Müjdat Gezen’in okulunu yakmaya çalışanın bu kadar çabuk yakalanması, sizi de şaşırttı mı..?

Soruyorum, çünkü bu hızın normal olmadığını düşünenler var… Tıpkı “yakaladınız da ne oldu, bizde böyle çok adam var” diye bozuk atanlar olduğu gibi…

“Evet”çiler, bu saldırının “Hayır”cıların ekmeğine yağ sürmesinden kuşkulanıyor olabilirler… Saldırıdan sonra iktidar cephesinden hiç kimsenin Gezen’i aramamış olması da, “ne diyeceğini bilememekten” kaynaklanmış gibi gözüküyor… Öyle ya, Burhan Kuzu’nun “sanatçı bozuntusu” olarak nitelediği adamı arayıp da, ne söyleyebileceksin ki..?

Tıpkı “Hayır oyu verenler teröristtir” demenin, aslında Evet’çileri azalttığının anlaşılması gibi; keskin bir “U” dönüşünü zorunlu kılan bir durum söz konusu. Sorun bunu “mümkün olduğu kadar belli etmeden” yapabilmenin güçlüğü…

Suçlunun yakalanmasına üzülenler de var… Örneğin olayı skandal bir manşetle veren Yeni Akit gazetesi…

Bu arada CHP sözcüsü Selin Sayek Böke’nin katıldığı bir televizyon programından sonra ölümle tehdit edilmesi ve evine Bordo Berelilerin koruması altında götürülmesi de, sinirleri gerdi…i

Gelişmeler, “referandum’un iptal edilebileceğini” söyleyenlerin haklı çıkabileceğini düşündürüyor… Böyle düşünenlerin arasına 3 dönem MHP Grup Başkanvekilliği yapmış Prof. Yusuf Halaçoğlu katıldı ve “Türkiye, Suriye’den neden bir türlü çıkmıyor? Endişe duyuyorum. Sandığa bir hafta kala, AKP ‘Savaş var’ deyip referandumu rafa kaldırabilir” dedi… Bunlar, şimdilik, yalnızca tahmin olarak nitelenebilecek sözler… Dileriz gerçek olmaz…

Zaten “Evet” kampanyasına ciddi şekilde odaklanmış olan Cumhurbaşkanı’nın “görünen” tavrında bir değişiklik yok… Alman Bild gazetesi, “Eleştirilere rağmen Erdoğan Almanya’ya geliyor” başlığıyla verdiği haberde, “Ankara’dan üst düzey bir bürokratın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mart ayı içerisinde Türklerin yoğun olarak yaşadığı Kuzey Ren Vestfalya (NRW) eyaletinde Türklerle buluşacak” dediğini yazdı…

Gazeteye göre; Mart ayı içerisinde Strasbourg’a resmi ziyarette bulunacak olan Erdoğan, sonra Almanya’ya geçip Türklere Başkanlık Sistemi’ni anlatacak…

Referandumu “Türkiye’nin ikinci Kurtuluş Savaşı” olarak göstermek isteyenler var… Hadi bunların arasında birinci Kurtuluş Savaşı’nı “Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasına neden olduğu(?) için” eleştirenlerin olduğunu unuttuk diyelim… Ama şimdi aklımıza unutulması zor bir soru takılıyor…

Birinci Kurtuluş Savaşı’nın sloganı “Ya istiklal, ya ölüm”dü… Acaba İkincinin sloganı “Ya başkanlık, ya ölüm” mü olacak..?