lisedeyken Türkiye’deki liseler arası müzik yarışmalarında birçok en iyi kız solist ödülüm oldu. En iyi orkestra, en iyi beste ödülleri aldık. Geçtiğimiz yıl Yunanistan’da katıldığımız uluslararası bir müzikal festivalde grand prix ödülleri aldık, seyirci tarafından en iyi ekip seçildik. Çok güzel, çok büyük mutluluklar bunlar. Bunun yanında Amerika’da okulda müzikal tiyatro ekibindeyim. Her dönem yeni bir müzikal tiyatronun prodüksiyonunu yapıyoruz. Hatta bu dönemde öğrencilerin yazdığı bir müzikalde oynuyorum. O yüzden Türkiye – Amerika arası gidip geliyorum. Mayıs ayında mezun olacağım. Ondan sonra kariyerime inşallah yavaş yavaş da olsa yükselerek devam etmek istiyorum.”

“TÜRKİYE’YE DÖNMEM ÇIKACAK FIRSATLARA BAĞLI”

Amerika’da kalıp kalmayacağını, karşısına çıkacak fırsatların belirleyeceğini ifade eden sanatçı, şöyle konuştu:

“Ben avukat ya da mühendis değilim, şurada şöyle çalışacağım diyemiyorum. Karşıma çıkacak fırsatlarla alakalı bu. Öyle bir fırsat çıkar ki, Amerika’da kalmaya hayır diyemem ve orada kalırım. Öyle bir fırsat çıkar ki, Türkiye’de olmam gerekir ve burada olurum. Orayı da yüzde yüz bırakmayı düşünmüyorum. Gerçekten orada içinde bulunduğum çevre inanılmaz önemli bir çevre. Burada hayalini kurduğunuz isimlerle yolda karşılaşıyorsunuz orada. Bunlar orayı biraz öne geçiriyor ama Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşı olmak ve Türk olmak içimizde olduğu sürece, memleket vatan hasreti yani…”

“YENİ ŞARKIM, HAYATIN ÇOK DEĞERLİ OLDUĞUNU VE CESUR ADIMLAR ATILMASI GEREKTİĞİNİ SÖYLÜYOR”

İkinci single’ı “İsyan Ediyorum”un, hayatta söylemek istediklerini söylediği, hayatın çok değerli olduğunu ve cesur adımlar atılması gerektiğini söylemeye çalışan bir şarkı olduğunu vurgulayan Bengisu, “İlk single ‘Dünyanın Öteki Ucuna’ hareketli bir single’dı. Yaz için yapılmış bir şarkıydı. ‘İsyan Ediyorum’ daha oturaklı, daha kendimi bulduğum bir şarkı. İki şarkı arasında 2,5 yıllık bir süreç var. Bu süreçte çok ciddi ameliyatlar geçirdim, çok ciddi sağlık sorunları yaşadım. Bütün bunları içimden geldiği şekilde anlattığım, büyüdüğüm, olgunlaştığım ve bu olgunlaşmanın sonucunda ortaya çıkmış bir şarkı oldu ‘İsyan Ediyorum’. Hayatta söylemek istediklerimi söylediğim, hayatın çok değerli olduğunu ve cesur adımlar atılması gerektiğini söylemeye çalışan bir şarkı oldu. O yüzden çok mutluyum, umarım dinleyenler de beğenirler” ifadesini kullandı.

“DOKTOR, ‘AMELİYAT OLMAZSAN MAKSİMUM 4 YIL YAŞARSIN, OLURSAN DA YÜZDE 30 YAŞAMA ŞANSIN VAR’ DEDİ”

Genç şarkıcı, ölümle burun buruna geldiği ameliyat sürecini ise şöyle anlattı:

“2014 Ağustos ayında mide küçültme ameliyatı oldum. Biliyorsunuz bu aralar çok popüler. Ama bu ameliyat insanlara çok Polyannacılık gibi sunuluyor. Aslında gerçekten çok riskli. Sonrasında çok büyük sorunların yaşanabildiği bir ameliyat bu. Benim de başıma bazı talihsizlikler geldi. Bu talihsizlikler sonucunda midemde bir delik oluştu. Fistül denilen bir şey oluştu ve dünyada böyle bir vaka olmadığı için benim medikal durumumu uluslararası kongrelere konu ettiler. Ayrıca Amerika’da bu ameliyatları ilk yapmaya başlamış olan bir doktor Türkiye’ye benimle tanışmaya geldi. Tanıştık ve ‘Seni ameliyat edeceğiz. Böyle bir vaka yok. Sen Amerika’ya geleceksin, burada yapamam. Kendi ekibimle yapmam gerekiyor bu ameliyatı. Açınca neyle karşılaştığımıza göre karar vereceğiz. Ameliyat olmazsan 4 yıl yaşarsın maksimum, olursan da yüzde 30 yaşama şansın var’ dedi. Ölümle bu kadar burun buruna gelme olayını 21-22 yaşında herhangi bir genç kıza sorsanız, ‘Bilmiyorum’ der. Herkes ölümün farkında ama bu kadar iç içe olduğunun farkında değil. Ben önce ameliyat olmamaya karar verdim ve böyle bir risk aldım. Ancak durumum ağırlaştı ve ardından ameliyat oldum. Ameliyattan sonra midemi aldılar, yemek borusuyla bağırsakları birbirine bağladılar. Böyle’ Cyborg’ gibi dolaşıyorum ortalıkta. Çok şükür iyiyim ama dikkat etmem gereken çok fazla şey ver. Bazı şeyleri yiyemiyorum. Vitamin kullanmak zorundayım. Düzenli olarak kan tahlillerimi yaptırmak zorundayım. Yaşadıklarımdan ya da ameliyat olmamdan pişman mıyım, hayır. Çünkü demek ki benim öğrenmem gereken şeyler varmış. Her insanın hayatında yaşaması gereken dönüm noktaları vardır. Benim de dönüm noktam buydu. Hem kafa olarak, hem fiziksel olarak şu an bambaşka bir insanım. Büyüdüm, ailemle ve arkadaşlarımla ilişkilerim, müziğimle olan ilişkilerim değişti. Ben daha önce beste yapamıyordum ama bu ameliyatlardan sonra gerçekten inanılmaz bir kanal açıldı bende. Artık istediğim gibi şarkı da yazabiliyorum. Artık mutluyum ve hayatın değerini biliyorum. Her dakikayı dolu dolu, severek, mutlu bir şekilde yaşamam gerektiğini biliyorum ve bu şekilde de yaşamaya devam edeceğim. İnşallah yaşadıklarımı da unutmam.”

