FETÖ’nün Birleşik Arap Emirliği’nden 3 milyar dolarlık destek aldığı iddia ediliyor…

Bu iddianın sahibi Katar Üniversitesi Öğretim Üyesi Muhammed Muhtar Şankiti ve bu durum, en azından söylediklerine körü körüne inanmayı engelliyor… Çünkü Katar ve BEA neredeyse savaş halindeler…

Ama iddialar çok çarpıcı ve “FETÖ üst yönetimi tarafından darbe öncesi diliminde Birleşik Arap Emirliği’ne 22 ziyaret gerçekleştirildiğini” söyleyerek başlıyor…

Ortadoğu Uzmanı olan Şankiti, FETÖ terör örgütü mensubu firari eski savcı Zekeriya Öz ile “Ortadoğu’nun kiralık katili” olarak anılan Muhammed Dahlan arasında Cumeyra Oteli’nde özel görüşme gerçekleştiğini de söylüyor…

İddiaya göre, 10 ila 15 kişi arasında değişen ekipler halinde Birleşik Arap Emirliği’ne ziyaretler düzenleyen FETÖ’cülerin 2015 yılı Ekim ayında yaptıkları seferin 36 bin dolarlık faturası da BAE Hükümeti tarafından ödenmiş…

Ekim 2015 – Temmuz 2016 tarihleri arasında FETÖ’cülere verilen paranın 3 milyar Dolar olduğu iddiası ise çok çarpıcı…

Doğal olarak insan Birleşik Arap Emirlikleri’nin neden böyle bir şey yaptığını merak ediyor…

Şankiti’ye göre; neden “Türkiye’nin İhvan-ı Müslimin ile olan pozitif ilişkileri ve BAE’nin bu durumu Mısır ile birlikte kendi aleyhlerine görmelerinden” ibaret…

Firari savcı Zekeriya Öz’ün 2013 yılında Dubai’de krallar gibi ağırlandığı unutmamak gerek… Öz, beraberindeki 8 kişiyle Dubai’de 5 yıldızlı bir otelde bir hafta tatil yapmış, 77 bin liralık faturayı ise başkası ödemişti…

Peki de, Katar ile Türkiye ilişkileri ne durumda..? Hani şu askeri üs kurduğumuz Katar’dan bahsediyorum…

Nisan 2017 yılında sessiz sedasız Kıbrıs Rum Yönetimi’yle anlaşma imzaladı Katar…
Anlaşma, Katar Emiri’nin kontrolü altındaki Katar petrol şirketine, Exxon Mobil’le birlikte Kıbrıs Adası’nın güneyindeki 10. parselde doğalgaz arama lisansı veriyor… Arama çalışmaları yakında başlayacak…

Cumhurbaşkanı Erdoğan daha geçen hafta İstanbul’da gerçekleştirilen uluslararası enerji kongresinde, Rumlarla Akdeniz’de gaz arama konusunda işbirliği yapan ülkeleri uyarmış ve “Kimi enerji şirketlerinin Rum kesiminin atmakta olduğu sorumsuzca adımların bir parçası olmaları kesinlikle anlayışla karşılanamaz. Adaletin, hakkaniyetin ve uluslararası hukukun gereği, hidrokarbon kaynaklarının adadaki tüm taraflara aittir.” demişti…

Hala farkında olmayanlara, bölgeye neden “Ortadoğu Bataklığı” dendiğini anlayabilmeleri için verilmiş son bir fırsat gibi bu yazdıklarım…

İsteyen kendini bataklığa atıp yok olabilir tabii… Ama kimse Türkiye Cumhuriyeti’ni de peşinden sürükleyemez..!