Ege Türk televizyonunda her hafta Cuma günleri 22.00’de yayınlanan Orhan Uğuroğlu ile Söz Hakkı programına katılan 19. Dönem Erzurum milletvekili ve araştırmacı- yazar Rıza Müftüoğlu, “Başkanlık sistemi toplumda bölünmelere yol açar. Bunun arkası başkanlık sistemi geldiğinde eyalet sistemidir“ dedi.

Başbuğ Alpaslan Türkeş’in “kara kutusu” yani sırdaşı olarak bilinen Müftüoğlu
“Dokuz ışık Başkanlık Sistemi Devlet Din ve Toplum” kitabının içeriği hakkında görüşlerini açıkladı.
Sonsöz Gazetesi Genel Yayın Koordinatörü Uğuroğlu’nun soruları ve Müftüoğlu’nun yanıtları şöyle

Merhum siyasetçilerden Alpaslan Türkeş’in dokuz ışık doktrininde Başkanlık sistemi var mı?

Müftüoğlu: Başbuğ Alpaslan Türkeş’in dokuz ışık ilkelerinde başkanlık sistemi yok. Dokuz ışık kitaplarında önce ilkeler anlatılıyor belirtiliyor, sonra bu ilkeler çerçevesinde çözüm yolları ortaya konuyor. Çünkü o dönemde meclis ve senato vardı iki meclis kanun çıkarmada meclis çalışmalarında büyük engeller çıkarıyordu. O zaman bu senatonun kaldırılması ve tek meclis çalışmalarının devam edilmesi ön görüldü, bir de Başbuğun dokuz ışıkta 300 kişilik 6 sosyal dilimi iştirakiyle oluşacak bir meclis teklifi vardı. Yani bugünkü meclis yapısını uygun görmüyor her sosyal kesimden işçi, memur, köylü, zanaatkâr bunlardan sayıları oranında bir meclis öneriyor. Bu modelin gerekçesi ise her kesimin temsilcilerinin mecliste bulunması isteğidir. Bu şekilde her kesimin sorunlarının daha çabuk çözüleceğine inanılıyor. Çünkü şu anda bir deli de meclise girebilir memurlardan istenen sağlık raporu bile vekillerden istenmiyor. Bu yüzden rahmetli Türkeş toplumun her kesiminden temsilcilerin meclise girmesini istemiştir.
Ayrıca Başbuğ Türkeş Başkanlığa da karşı olduğunu her zaman ifade etmiştir.

Başkanlık sistemiyle beraber eyalet sistemi de gelecek bu konu hakkında görüşleriniz nelerdir?

Müftüoğlu: Eyalet sistemini isteyenler genelde her dönemde başkanlık sistemini istemişlerdir. Çünkü başkanlık sistemi otomatikman eyalet sistemini de getirmektedir. Türkiye 30 yıla aşkın bir süredir bölücü bir örgütle mücadele ediyor. Bu silahlı bir mücadelede şunu hep kaçırıyoruz bölücülükle mücadele sadece terör örgütüyle mücadele değildir. Bu mücadelenin temeli ideolojik mücadeledir. Önce ideolojik mücadeleyi kazanacaksınız sonra siyasi mücadeleyi kazanacaksınız sonra da teröristleri ortadan kaldıracaksınız bu gün yapılan sadece teröristleri ortadan kaldırmaktır. Başkanlık sistemi geldiğinde bunun arkası eyalet sistemidir. Bunları görmek lazım ve hiç kendimizi aldatmamamız lazım ve bu gerçekleşirse kimse karşı çıkamaz çünkü bütün yetkiler başkana veriliyor.

Kitabınızda başkanlık sistemine asıl karşı çıkma sebebiniz nedir?

Müftüoğlu: Benim kitabımda asıl anlatmak istediğim ve başkanlık sistemine karşı çıkış nedenim uygulanan partizanlık nedeniyledir. Çünkü devlet bir siyasi görüşle idare edilemez bütün görüşlerin devlet yönetiminde yeri olması lazım yeter ki liyakati olsun. Liyakatli bir komünist de, İslamcı da, ülkücü de devlet memuru olmalıdır.
Ama başkanlık sistemine geçildiğinde bu güne kadar şikâyetçi olduğumuz partizanlık tamamen parti devletini doğuruyor. İslamiyet’i dilinden düşürmeyenlere sormak lazım partizanlıkla ırkçılık arasındaki fark nedir? Hitler açısından liyakatin hiçbir önemi yoktu Alman olmak yeterliydi. Başkanlık sistemiyle de aynı durum yaşanacak çünkü cumhurbaşkanı partili olacak.

Size göre hazırlanan siyasi metin TBMM den geçti, referanduma gidiyor burada halkın hangi gözle değerlendirmesi lazım?

Müftüoğlu: Size şunu söyleyeyim Latin Amerika ülkelerinde başkanlık sistemi hep ihtilal getirmiştir.
Yani bunun iyi hesabı yapılmalı ben onun için diyorum ki bu tasarının halkoyunda ret edilmesi öncelikle AKP ve MHP lehine olacaktır. Milletimiz kendi geleceklerini ve memleket çıkarlarını düşünerek karar vermeleri gereklidir.

Size göre tek adam yönetiminin zararı ne?

Müftüoğlu: Dikkat edilirse ne zaman Türkiye PKK ile teröristlerle ciddi bir mücadeleye girip tam bitirmek üzereyken bir şey çıkıyor mesela ne çıktı çözüm süreci çözüm sürecinden önce PKK bitmek üzereydi süreçte tekrar güçlü bir şekilde ortaya çıktı. Benim korkum başkanlık sürecinde eyaletlerin ortaya çıkması çünkü önleyecek itiraz edecek kimse olmayacak bütün yetkiler tek adama veriliyor. Bir de başkanlık sisteminin en büyük zararı Türkiye’nin kamplara bölünme ihtimali Türkiye buna müsaittir. Gençler bilmez ama bizler geçmişte çok şey yaşadık ve gördük. Eski devlet adamları der ki bir ülke için en kötü şey nifaktır nifakta düşmanlıktan doğar şimdi herkes düşman, daha da düşman olacak başkanlık sistemi ülkeye bölünmeyi getirir.

Sayın Devlet Bahçeli’nin başkanlık sistemiyle ilgili sert eleştirileri vardı. Ne oldu da Devlet beyin görüşlerinde değişim oldu?

Müftüoğlu: Bu konuda benim bir bilgim yok herhangi bir görüşmem yok ama tahminimi ancak referandumdan sonra söylerim.
Ben kitabımda yazdığım bir hikâyeyi anlatıyım;
Büyük İskender Acem ülkesini fetih ediyor o arada memleketin ileri gelenlerinin çocuklarını gözlüyor. Bakıyor ki çok zeki ve akıllı gençler var diyor ki, ‘bunlar bana problem olacak bunları öldürmeliyim’ sonra düşünüyor öldürürsem adaletsizlik yapar mıyım diyor. Akıl hocası olan Aristo’ya mektup yazıyor ve ‘ne yapıyım?’ diye soruyor. Aristo, ‘ sana tavsiyem şu bunları öldürecek güce sahipsin ama öldürürsen bu senin bir işine yaramaz sen bunların her birine bir bölge ver onlar birbirleriyle uğraşırken sen aradan sıyrılırsın’ diyor.
Ve şu anda da emperyalist güçler diretiyor ‘eyalet sistemi’ diye aslında bütün hadise bu. Bu mesele Sayın Erdoğan karşıtlığı Sayın Bahçeli karşıtlığı ya da Sayın Kılıçdaroğlu yandaşlığı değildir. Bu mesele isimleri aşan memleket meselesidir.