“Rüzgar Enerjisi Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA)” ihalesi sonuçlandı. Yerli yabancı firmaların oluşturduğu sekiz konsorsiyumun katıldığı ihaleyi Alman firmasının bulunduğu grup kazandı.

Biz bu ihaleye katılan Alman firmalarının “ siyasi ve konjoktürel koşullardan dolayı” şanslı olduklarını 28 Temmuz günlü yazımızda belirtmiştik. Öyle de oldu. İhale açık, şeffaf ve fiyat düşürme esasına dayansa da, ihaleyi kazanan grubun davranışları “bazı çevrelerden de geniş destek almış” havasının oluşmasına yol açtığını ifade edebiliriz.
Devletin alacağı kilovat saat üzerinden eksilterek yapılan ihalede en düşük teklife inen grup, Çin firmasının yer aldığı grupla çekişti. İlginçtir, Çinli grup her üçer beşer sentlik indirimde mola alıp yeni strateji belirilemeye çalışırken ihaleyi kazanan grup yerinden bile kalkmadı. Kendilerinden emin bir şekilde, tereddüt etmeden, teklif fiyatını sürekli aşağıya çektiler ve 3.48 dolarda işi üstlendiler. Çinli grup direnseydi fiyat belki daha da düşecekti. Bahsettiğimiz desteğin boyutlarını grubun yatırım için bankalardan kredi arayışlarında, dünyaya ve Almanya’ya verilecek “Türkiye’ye güven” mesajlarında göreceğiz
Yine aynı yazımızda “eğer Türkiye, ilişkileri düzeltmek istiyorsa bu ihaleyi Almanya’ya karşı “gülücüklü” mesajlarıyla gündemde tutulacaktır ve Almanya’nın tavrını bekleyecektir. Eğer Alman siyasetçiler, Türkiye’ye yönelik söylemlerini “seçim uğruna” daha da setleştirirlerse, Alman firmalarının şansı hiç olmayacaktır” görüşümüzü dile getirmiştik. Yaşananlara bakalım:
Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, ihale sabahı yayınlanan demecinde, ülkesinin Türkiye ile şu andaki ilişkisinden üzüntü duyduğunu söyledi, turizmdeki olumsuz tablo karşısında “bu durum beni memnun etmiyor. Kalbim kanıyor” şeklinde konuştu.
Türkiye’de de ihalenin başladığı dakikalarda Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, bir TV programında terörle bağlantılı Alman firmalarına yönelik soruşturma konusunda“ bizim tarafımızdan maksadını aşan bir talep ve yanlış iletişim kaynaklı. Bu tepkiyi daha doğru bir düzleme çekmek için epey uğraştık, Almanya’nın da bu konuda daha makul ve rasyonel tepki vermesini ümit ediyoruz” cümlelerini kullandı.
Her iki açıklama, ardından gelen ihale, iki ülke arasındaki gerginliklerin yumuşayacağının son sinyalleri. Tabii, Alman “acemi” politikacıları, seçim meydanlarında Türkiye’yi propaganda malzemesi yapmayı durdururlarsa.
Bir notta Temmuz ayı enflasyonu için. Açıklanan “tek haneli” rakam kimseyi memnun etmedi, piyasalar tepki bile göstermedi. Tepki göstermeyen diğer bir kesim de en küçük rakam gerilemesinde “ enflasyonun beli kırdık, dize getirdik” gibi söylediklerine kendileri bile inanmayanlar. Onlar da sustular. Biliyorlar ki enflasyon hesaplamalardan düştü yoksa sokakta, tarlada, fabrikada değişen bir şey yok.
Bu arada daha enflasyon rakamlarının detayları görülmeden Cumhurbaşkanı Başdanışmanlarından Bülent Gedikli’nin yaptığı “Merkez Bankası Ocak ayında faizleri düşürür” açıklamasına fazla itibar edilmedi. Nedeni biliniyor.