AKP’nin SGK açıkları bu hızla artarsa

0
86

EMEKLİ MAAŞLARINI
ÖDEYEMEZLER

Gelecek yıl SGK’ya Hazine’den aktarılacak para ne kadar biliyor musunuz?
Durun bir ipucu vereyim. Gelecek yılın tahmini merkezi yönetim yani devlet bütçe açığı 66 milyar TL.
Devletin bütçe açığı 66 milyar ise SGK’ya Hazine’den transfer daha küçüktür diyorsunuz değil mi? Mantık olarak haklısınız da maalesef transfer rakamı devletin bütçe açığının 2 mislinden bile fazla; Tam 135 milyar 684 milyon TL.
SGK bütçesinin resmi açığı ise gelecek yıl 34 milyar TL.
SGK kendi ayakları üzerinde durabilse devlet bütçesi açık vermeyecek durumda.
2017’de ise SGK’ya Hazine transferi 116 milyar tahmin edilmişti ama en az 127 milyar olarak gerçekleşecek.
2016’da transfer 108 milyardı. SGK’ya transfer miktarı ve SGK açıkları her yıl hızla artıyor. SGK’ya yapılan her transfer rakamı açık değil bazıları devletin verdiği görevlerden kaynaklanan rakamlar…
Bu hızla devam edilirse ileriki yıllarda emekliye şimdiki bu düşük, yetersiz emekli aylıklarını dahi ödemede zorlanacağız.
Bu çok net ve durum vahim.
Durum bu ise acil olarak tedbir almamız, çözüm bulmamız gerekmez mi?
Hayır, çözüm arama yerine kötü siyasetin örneğini sergileyen bir yönetim var.
Erdoğan ve onun başbakanları yıllardır her gündem değiştirme gereği duyduklarında “Bu SGK’yı Kılıçdaroğlu genel müdür iken batırdı” diye başlarlar.
Bir kez değil, beş kez değil. Onlarca kez bunu söylediler ve inanan saftirikler de çıktı, çok tekrar edildiğinden dolayı algı oluşturmayı da başardılar…
Kimse sormadı, düşünmedi; Bir genel müdür kanunlar çerçevesinde işleri yürütmekle görevlidir. Yetersizliği ve yolsuzluğu varsa görevden alınır. Siyaseten sorumlu ise bakanlar ve başbakandır. Acaba Kılıçdaroğlu, yetersiz oldu mu veya yolsuzluk yaptı mı? Hakkında hiç soruşturma yapılmadı mı? Onun bakanları ve başbakanları kimlerdi, neden onlar eğer eksiklik ve yanlışlık var ise sorumlu tutulmuyor da bir genel müdür olarak Kılıçdaroğlu sorumlu tutuluyor. Genel müdür olarak Kılıçdaroğlu, o dönemki bakanların ve başbakanın üstünde miydi? Şimdi ki açıklar ve başarısızlıktan R.T. Erdoğan değil de SGK Başkanı olan bürokrat mı sorumludur?
Kılıçdaroğlu, genel müdürlüğünde ve siyasete atıldıktan sonra defalarca müfettişler tarafından teftiş edilmiş ve tek bir kuruşluk yolsuzluk ve istismar bulunamamıştı. Hatta Erdoğan bile o dönemi inceletmiş ve hiçbir olumsuzluk bulduramamıştı. Kılıçdaroğlu, döneminin en başarılı bürokratıydı ve defalarca yılın bürokratı seçilmişti. Kılıçdaroğlu, döneminin siyasi sorumluları olan bakanlar ve başbakanlar yetersiz kalınca en azından 20 kez reform tasarıları hazırlamış ve kamuoyu gündemine getirmişti.