“İLK YAPTIĞIM KLİPLE HALA GURUR DUYUYORUM”

120 kiloyken kamera karşısına geçtiği ilk klibi “Dünyanın Öteki Ucuna”ya yönelik aldığı eleştirilerden de bahseden Bengisu, “İlk klipte 120 kiloydum ve dans ediyordum. Bu kız şişman, dans ediyor, böyle şey olur mu gibilerinden tepkiler de oldu. Tam tersine ‘Helal olsun, bütün tabuları yıkıp böyle bir şey yaptı’ diyen de oldu. Şimdi de kilo verdim klip çektim. O kliple de ‘Şişmanken daha sempatiktin, niye kilo verdin?’ diyenler oldu. ‘Bak insanlara gösterdi, kilo verdi, helal olsun’ diyenler de oldu. Bizim yaptığımız en büyük yanlış, şu dünyada herkesi mutlu etmeye çalışıyoruz. Öyle bir şey yok. Kendin nasıl mutluysan öyle yaşayacaksın. Ben ilk yaptığım kliple hala gurur duyuyorum. Çünkü gerçekten kimsenin cesaret edemediği bir şey yaptım. Ben şarkı söylemeyi ve dans etmeyi seven bir insanım. Bunu da estetik bir şekilde gerçekleştirdiğimi düşünüyorum. Otoritelerden aldığım tepkiye göre de gerçekten öyle yapıyordum. Şu anda da dans etmeye devam edeceğim, önümüzdeki kliplerde de görürsünüz. Ama gelen bu kötü yorumlar beni hiç etkilemedi mi, etkiledi tabii ki. Bir insanın beni tanımadan, kim olduğumu, inanışlarımı, düşüncelerimi, hiçbir şeyi bilmeden direkt acımasızca böyle eleştiriler yapması hoş değil. Bunları değiştirebilir miyim, hayır. Bunları olduğu gibi kabullenmeyi öğrendim ben. Tabii ki de üzüldüm, hırpalandım ama yanımda olan ailem ve arkadaşlarım, ‘Biz seni 20 küsür yıldır tanıyoruz, böylesin, kendinle de barışıksın. Niye böyle bir şeyi kafaya takıyorsun’ dediler. Bunun doğru tepki olduğunu fark ettim. Şu anda da ben herhangi birini mutlu etmek için adım atmıyorum. Ben kendim mutlu muyum, kendi yaptığım işle gurur duyuyor muyum, ailem benimle gurur duyuyor mu, kendi kafamdaki düşünceler hizmet eder şekilde adım atabiliyor muyum , önemli olan o” ifadesini kullandı.

“HERHANGİ BİR ŞARKIMA HAKSIZLIK YAPMAK İSTEMEDİĞİM İÇİN ALBÜM DÜŞÜNCEM YOK”

Şu anda albüm çıkarma düşüncesi olmadığını da açıklayan şarkıcı, gerekçesini ise şu cümlelerle anlattı:

“Maksimum 4 ay aralıklarla, yeni single’larla dinleyiciyle buluşmayı planlıyorum. Çünkü albüm yaptığınızda 10-12 şarkı yapıyorsunuz ve o şarkıların hepsine aynı değeri vermek istiyorsunuz ama arada kaynayanlar oluyor. Ben herhangi bir şarkıma öyle bir haksızlık yapmak istemiyorum. ‘Şarkı benim bebeğim gibi’ derler ya, aynen öyle benim için de. Her birinin yeri de değeri de farklı. Ben her birinin değerini ortaya çıkarmak için çok emek harcıyorum. Her biri o emeğin karşılığını almayı hak ediyor. O yüzden ben single’larla devam edeceğim. İnşallah Amerika’da kariyerimi ciddi anlamda sürdürmeye başlayacağım. Orada bir single çalışması olacak. Hem orayı hem burayı beraber sürdürmeye çalışacağım.”