Necip Hablemitoğlu, Ankara Üniversitesi öğretim üyesiydi. 2002 yılında evinin önünde uğradığı suikast sonucu yaşamını yitirdi.
Hablemitoğlu iki konuda çalışmalarını yoğunlaştırmıştı.

Bunlardan biri Fetullah Gülen cemaatinin yasadışı faaliyetleriydi. Cemaat mensuplarının Devlet içinde tehlikeli bir güç olmaya başladıklarını sık sık gündeme getiriyor, yaptığı konuşmalar ve yazdığı yazılarla hem siyasileri hem de toplumu uyarmaya çalışıyordu.
Hablemitoğlu’nun bu konuda ne kadar haklı olduğu 15 Temmuz darbe girişiminde anlaşıldı.
++
Suikast kurbanı Hablemitoğlu’nun üzerinde önemle durduğu ikinci konu Türkiye’de faaliyet gösteren Alman vakıflarıydı.
“Alman Vakıfları ve Bergama Dosyası” kitabında söz konusu vakıfların Türkiye aleyhine çalışmalar yaptıklarını iddia etmişti.
Hablemitoğlu’na göre, Türkiye topraklarında zengin altın madenleri vardı. Ama bunları bulup işletmek konusunda yeterli çaba gösterilmiyordu.
Bergama’da bulunan zengin altın madeninin işletilmesi ise Alman vakıflarının kışkırttığı yöre köylülerinin sözde çevreci eylemleri nedeniyle engellenmek isteniyordu. Çünkü Almanya dünyanın önemli altın üreticisi ve ihracatçısı ülkelerinden biriydi. Alman vakıfları, Türkiye’de etnik ve mezhepsel alanlarda da karışıklık çıkarmaya çalışıyor, bazı sivil toplum kuruluşlarıyla el ele hareket ediyorlardı.
++
Geçtiğimiz günlerde Büyükada’da bir Alman, casusluk faaliyetinde bulunduğu iddiasıyla gözaltına alındı. Sorgusu sürüyor. Önümüzdeki günlerde mahkemeye çıkarılması bekleniyor.
O Alman casus mu değil mi, elbette mahkeme karar verecek.
Ama onun yargılanması dolayısıyla Türkiye’deki Alman vakıflarının çalışmalarına yeniden eğilmekte büyük fayda var.
Almanya’da siyasilerin Türkiye’de bir Alman’ın gözaltına alınması nedeniyle kopardıkları fırtına ister istemez, “Hablemitoğlu, Alman vakıflarıyla ilgili endişelerinde de cemaatle ilgili duyduğu kaygılarda olduğu gibi yerden göğe haklı mıydı” sorusunu zihnimizde uyandırıyor.