O dönem emeklilik yaşı şimdiki gibi kademeli geçişle de olsa 65 değil, kadınlarda 38 erkeklerde 43 idi. Diğer yandan Kılıçdaroğlu dönemi, geçmişten gelen ihmallerle kurumun sıkıntı ve sorunlarının en fazla biriktiği ve kamuoyuna anlatıldığı dönemdi. Geçmişten gelen ve biriktirilen sorunlar o dönemde kamuoyunun bilgisine Kılıçdaroğlu tarafından özellikle sunulmuş ve sosyal güvenlik bilici ve farkındalığı başarılı bir şekilde ilk o dönemde oluşturulmaya çalışılmıştı. Yine en fazla radikal çözümün gerçekleştirildiği dönemde o dönemdi.
İnsan saflığı ve eksikliği gibi zaafları iyi kullanan Erdoğan ve ekibi Kılıçdaroğlu’nu yıpratmak ve gündem değişikliği amacıyla geçen hafta yine SGK’yı Kılıçdaroğlu batırdı gibi şeyler söyleyince Kılıçdaroğlu’da mecburen gerekenleri söylemişti.
Bu sefer çiçeği burnunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’da bir acemilik yaparak topa girmiş ve gereksiz polemiğin tarafı olmaya çalışmıştı. Genel Başkanım Kılıçdaroğlu da SSK’da yardımcılığını ve SSK yönetim kurulu üyeliğini yaptığım için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nı bana havale etmişti. Tesadüfen bu havalenin yapıldığının ertesi günü Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçesi görüşüldü.
İnanın bütçe konuşmam normalde yapacağım değerlendirmeden daha yumuşak oldu. Her kelimemi düşünerek seçtim. Bir polemiğe girmek istemedim. Çünkü sosyal güvenlik konusu istismar edilemeyecek, siyasi bir polemiğe malzeme yapılamayacak kadar hayati bir hal almıştı.
Mutlaka çözülmesi gerekiyordu. Aslında bu tür durumlar siyasetçilerin en sevdiği konulardır. Siyasetçiler bu durumlarda sert, acımasız, partililerinin sevdiği, onların yüreğini soğutacak tarzda konuşurlar ve medyatik olurlar.
Ancak medyatik olmayı gerçekten bilinçli olarak yapmadım. Sadece Bakan’a Kılıçdaroğlu’na cevap vermesinin yanlış olduğunu, görevinin Türkiye’nin geleceğini karartan bu durumu ortadan kaldıracak tedbirleri almak olduğunu hatırlattım. Alınacak önlemler konusunda Genel Başkanımın da, benim de yardıma hazır olduğumuzu özellikle belirttim.
O da sanırım konuya bakışımı, samimiyetimi kavradı ve sağ olsun saçmalığı uzatmayarak teşekkür etti. Meseleyi uzatıp yararsız bir polemiğe taşımamış olduk.
Genel Başkanıma da bu durumu anlattığımda “Doğru yapmışsın” dedi ve tavrımı onayladı.
Bu arada mümkün olduğunca rakamlara ve teknik ayrıntılara girip kafanızı karıştırmak istemiyorum ama şu konunun bilinmesi şart; Bizim dönemimizde toplanan primin yüzde 25’i kadar devlet katkısı yoktu, olsa idi bizim dönemimizde açık hiç olmayacaktı.
Sonuçta, sen-ben değil ortada mutlaka çözülmesi gereken dağ gibi bir sorun var…
Siyaset ihtirası ile dolu yürekler anlatmak istediğimi anlayabildiler mi acaba?

Paylaş
Önceki İçerikDöviz MB’nin müdahalesiyle frenlendi
Sonraki İçerikHedefe doğru adım adım!
Bülent Kuşoğlu

7 Ocak 1958’de Erzurum’da doğdu. Yeminli Mali Müşavir, Maliyeci, Ekonomist; Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesini bitirdi. Ulusal ve çeşitli internet gazetelerinde köşe yazıları yayımlandı. Çok iyi düzeyde İngilizce biliyor. 24.-25.-26. Dönemde Ankara Milletvekili seçildi. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesidir.