Ana Sayfa Yazarlar AK Partili olman yeterli, gerisi hikâye…

AK Partili olman yeterli, gerisi hikâye…

196
PAYLAŞ

İsveç’te insanlar, nedense beni gördüklerinde ’’Abi keşke, sen de Partili olsaydın’’ diye serzenişte bulunuyor.

Neden dediğimde ise “ işten anlayan, anlamayan İsveç’te bir yere getiriliyor. Ya da yağlı projeler verilerek ödüllendiriliyor” diyorlar.
Yani anlayacağınız, bugün AK Parti militanı veya  sempatizanı olanlar maddi olarak pastadan paylarını alıyorlar.
AK Parti açıkçası kendisine emek verenleri unutmuyor. AK Parti de böylece İsveç’te ya da Türkiye’nin bir başka yerinde ya da dünyanın herhangi bir ülkesinde böylece, kemikten  kaleler örüyor.
Bu parti seçime gittiğinde kaybeder mi? Tabii ki mümkün değil. Bu anlayışla, artık bir meslekte birikimin olmuş, tecrüben olmuşun, eğitimin olmuşun bir harbiyesini yok ediliyor.
’NANORMAL YOLLARDAN BAŞLADIM
Kendimden örnek verecek olursam ben nasıl bu günlere geldim. Yıllar önce Anadolu Ajansı İsveç Temsilciliğini yaklaşık 3 yıl yaptım.
İşe başlarken normal bir iş başvurusunda bulundum. Türkiye’de Başbakanlık Sarı Basın Kartı sahibi olduğumu, çalıştığım basın kuruluşlarını, eğitimimi, mesleki tecrübelerimi ve gazetecilik mesleğinden beni tanıyan isimleri referans olarak verdim.
O dönemde Anadolu Ajansı Dış Haberler Müdürü Elvan Baransel idi. İşe başlamamı ancak Türk lirası para cinsinden ödeme yapabileceklerini bu ödemeyi de gazetelere giren haber durumuna göre değerlendirileceğini belirten bir yazıyı mektupla bildirdiler.
Bu şartlarda 1987 yıllarının başında Anadolu Ajansı’nda göreve başladım. Hiçbir siyasi torpil kullanmadan normal yollardan.
BEN DE TORPİL YAPTIRDIM ANCAK NASIL
Anadolu Ajansı’nda aylar yıllar geçmeye başlamıştı. Türk lirası cinsinden başladığım haber başına ödemeler artık Dış haberler Müdürünün teklifi üzerine ayda  sabit cüzi bir rakam üzerinden Alman Markı olarak ödenmeye başlanmıştı.
Ancak  geçtiğim haberler o kadar Türkiye’de ses getiriyordu ki, izine gittiğimde ajansın muhasebe müdürü Ayhan bey ’’Size ödeme yaparken içim acıyor. Çok ses getiren haberler yapıyorsunuz. Burada adınız sürekli konuşuluyor. Siyasi bir torpil bulamazsanız, kimse gelip de İsveç Temsilcimizin ödemesini artıralım demez’’ diyerek sistemin çalışması konusunda beni uyandırdı.
Ben de burası Türkiye dedim. Oysa İsveç’te devlet radyosunda da serbest gazeteci olarak o tarihlerde işe başladığımda ise  bu farkı görmüştüm. İsveçliler ne zaman gazeteciliğe başladığımı sordular. O yılda bu mesleğe başlayan gazetecilerin aldığı aylık gelir ya da parça başı üzerinde anlaşma yapmıştım. Yani İsveç’te her şey bir sistem üzerinden, Türkiye’de ise apayrıydı.
ABDULLAH GÜL GELDİĞİNDE BUNLARI HARFİYEN ANLATTIM
Tansu Çiller, hükümeti göreve gelmişti, Anadolu Ajansı’nda kadrolar değişiyordu. Beni de Stockholm’den Samsun bürosuna atamışlardı. Biliyorlardı, benim Stockholm’den, Samsun’a gitmeyeceğimi bunun sonucunda istifa ettirerek 212 basın yasasına göre tazminat ödemeyeceklerdi.

Tabii bu işverenin bir ayak oyunuydu bende istifa etmek zorunda kaldım ve bir tazminat talep etmedim. Bunu niçin anlatıyorum. Çünkü devlette sistem böyle işliyordu.
Sonra Hürriyet Gazetesi’ne geçtim. Bu süreç içerisinde 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Dışişleri Bakanı olarak İsveç’e e ziyaret etmişti. Ben de yukarıdaki anlattıklarımı Büyükelçilikte onuruna verilen resepsiyonda harfiyen kendisine anlattım.
Şaşırmadı, eğitimli bir toplum yaratırsak, inşallah bunlarda ortadan kalkar dedi. Oysa benim bu başarım karşısında bunu görenlerin beni ödüllendirmesi gerekirdi.
Bir torpile gerek kalmadan insan o zaman tırnakları ile bir yere gelmenin mutluğunu daha iyi yaşar diye düşüncelerimi anlatmıştım.
Sayın Abdullah Gül ile  konuşmamdan sanıyorum 10 yıl aşkın bir süre geçmiştir. Hala o eğitimli topluma maalesef Türkiye geçemedi ki kurucusu olduğu AK Parti, sempatizanlarına işler vererek ödüllendirmeye devam ediyor.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam