Üniversite öğrencisi olduğumuz yıllarda okuyacak kitap bulmakta zorlanırdık. Bize en çok öğütlenen kitap Kurt Karaca’nın (Doç. Dr. Fikret Eren) Milliyetçi Türkiye kitabı idi. MEB 1000 Temel Eser dizisi ve Ali Fuat Başgil’in Gençlerle Başbaşa kitabı listenin ilk sıralarında yer almaktaydı.

Ali Fuat Başgil 1893 yılında Samsun’un Çarşamba ilçesinde doğmuş ünlü bir hukukçumuz. Dedesi Bölükbaşıoğulları’ndan Hafız İbrahim Efendi’dir. 1914- 1918 yılları arasında Kafkas Cephesi’nde yedek subay olarak savaştı. 1921 yılında Paris’te Buffone Lisesi’ni bitirdi. Grenoble Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 1930 yılında Ankara Hukuk Mektebi’ne doçent olarak göreve başladı.1938-1942 yılları arasında İstanbul Hukuk Fakültesi dekanlığı yaptı. 1939 yılında ordinaryüs profesör ünvanı aldı. 27 Mayıs 1960 İhtilâli sırasında Milli Birlik Komitesi tarafından 147 öğretim üyesi ile birlikte sakıncalı bulunarak üniversiteden atıldı (A. Selçuk Özçelik, “ Ali Fuat Başgil”, DİA, c.5, İstanbul 1992, s. 128- 129).


Gençlerle Başbaşa, daha önce okumadığım için hayıflandığım kitaplardan birisidir. Onun, “Çalışmak için müsait gün ve saat bekleme. Bil ki her gün ve her saat en müsait zamandır.” Sözleri hayatıma yön veren ilkelerden birisi oldu. Atatürk Öğrenci Yurdu’nda dolabımın kapısına astığım 2-3 sözden birisi de bu idi. Evet bir şeyler yapabilmek için küçük zaman dilimlerini değerlendirmek gerekiyordu. Yoksa her gün yeni bir mazeret yeni bir engel önünüze çıkıyor, çalışmak için istediğiniz ideal zaman dilimini bulamıyordunuz.
Başgil’e göre “muvaffak olma yolunda ilk büyük düşman tembelliktir”. Yazar burada tembelliği kalıptan kalıba girerek insanı yanıltmaya çalışan bir nâmert olarak tanımlamakta ama sanki Şeytan’ı tarif etmektedir. Tembelliğin, bir adı havaîlik, bir adı gevşeklik, züppelik, uyuşukluk, üşengeçlik, tenseverliktir.


Tembellik insana şunları öğütler: “Adam sen de! Çalışanlar ne olmuş sanki? Hayat dediğin bir şanstır. Zaten suyu getiren de testiyi kıran da bir”.
Merhum Başgil, Nizâmülmülk gibi, Beydaba gibi gençlere babacan bir tavırla öğütler verir. O’na göre başarının en büyük düşmanlarından birisi de “kötü arkadaş”tır. Arkadaşın kötüsü bir insanın başına gelebilecek en büyük felâkettir. Her kötülük gibi “kötü arkadaş” da sinsi ve maskelidir. Kötü arkadaş seni tembelliğe sevk eder. Bu iki felaket bir araya gelirse manevi enerji biter ve başarısızlık kaçınılmaz olur

Ordinaryüs Profesör Ali Fuat Başgil, ünlü bir anayasa profesörü olmasına rağmen onun en çok ses getiren, en çok okunan kitabı Gençlerle Başbaşa isimli küçük ama etkisi çok büyük öğüt kitabı olmuştur. Din ve Laiklik kitabı da konusunda çok okunan kitaplardan olmuştur.
Ali Fuad Başgil 1961’de Adalet Partisi’nin Samsun listesinden bağımsız aday olarak senatör seçildi. Cumhurbaşkanı adayı olması için partisi tarafından Ankara’ya çağırıldı. Ankara Garı’nda kendisini karşılayan iki albay Başgil’i tekrar trene bindirerek zorla İstanbul’a gönderdiler. Çünkü Cumhurbaşkanı asker kökenli olmalıydı. Öyle de oldu. 1965 seçiminde Adalet Partisi’nden milletvekili seçildi. 17 Nisan 1967 tarihinde 84 yaşında öldü ve Karacaahmet Mezarlığı’nda ebedî istirahatine çekildi. Ruhu şâd olsun, mekânı Cennet olsun.