Almanlarla rüzgâr pazarlığı

0
84

Türkiye ile Almanya arasında “tehditli ve şantajlı” açıklamalarla derinleşen siyasi ilişkilerin, ekonomik ve ticari alanları da olumsuz etkileyeceğini, başta Türkiye’de yerleşik 302 sanayi firması başta olmak üzere neredeyse her alanda faaliyet gösteren binlerce Alman sermayeli firmalarla temasın siyasi krizi çözmede rol oynayabileceğini hafta başında savunmuştuk.

Öyle oldu. Üç gün sonra yani geçen Perşembe günü, Başbakan Binali Yıldırım önde gelen bir grup sanayici Alman firmalarının temsilciler ile bir araya geldi, “sizi bizden biliyoruz” mesajı verdi. Ayrıca gelecek günlerde Almanya’da işadamlarıyla Tük hükümet yetkililerinin çok sayıda toplantı planlandığı bildirildi.
Aynı gün, tesadüf de olabilir, Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren rüzgâr enerjisinde bin megavatlık kapasite kurulmasını sağlayacak “Rüzgar Enerjisi Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA)” ihalesine teklif veren konsorsiyumlar açıklandı. Teklif veren sekiz konsorsiyumdan dördünün Alman firmalarının liderliğinde olduğu görüldü.

Ağustos ayı içinde sonuçlanacak ihale ile Kayseri – Niğde, Sivas, Edirne-Kırklareli-Tekirdağ, Ankara-Çankırı-Kırıkkale ile Bilecik-Kütahya, Eskişehir olarak beş bölgede bin megavatlık rüzgâr enerjisine dayalı elektrik üretimi için bir milyar dolarlık yatırım öngörülüyor. Kazanan firmalara 30 yıl lisans verilecek. Bu santrallerden üretilecek enerji ile en az bir milyon evin elektrik ihtiyacı karşılanacak
İşin büyüklüğü ve katılan konsorsiyumların dördünün Alman sermayeli olması bu ihaleye başka anlamlar kazandırıyor. Öncelikle Türkiye bu ihaleleri Almanlara karşı koz olarak kullanıp kullanmayacağı ortaya çıkacak.

Türkiye geçmişte uluslararası nitelikli çok sayıda projeyi “siyasi koz ve pazarlık” olarak kullandı. Devası alt yapı yatırımlarını günün siyasetine göre “iyi ilişlikler içinde” olunan ülkelerin firmalarına verildi. Öyle ki ihaleyi kaybedeceği anlaşılan ülkenin başbakanları, buna Almanya Başbakanı Merkel de dâhil, günü birlik Ankara’ya gelip kulis yaptıkları bilinen gerçek.

Eğer Türkiye, ilişkileri düzeltmek istiyorsa bu ihaleyi Almanya’ya karşı “gülücüklü” mesajlarıyla gündemde tutulacaktır ve Almanya’nın tavrını bekleyecektir. Eğer Alman siyasetçiler, Türkiye’ye yönelik söylemlerini “seçim uğruna” daha da setleştirirlerse, Alman firmalarının şansı hiç olmayacaktır.
Türkiye en somut olarak özellikle FETÖ ve PKK teröristlerine göz yuman Almanya’nın hızlı bir politika değişikliğine gitmesini ve “iade yoluyla” gerekeni yapmasını istemektedir. Bu konudaki tutum Alman firmalarının şansı belirleyecektir.
İhaleye teklif veren konsorsiyumlarda yer alan Alman firmaları; Siemens, Enercon, Nordex ve Senvion. Diğer konsorsiyumlar, Danimarkalı Vestas, ABD’li General Electric ile iki Çin firması; Goldwind ve Minyang liderliğinde oluşuyor. Bu sekiz yabancı firma dünya rüzgar enerjisi pazarının yüzde 90’nında söz sahibi.
Şimdi gözler Alman firmalarında ve Berlin’de. Rüzgar üzerinden pazarlıklar nereye gidecek yakında belli olur. Türkiye’nin beklentileri olmazsa, rüzgâr enerjisi işi Almanlar için tatlı bir esinti olarak kalabilir.