Çevre merkez bağlamında, dünün çevre erbabı, merkeze itirazın ve isyanın sözcülüğünü yapıyor, İslam’ı kalkan yaparak merkeze yükleniyor, özgürlük, yolsuzluk, yoksulluk ve demokrasi ambalajlı, sloganları haykırıyorlardı.

Merkezin ceberrutluğundan çürümüşlüğünden dem vuruyor, çevrenin hak ve hukukunun savunuculuğuna soyunuyor, merkezi şeytanlaştırırken, kendilerini melekleştiriyor, Plazalara, yalılara, köşklere, saraylara ateş püskürüyordu.

Ötekileştirilmiş, dışlanmış, örselenmiş milyonları efsunluyor, gizli ajandalarını hayata geçirmek için taraftar topluyor, Gökteki yıldızları vaat ederek merkezi ele geçirmeye çalışıyor, var olan, anayasa, yasa, kurum ve siyaset anlayışını reddetiyordu.

Nihayet, 2002 Haziran’ında bu zevat seçimle merkeze oturdu. Aman efendim gizli ajanda bir açıldı pir açıldı, yolsuzluk, yoksulluk, yasaklar, plazalar, köşkler, saraylar, düne ait reddettikleri, aşağıladıkları ne varsa ahlakları, yöntemleri oldu.

Meğer adamların amacı, çevreyi büyüleyerek merkeze yerleşmek, geldikleri çevreye parya muamelesi yapmak ve kandırmaya devam etmek, ahbap çavuş ilişkisi içinde semirmek, statü sahibi olmak, ötekileştirmek, cepheleştirmek, çatıştırmak ve çeteleşmekmiş.

Ez cümle,

Alavere dalavere…