Kanal D’de başlayan “Çocuklar Duymasın” en çok izlenen program olmayı başardı. Dizinin aynı gece yayınlanan tekrarı bile ikinciliğe oturdu.

Bu başarının sırrı bence şu:
Televizyon izleyicisi son yıllarda kirli sakallı kişilerin asabi biçimde sağa sola koşuştuğu, lüks araçlarla amansız takiplere giriştiği, tehditler savurduğu, tekmeler attığı, tabancalar patlattığı, herkesin birbirini aldatıp kandırdığı, bin bir tuzak ve entrikanın çevrildiği dizilerden bıkmıştı.
Karşısına eski bir dost, “Çocuklar Duymasın” işte böyle bir zamanda yeniden çıktı.
Seyirci bu dizide kendisi gibi sakin yaşayan insanları buldu.
Meltem ile Haluk üst katta oturan komşumuzdu.
Emine karşıdaki daireye gelen yardımcı kadındı.
Elbette sadece onlar değil, dominant teyze Gönül bizim teyzemize çok benziyordu.
Müsteşar Kemal’e, Çayçı Hüseyin’e, zerro Tuna’ya, fısfıs İsmail’e çok aşinaydık, çevremizde onlar gibi onlarca insan vardı.
Orçun ve Merve mahallemizin çocuklarıydı.
++
Geçmişteki televizyon dizilerine bakıyorum. Bizi bize anlatanlar başarıya ulaşmış hep.
Süper Baba, Perihan Abla, Bizimkiler, Kaynanalar ilk aklıma gelenler.
Yabancı diziler arasında da Beyaz Gölge ve Küçük Ev’i aradan uzun yıllar geçmesine karşın hâlâ unutamadım. Çünkü bunlarda da duygu vardı, sevgi vardı, yani insanlık vardı.
++
Televizyon yöneticileri ile dizi yapımcılarının Çocuklar Duymasın’ın ulaştığı başarıdan ders çıkarması, kavganın, şiddetin, mafyanın yüceltildiği dizilerden vazgeçmesi gerekir.
Aksi takdirde, büyük harcamalar yaparak iddialı biçimde başlattıkları dizilere birkaç hafta sonra final yapmak zorunda kalırlar.