Ana Sayfa Yazarlar AİHM’ne bir davanın gitmesi prestij kazandırmaz!

AİHM’ne bir davanın gitmesi prestij kazandırmaz!

103
PAYLAŞ

Nijerya’ya yapmakta olduğu ziyaret vesilesiyle basın mensuplarıyla bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anayasa Yüksek Mahkemesi’nin (AYM) Dündar ve Gül hakkında verdiği kararı yeniden eleştirmiş ve özetle, bu davanın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) gitmesi ve bir tazminat hakkının doğması durumunda bu tazminatın devlet tarafından ödenmesinin olağan olduğunu söylemiştir.

AİHM’de bulunan dava ve hükmedilen tazminatlar açılarından Rusya’dan sonra ikinci durumda bulunmamızın nedenlerine girmeyeceğim; zaten bu durum bile bir utanç kaynağı değil midir? Buna rağmen Cumhurbaşkanının bu ifadesi, Dündar-Gül davasının AİHM’e gitmesinden ve oluşabilecek bir tazminatın devlet tarafından ödenmesinden çekinmediğini göstermektedir. Daha da şaşırtıcı bir şekilde, AYM’nden ziyade AİHM’ne güvendiği sonucu da çıkmaktadır bu sözlerinden.
AİHM’ne ulaşan bir dava dilekçesinin kabulünden sonra, davaya konu o ülkenin mahkeme kararları incelenir ve bu kararların, ülkede mevcut kanunlara uygun olarak alınıp alınmadığına bakılır. Kısacası bir davanın AİHM’ne gitmesi, mahkûmiyet kararını veren mahkemenin bir bakıma karnesinin çıkarılması anlamına gelmektedir ve dolayısıyla üzücüdür. Ülkemizden çok sayıda dosyanın AİHM tarafından kabul edilmiş bulunması; mahkemelerimizde birçok kararın başka nedenlerden dolayı alındığı yorumlarına neden olmaktadır.
Meselenin diğer bir boyutunu da AİHM’nin belirlediği tazminatlar oluşturmaktadır. Yıllar içinde ülkemiz çok önemli miktarlarda tazminata çarptırılmış ve bu tazminatlar hazine tarafından ödenmiştir. Hazineden ödenmesi demek, sizin, benim, hepimizin cebinden çıkması anlamına gelmektedir elbette.
Aynı şekilde Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk, Şike gibi yüksek profilli ve binlerce mağdur yaratılan davaların sona ermiş bulunmasıyla birlikte mahkemelerimizce mağdurlar lehine yüksek miktarlarda tazminata hükmedilmektedir. Bu tazminatlar da yine hazineden karşılanmaktadır.
Bu paraların, halkımızın refahı ve mutluluğu için kullanılması gerekirken, üçüncü şahıslara ödenmesi kabul edilebilir bir durum değildir. Dolayısıyla mahkemelerimizin, mevcut yasaların kapsamı dışında kararlar alabilmelerinin önünün alınması haklı bir beklenti olarak ortada durmaktadır.
Yine de, Cumhurbaşkanının Dündar-Gül davasının peşini bırakmaması anlaşılır bir tutum değildir ve anayasamız ile kendisine verilmiş görevlerle de bağdaşmamaktadır.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam