Almanya yollarında

0
202

Türkiye tatilimiz bitti. Daha doğrusu yaz tatili bitti. Almanya’ya geri döndük. Tabii Türkiye’deki sıcak havanın etkisiyle üzerimizde sadece tişörtlerimizle…

Atina üzerinden aktarmalı bir yolculuk yaptık. Malum yaz dönüşü biletler çok fazla pahalı olduğu için daha ekonomik olan bir yolculuktu bizimki. Hem böylece havaalanındaki müzeyi de görme fırsatımız oldu. Metro çalışmaları esnasında ortaya çıkan tarihi eserlerin bir kısmı Venizelos havaalanında sergileniyor.
Her parada bir video gösterisi ile bilgi veriyorlar. Venizelos’un hayatı en çokta Türkiye’ye karşı yapılan savaşlar anlatılıyor. Üstü kapalı geçiyorlar ama bir yabancı olarak baktığınızda olayları bilmezseniz eğer, Yunanlıları haklı ve sempatik bulabilirsiniz. Venizelos’un Atatürkle ilgili düşüncelerine ise hiç yer vermemişler. Görünen o ki, Yunanlılar milliyetçilik de hız kesmeyecekler.

Neyse uçak saati geldiğinde Atina’dan Frankfurt’a doğru yola çıktık. Gürallar uçaklarını seviyorum charter da olsa normalde olsa küçük bir ikram mutlaka sunuyorlar. Bu da kültürlerimizin ortak bir yanı olsa gerek…

Sanki İstanbul’dan uçmuşuz gibi aynı sürede Frankfurt’a geldik sanıyorum Atina biraz daha aşağıda kaldığı için. Frankfurt havaalanına indiğimizde tipik bir Türk olarak pasaport kuyruğuna yetişmek için hızlandım. İki yolculuğumuzda da herkesten önce ayağa kalkan oysa modern görüşlü bir Türk aile reisini eşi bu sefer oturtamadı sanıyorum ( İstanbul’dan Atina’ya inerken herkesin önüne geçen kocasını kolundan çekiştirerek yerine oturtmuştu da uçak durmadı lütfen yerinizden kalkmayın anonsu üzerine). Aile körüğün en sonundaydı. Hangi ara çıktılar ve oraya vardılar bilmiyorum ama polis onları durdurmuştu. Bir tek bu aile durduruldu ve pasaport kontrolü yapıldı. Zaten uçaktaki öteki Türk bendim. Sanırım oğlum Alman Vatandaşı olduğu ve yanındaki tek kişide ben olduğum için bizi durdurmamış olabilirler. Ya da bilmediğim başka bir sebeple durdurulmus olabilirler ama dikkatimi çektiği için aktarmak istedim.

Ben her zamanki gibi pasaport kuyruğu stresi ile yürürken ilk defa pes ettim “yeter , koşturucasına yürümeyeceğim” diye. Bagaj alımından önce hep bir polis kontrolünden geçtiğimiz için bu kez kendimizle direkt dışarda bulunca afalladım. Sonradan dank etti Yunanistan’da Almanya arasında sınır kapısı yok ya…
Öyle bir rahatlık ki anlatamam elinize kolunuza sallayarak çıkıyorsunuz…

Biz o günleri görebilecek miyiz bilmiyorum ama görsek iyi olur. Çünkü aslında yıllardır sınır kontrollerinden nefret ettim. Belki de hiçbir suçum olmadığı ve sınırlarda bekletilmeyi hak etmediğimi düşündüğümden olacak, ama bunu kim bilir ki?

Hazırlıksız geldiğimiz için tek tişörtle Almanya’nın soğuk havası kapının önünde 5 dakika beklememize bile müsade etmedi. Soğuk hava suratınıza tokat gibi yapıştı. Geleli üç gün oldu evde kalorifer yakıyoruz. Burada ortalama 12 ile 14° arasında gidip gelirken siz 24-26 derece arasında yaşıyorsunuz. Eylül ayı için aramızdaki fark büyük. Bir dahaki yaza kadar soğuk Almanya kışında hayat mücadelesine devam…

Seçimler yaklaşırken ortalıkta politikacıların yani muhtelif parti adaylarının sadece irili ufaklı posterleri var. Yani Türkiye’deki gibi çevre ve görüntü kirliliği yaratan milyonlarca parti bayrakları ve kağıtları yok. Dün aşırı rüzgârın etkisiyle ağacı kenarındaki demire iliştirilen Merkel’in posteri devrildi, diğerleri yerinde duruyor. Bunun seçime bir etkisi olur mu bilmiyorum bekleyip göreceğiz.