Ana Sayfa Yazarlar AKLIN VE BARIŞIN UTKUSU (1)

AKLIN VE BARIŞIN UTKUSU (1)

34
PAYLAŞ

Seçimin son haftasında kan akıtılıp, canlar yakıldı. Diyarbakır Meydanı’nda patlatılan bombalar kimi canları aramızdan kopartırken, 400 ü aşkın insanımızın yaralanmasına ve kimi organlarından yoksun kalmasına yol açtı. Türk siyasal yaşamında ilk kez meydanlar “Katil Erdoğan” diye çınlatıldı. Keşke, kazanan yitirse, yitiren kazansaydı da, akıtılan kan, yakılan canlar olmasa idi. Ancak, iktidarı hizmet ekseninden kopartır, mülkün sahipliği biçiminde algılarsanız, mülkün elinizden çıkmaması için, her türden çılgınlığı, vahşeti ve dehşeti yaratabilirsiniz. Bu çılgınlıkların fayda etmediğini, 7 Haziran seçimi sonuçları bize gösterdi. Aklın ve ahlakın utkusu, Pazartesi günü Türkiye’nin ve bölgesinin yeniden barışa uyanmasına neden oldu. Aklın ve yeteneklerin önüne
geçen muhterislik, gözü dönmüşlük bir kez daha duvara tosladı. Politik yaşama, iktidar olarak adım atan ve 2002’in sonlarından başlayarak yerel ve genel iktidara tek başına egemen olan Parti, ilk kez muhalefette kalıcı ya da muhalefet tarafından denetlenebilir olucu bir konuma düştü. Gerçekte, “Çözüm Süreci”nin iki başat aktörlerinden biri olan ve YSK, RTÜK, iliştirilmiş medya, güvenlik güçleri, vali, kaymakam, devlet hazinesi, Kuran, Allah, Peygamber, cami imamı, Diyanet destekli Erdoğan ile  arasında gerçekleşen seçimlerin yadsınamaz galibi HDP olmuştur. Barajı aşıp-aşmayacağı üzerine bahisler oynanan HDP, onca engellemelere, saldırılara ve öldürülmelere karşın, barajı darmadağın etmenin ötesinde, Türkiye Cumhuriyetini, islamo-faşizme dönüştürmek isteyenlerin düşlerini paramparça etmiştir. Gerçekte seçimin galibi, buna izin vermeme yolunda aklını öne çıkaran seçmen yurttaş olmuştur. Bu sonuç, Erdoğan’ı, yeniden Anayasal
Cumhurbaşkanlığı içinde görev yapmaya yöneltir, ’yi de “Erdoğan Vesayetinden” kurtarıcı sonuç yaratırsa, ’de on üç yıl sonra “partileşme sürecine” girebilecektir. Seçim sonuçlarını 2011 genel seçimleri karşılaştırmanın anlamlı olacağını düşünmekteyim. ’nin yüzde 50’den yüzde 41’e gerilemesi, dokuz puan geriye düşmesi, yüzde 18 oranında seçmen desteğini yitirmesi anlamına gelmektedir. ’nin % 26’dan % 25’e inerek bir puan gerilemesi, % 4 oy yitirme demektir. Bu durum HDP’ye verilen emanet oyları da düşündüğümüzde, yerinde sayma anlamına
gelmektedir. ’nin oyunu %13’den, 3 puan ve % 25’lik artışla % 16,3’a, milletvekili sayısını ise 80’e yükseltmesi, özellikle İç Anadolu’da AKP’den ’ye emanet oyların yeniden yönelmesi anlamına gelirken, seçime ilk kez parti olarak katılan HDP’nin de, Türkiye Partisi kimliği ile siyaset sahnesinde yer alması sonucunu doğurmuştur. Böyle bir dönüşüm, HDP açısından da, ”Kandil ve İmralı Vesayeti”nden kurtulma fırsatına dönüştürüle bilinir ise, Türkiye’nin insan haklarına saygı temelinde demokratikleşmesine önemli katkıda bulunacaktır. Yani, seçim sonuçları, AKP
ve HDP açısından “vesayetten kurtulma” ve “demokrasinin onsuz olunmaz olan siyasal partileşme süreci” olarak fırsata dönüştürülebilir. HDP’nin TBMM’nde güçlü bir siyasal grup olarak yer alması, “Türkiye’nin Demokrasi, İnsan Hakları ve Kürt Sorunu”nun çözümünü TBMM zemininde gören CHP ve MHP açısından da istenilir sonuç olmuştur. CHP ve MHP’ye düşen görev, bu tarihsel olanağı tepmeyip, akılcı bir biçimde, öne çıkartmalarıdır. Bana göre “Kürt Sorunu”, öncelikle Türkiye’nin sorunudur. Soruna etnik bir sorun biçiminde yaklaşılması, bütünleşmeyi değil, ayrışmayı ve giderek kopmayı özendirmektedir. Ve korkunun temelinde de bu yatmaktadır. AK Parti’nin Kürt kökenli yurttaşlarımızın oylarını rehin tutma amaçlı “çözüm süreci oyununun” bir
yana itilmesi, CHP, MHP ve HDP’nin ortaklaşa çözüme varmak amaçlı TBMM’nde bir araya gelmelerini kaçınılmaz kılmaktadır. (sürecek)

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam