Ana Sayfa Yazarlar Almanya’ya karşı sert tutuma ihtiyaç var

Almanya’ya karşı sert tutuma ihtiyaç var

95
PAYLAŞ

Almanya Parlamentosu’na ve Yeşiller Partisi Eş Başkanı Cem Özdemir’e helal olsun..!

Hadi Alman asıllı parlamenterlerin tavrını anladık da, Türk asıllı Özdemir’in davranışları takdire değerdi..!
Eh dünya böyle bir yer işte, tuzu kuru bir eski vatandaşınız, aidiyet duygusu hiç taşımaz ise siyasi çıkarlar için sizi anında satar!
Bu yaptığının, ifade özgürlüğü ile zerre kadar ilgisi yoktur. Almanya’ya iktidarlarca yapılan her seyahatte görüşlerine başvurulmuş bulunan bu sahtekârın bu memlekette işi yoktur artık.
İçişleri Bakanlığınca oluşturulan ve sınır kapıları ile yurtdışında vize vermekle yükümlü konsolosluklarımıza bu haddini bilmezin bundan böyle ülkemize gelmesinin yasaklandığı derhal bildirilmelidir!
Berlin Büyükelçimiz, bu haksız ve mesnetsiz karar karşısında Ankara’ya dönmüş durumdadır.
Dikkatli okuyucular bilecektir; ani ve çok sert tepkiler vermem. Ancak şimdi kantarın topuzu kaçmıştır ve kanaatimce hükümetçe yapılması gerekli adım Ankara’daki Almanya Büyükelçisini ‘istenmeyen kişi’ (persona non grata) ilan etmek olmalıdır.
Nasıl olsa iki ülke arasındaki ilişkiler yine Ankara’daki AB Temsilciliği üzerinden yürütülebilir ve önemli bir mesajı teşkil eder.
Ha bu arada Almanya makamlarından gelmesi kuvvetle muhtemel itidal mesajlarına da tarafımızdan aldırış edilmemesi de yerinde olacaktır.
Belki bazılarınız ‘evet Almanya Parlamentosu bu kararı aldı, ancak yaklaşık yirmi ülke parlamentosu daha bu kararı almıştı; değişen nedir?’ diye sorabilir haklı olarak.
Değişen, bir asırdan fazladır dostluk ve işbirliği içinde bulunduğumuz, NATO’daki ortağımız ve en büyük ticari ortağımız tarafından bize bir kazık atılmasıdır ve bu köşeden yazdığım üzere balık hafızalı olmayacağımızın bu kez karşı tarafa iyi bir şekilde belletilmesi ihtiyacının ortaya çıkmış bulunmasıdır.
Artık meselenin ‘suhuletle’ (yani sessizce ve dikkatlice) ele alınması aşaması geçilmiştir bu noktada.
Belki biraz aşırı bir tepki dahi olsa, daha önce bu soykırım yalanını kabul etmiş bulunan ülkelerdeki temsil düzeyimizin düşürülmesi de akla gelmektedir.
Bu aşamada artık iktidarlarımızın bu kalleşliğe, hele ki arşivlerimizi biz açmışken ve Ermenistan açmamakta direnirken dikkati çekmesinin zamanı çoktan gelmiş-geçmiştir.
İşin yine acı tarafını da, Ermeni konusuyla ilgili olarak belgelere dayalı yapılan araştırmaların çoğunun akademisyenlerimiz değil, Büyükelçilerimiz tarafından gerçekleştirilmiş olmasıdır!
Daha önce de yazdım; bu konu memleket meselesidir ve büyümeye devam etmektedir.
Peki, Dışişleri Bakanlığı niye sorumlu tek kurum olarak kabul edilmektedir ki?

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam