Almanya’nın Suriyeli sığınmacıları

0
83

Türkiye’deki kadar olmasa da Almanya’da da hatırı sayılır miktarda Suriyeli mülteci var. Devletten her türlü desteği görüyorlar maddi-manevi. Ama Türkiye’deki gibi dilenen kimse yok. Kadınlar arasında çarşaflıdan tutun da çarşafsız ama başı kapalı ( sadece başları kapalı alt tarafı bizler gibi) olanları da var.

Benim derdim size Arap mültecilerin nasıl giyindiklerini anlatmak değil tabii ki. Elbette istedikleri gibi giyinirler. Ama maalesef kültür her yerde kendini gösteriyor.
Özellikle Arap dünyasının erkekleri çok rahatsız edici. İçlerinde hiç bitmeyen bir açlık var, bunu neye borçlularsa artık. Hem şeriatla yaşamak isterler, hem de kaçıp gitmek istedikleri ülkeler Avrupa ülkeleri olur, yani Hristiyan ülkeler.

Buraya geldiklerinde ise uyum gösterecekleri yerde abartarak milletin gözüne İslam’ı sokma derdine girerler. Belli ki burası yüzyıllardır Avrupalıların yurdu.
Yani oturmuş bir dini ve kültürü var. Adamların ekmeğini yiyorsun, topraklarında yaşıyorsun, ya uyum sağlayacaksın, ya da dininle insanları dövmeye kalkmayacaksın.
İki gün önce “yazıcı mürekkebi” almak için girdiğim bir teknoloji mağazasında iki tane Arap erkek yanıma geldi. Ellerindeki telefon koruyucusunu bana göstererek bir şeyler sordular ama Arapça.

Burası Almanya ve kimse Arapça konuşmuyor. Bunu bildikleri halde ısrarla bana Arapça kelimeler söylediler. Ben de orada çalışmadığımı söyledim. Ellerindeki şeyin ne olduğu o kadar belli ki fotoğrafları var üstünde, bana gelip sormaları ne anlama geliyor bilmiyorum. Hemen uzaklaştım 2 dakika sonra genç bir satıcı kızı aralarına almış konuşuyorlardı. Yaşları 40 civarında olan iki tane iri yarı adam. Tabi memleket elden gidiyor ama onların yerine savaşan başka ülkelerin askerleri varken kendileri burada göbek büyütmekle meşgul.
Evlilik yüzüğü dışında parmakta kocaman yüzüklerle kıza bir şeyler anlatıyorlardı. Kızcağız bir ara sıkıldı birini çağırdı gelen erkeğe görünce elleriyle tamam işareti yapıp arkalarına dönüp gittiler.

Yarım saat sonra eve mutfak ihtiyaçlarımı almak için girdiğim markette gördüm aynı ikiliyi. Aynı şeyler orada tekrarlandı; yine kadın satış elemanını tutup laklak etmeye başladılar ve yine Arapça. Kadıncağız iyi niyetinden biraz dinledi ama sonunda sıkıldı ve o yanlarından ayrıldı. Daha sonra kasada gördüm. Aldıkları karpuza indirim yapılmasını istediler güya oradaki satış elemanı söylemiş bu %30 indirimli diye.
Hani Almanca bilmiyorlardı? Kasadaki kız kulaklıktan konuşup cevabını aldı “yok öyle bir şey” dedi. Sonra tekrar alıyor musunuz yoksa bırakıyor musunuz dedi. Adam kabaca tamam tamam deyip ödedi. Hala gözleri fıldır fıldır aranıyordu.
“Bu nasıl bir insan ” diye kendi kendime düşünmeye başladım. Dünkü yazımın tetikleyicilerinden birisi de buydu aslında. Kısa bir gün içinde bu iki Arap erkeği benim erkeklere bakışıma yeni bir açı getirdi ve akşamki programda çocuğunu kaçıran baba da tuzu biberi oldu. O ruhla dünkü köşe yazımı yazdım.
Ortalıkta serseri mayın gibi dolaşıp, rahatsızlık vermeye devam eden bu tarzdan bir kaç kişiye denk geldim şimdiye kadar. Bunlar, bütün gün boş boş, kadın peşinde, orada burada dolaşıp akşam eve karılarının yanına gidiyorlar. Pek muhterem bu tipler, savaştan kaçıp burada göbek büyütüyorlar. Sonrada sığındıkları ülkenin insanlarına kâfir gibi saçma sapan laflar ediyorlar. Görgü sıfır, biz Türklerden en az 50 yıl gerideler, Almanlardan ne kadar siz hesap edin artık.

Paylaş
Önceki İçerikBayram sohbetlerine konu önerileri
Sonraki İçerikKuklacı ve büyük kürdistan!
Rana Elik

Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi-Müzik Eğitimi bölümünü bitirdi. İki yıl TRT de spikerlik yaptıktan sonra Türkiye’nin ilk özel televizyonu Star 1 tv ye transfer oldu. 1998 yılında Kanal 6’ya geçti,6 ay sonra Amerika’ya gitti ve bir yıl süresince mesleki eğitimler ve kurslara katıldı. Daha sonra tv8, ETV, Kral TV, Kanal T, Kanal 34 televizyonlarında ana haber bültenlerini sundu, haber programlarını hazırladı ve yöneticilik yaptı.