Ana Sayfa Yazarlar Allah kimseyi iki arada bir derede bırakmasın

Allah kimseyi iki arada bir derede bırakmasın

47
PAYLAŞ

 24 yaşlarında adeta kaçtığım Türkiye’den bugün hüzünlü ve üzülerek ayrılıyorum. Gençlik yıllarımdı, Türkiye bugünden daha kötü idi.

Gazeteci olarak çalışmama rağmen geleceğe güvenle bakılmıyordu. Babamı kaybetmenin acısı bir yandan geleceğe bakışın acısı bir yandan insanı alıp bir yerlere götürüyordu.
Beni de esen bir kuzey rüzgarı İsveç’e aldı götürdü. Yıllar su gibi akıp geçti yaş da 52’ye geldi. Yani yolun yarısı diyelim.

İsveç’te geçen 30 yılda sevdiklerimi, bir yarımı İstanbul’da bırakmama rağmen İsveç beni mutlu etti mi? Zaman zaman etmiş ki, bu 30 yıl orada geçmiş. Şimdi orta yaşın verdiği ruh haline girmiş olmam gerekir ki, eskiden 2 haftada İsveç’i özleyip giderken, bu gelişimde tam 44 gibi 30 yılın en uzun tatili Türkiye’de geçirdim.

TÜRKİYE Mİ İSVEÇ Mİ DESENİZ?

Bir arkadaşım “ sen İsveç’e aitsin, orada mutlu olursun, ailen orada, işin orada, eşyaların, evin orada, 30 yılın alışkanlığı” dedi.
Evet, hepsi doğru, bunların hepsi çok büyük etkili hususlar. Ancak onun bilmediği tek şey var. Kimyan oraya uygun değil. Bu topraklarda doğduğun için, bu oksijeni soluduğun için insanın bir kimyası oluşuyor.
Tamam, daha derli, toplu düzenli bir ülkede 30 yıl yaşıyor olabilirim. Ancak, bir ömür de akıp geçiyor. Çok yaşlı değilim, yolunda sonunda inşallah değilim. Ancak İsveç’in de bir sonu yok. İsveç orada duruyor. Çifte vatandaş olduğum için İsveç artık kaçacak bir tren değil. Ne zaman istersem, uçağa atladığım gibi oradayım.

ÖNEMLİ OLAN UYUM

Allah kimseyi, iki arada bir derede bırakmasın boşu boşuna demedim. Benim bu yazdığımı en iyi yurtdışında yıllarını geçirenler anlar.
Çünkü hepimiz aynı yolun yolcusuyuz. Türkiye’dekilere ne kadar anlatsam, onlar bu işe İsveç Penceresi’nden bakmadıkları için hava civa gibi geliyor.
İsveç’e gittiğimde, yaklaşık 4-5 yıl o ülkeye uyumda zorlandım. Çok sağlıklı ve genç biri olmama rağmen daralıyordum. Çok kez acile gittiğimi hatırlarım. Her şey normal gibi gözükse de ruhunuz öyle söylemiyordu. Zamanla oraya alışınca, bunlar yavaş yavaş geride kaldı. Bu 30 yıllık zaman tünelinde Türkiye’ye 4 hafta izine geldiğimde 2 haftada sıkılıp İsveç’e dönmek istediğim de çok kez olmuştur. Sezar’ın hakkını Sezar’a verelim. Yalan yok.

YA ŞİMDİ

İşte şimdi öyle değil. Yaşamı düşünüyorsun, kalan ömrünü düşünüyorsun, nasıl daha iyi mutlu olurum diyorsun. İşte bunları düşünürken de bir de bu sefer kimyanın uyduğu doğduğun ülkeye tekrar uyumun ortaya çıkıyor. Almanya’dan Türkiye’ye 30-40 sonra kesin dönüş yapan sonra Türkiye’de hüsran olan Türkler aklıma geliyor. Tabii ki bu seferde ruhunuzun derinliklerinde acaba dedirten korkular olmuyor değil.

NASIL GEMİLERİ YAKTIMSA İKİNCE KEZ DE YAKABİLİRMİYİM?

Bu açılardan düşünürken 30 yıl önce nasıl Türkiye’den 24 yaşında ayrılma cesareti gösterip tek başıma orada kalma mücadelesi verdim ise bu sefer de geri dönüş için aynı mücadeleyi vermem gerekir diye düşünüyorum.
Yani bir binanın beşinci katından kendini boşluğa bırakma gibi bir duygu. Ya yere çakılacaksın, ya da paraşüt açılacak bir kat’a takılacaksın. Ya da bir başka formül, gemileri dönmemek için yakıp da geleceksin.
Oldu oldu, tercih yine bana düşüyor. Zaman tünelinin geri dönüşünde yeni maceralar ve gerçekler yine beni bekliyor. Zaman her şeyin ilacı olacak. Göçmen Kuş olarak tekrar kanatlarımı açıp İsveç’e  dönüyorum.
Bu yazımı da Atatürk Hava Limanın da uçağımı beklerken kaleme aldım.
Hayatta hep bir ilkem de her şeye olumlu tarafından bakmak oldu. İnsan isterse, insan kendisi ile barışık olur ise her şeyi başarır. Başaramayacağı iş olmasın. Önemli olan hedefi doğru koysun.

En azından bir hedefi olsun. Hedefsiz yola çıkmak kadar kötü bir macera olamaz. Bu duygularla Türkiye’deki sevdiklerimden ayrılıyorum. İsveç’teki dostlarıma, arkadaşlarıma, kader birliği yaptığım sevdiklerime gidiyorum.
Sizleri de unutmayacağım. İnşallah bir gün de Türkiye’ye dönmüş, gemileri nasıl yakıp

Türkiye’ye yerleşmiş Tandoğan’ı yazarım.
Dün gece veda yemeğinde  aynı masada oturduğumuz bir kanser hastası arkadaşın söylediği sözle aranızdan ayrılmak istiyorum.
Her şeye rağmen, ’’Hayat Gülünce Güzel’’

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam