Almanya’da sosyal demokrat Frank-Walter Steinmeier’in hafta sonunda Cumhurbaşkanı olarak seçilmesinin Almanya-Türkiye ilişkilerine nasıl etki edeceği merak ediliyor.

medyası, “Almanya’nın yeni seçilen cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Türkiye’ye en hakim siyasetçilerin başında geliyor.

Steinmeier, Türkiye’ye ilişkin olumlu bakışıyla biliniyor” dedi ve Steinmeier’in Türkiye ile diyaloğun güçlendirilmesi için diplomasi tecrübesini kullanmasının beklendiğini belirtti.
DWelle Türkçe,  “Berlin-Ankara hattında Steinmeier dönemi” başlıklı analizinde  “Almanya’nın son yıllarda izlediği aktif dış politikanın mimarlarından olan Frank-Walter Steinmeier, Türkiye’ye yönelik olumlu bakışıyla Ankara ile yakın diyaloğu savunmasıyla tanınıyor” değerlendirmesini yaptı. Analize şöyle devam edildi:

“Steinmeier, Alman hükümetinde Türkiye dosyasına en fazla hâkim olan isim. Sosyal Demokrat Partili politikacı hem göçmenlere yönelik tutumu hem de son 20 yılda -Alman ilişkileri ile Türkiye’nin AB üyelik müzakerelerine sağladığı olumlu katkılarıyla biliniyor. Ancak Steinmeier Türkiye’de son yıllarda demokrasi ve insan hakları alanında yaşanan gerilemelerin yol açtığı büyük hayal kırıklıklarını artık gizlemiyor.”

DWelle, uzun yıllar boyunca Türkiye’nin AB sürecini destekleyen Steinmeier’in,  tam üyelik yerine imtiyazlı ortaklıktan yana olan Angela Merkel’in iktidarı döneminde de açılan kapıların kapanmaması için ağırlığını koyan isimler arasında bulunduğuna da dikkat çekildikten sonra şu yorumu yaptı:

“Ancak siyasi kutuplaşmanın tırmanmasıyla Türkiye’deki demokratik reform sürecindeki duraksama, Gezi olayları sonrasında siyasi ve iktisadi reformlarda yaşanan gerileme, Avrupa’daki Türkiye karşıtlığını güçlendirirken, Türkiye’nin AB üyeliğinden yana olanların elini zayıflattı. Steinmeier de eli zayıflayan, söylemi değişen isimlerden biri.”

Bu arada mülteci krizi esnasında çözüm için harekete geçen Başbakan Angela Merkel’in dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu ile yakınlaştığı ve mülteci mutabakatın sağlandığı sürece Steinmeier’in “olumlu bakmadığını, geri planda kalmayı tercih ettiğini” düşünen DWelle,  bir diğer dönüm noktasını da 1915 olaylarını “Ermeni soykırımı” olarak tanımlayan tasarının Federal ’te kabul edilmesi olarak görüyor.

Özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında soruşturmaların “muhalefeti hedef aldığı ve hukuk devleti ilkelerinin ihlal edildiği” yönünde oluşan kanaatın Steinmeier’ın olumlu Türkiye söylemlerinde değişime yol açtığı görüşü de dile getirildi.

YENİ DÖNEMDE STEİNMEİER’İN ROLÜ

DWelle,  “Türk-Alman ilişkilerinde zorlu bir süreçten geçilirken Steinmeier’in cumhurbaşkanlığı döneminde de uluslararası anlaşmazlıkların giderilmesi, ikili ilişkilerde karşılıklı güven ve diyaloğun güçlendirilmesi konularında, uzun yıllara dayanan diplomasi tecrübesini kullanması bekleniyor” değerlendirmesini yaptığı analizinde  Cumhurbaşkanı Joachim Gauck’un geçen dönemde demokrasi ve insan hakları konularında Türkiye’ye yönelik eleştirileri üzerine iki devletin zirveleri arasında uzun süre yaşanan gerginliği” anımsattı.

Bu arada Steinmeier Almanya’da göçmenlere yönelik olumlu bakışı, çoğulculuğu ve çeşitliliği savunması, aşırı sağcı popülist hareketlere karşı tavır almasıyla da dikkat çeken bir politikacı olarak nitelendi.