Ağzından çıkanı kulağın duysun

0
54

Akşam saatlerinde beyaz tv önündeki hareketlilikten bir arkadaşım sayesinde haberim oldu. Burada tekrarlamayacağım, Rasim Ozan Kütahyalı’nın iğrenç bir cümleyi Boşnaklar için kullanması “zurnanın son deliği” oldu.

Ama Rasim Ozan Kütahyalı’nın durumu hep tersi gibi. O hep kıvırıyor ve kıvırdıkça dört ayak üstüne düşmesine izin veriliyor. Kedi misali ona hiçbir şey olmuyor. Tıpkı Gülben gibi. O da, “bana hiçbir şey olmaz” diyor ya defalarca. Aşırı özgüven mi yoksa başka birşey mi artık adını siz koyun.
Rasim Ozan Kütahyalı söylediği sözü, güya program öncesi kusturulmaya çalışılmış olduğu gibi saçma sapan cümlelerle kurtarmaya, haklı göstermeye çalışıyor.
Peki bu millet çok mu aptal?

Türkiye’de saksafon çalmanın kısaltması “sakso” dur. Bunun da ne olduğunu hemen herkes biliyor. Burada bunları yazmaktan utanç duyuyorum.
Ama insanların, ağzından çıkanı,  evirip çevirip farklı bir şeymiş gibi yutturmaya kalkmalarından bıktım usandım. Sırf o yüzden üzerine basa basa bu konuyu yazıyorum.
Ya, bir lafı ağzınızdan çıkardıktan sonra arkasında duracaksınız, “evet ben bu lafı söyledim çok özür dilerim beni affedin” diyeceksiniz yahut o lafı etmeyeceksiniz.
Boşnaklar beyaz Tv’nin önünde tepkilerini göstermişler. Çok da haklılar; yıllar önce Star TV de iken Güner Ümit’in ağzından çıkan bir laf için Alevi vatandaşlarımız kanalı basmıştı,  saatlerce dışarı çıkamamıştık.

ROK kıvırmaya çalışırken Aliya İzzetbegoviç’in adını kullanmış. Boşnakların bir takım kahramanlıklarından filan bahsetmiş iyi de böyle düşüncelerin varsa Boşnaklar için daha güzel laflar etseydin ya o zaman. Bu son debelenmeler hiç samimi değil. Ayrıca o söylediği lafı, değil boşnaklara, Kürt, Laz, Çerkez, hiç kimseye söyleme hakkı yok. Bu kadar terbiyesiz bir cümle ile nasıl bir genelleme nasıl yapılabilir ki, hem de milyonların önünde?
Bu işin gaflet ânı filan yoktur!
Yıllarca canlı yayın sundum, ne kadar zor ve tehlikeli olduğunu bilirim. Ancak böyle bir hata hiç yapmadım çünkü yapmamak için gerekenden daha fazla hassasiyet gösterdim.

Sırf bu yüzden böylesi cahil ve belden aşağı düşünen insanların toplum önüne çıkmasını milyonlara seslenmesini kalemini kullanarak yazı yazmasını kınıyorum ve protesto ediyorum. Ayrıca Rasim Ozan’ı savunayım derken, haklı tepki veren vatandaşa, fetocu suçlamasını yakıştıran Ertem Şener’in söylediklerine ise ne demeli?
Rasim Ozan’ı savunmak adına, onu protesto eden vatandaşlara fetocu demek, hatta daha ileri giderek onları tehdit etmek niye ki?
Attığı tweeti de silmiş ama internet bu, kaybolmuyor, haber sitelerinin çoğunda o twit duruyor. Ayrıca videosu İnternette her yerde var. Canlı yayında, tv’nin önünde biriken kalabalığı tehdit etmesi pek akla yatkın bir davranış değil.

Sayın cumhurbaşkanının bu konuya sessiz kalmayacağını düşünüyorum çünkü bu gerçekten haddini aşan ve halkın hassasiyetlerini zorlayan bir durum. Rasim’e kızanları, “Fetöcü” diye nitelemek, halkı haksız yere suçlamak, ötekileştirmek değil de nedir? Buna aslında bizler değil daha yukardaki insanların tepki vermesi gerekir. Bakalım göreceğiz, her daim yandaş olmak, hakaret hakkını verir mi, vermez mi…

Paylaş
Önceki İçerik70 sentten 210 milyar dolara geldik
Sonraki İçerikTezgah üstüne tezgah oyun üstüne oyun!
Rana Elik

Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi-Müzik Eğitimi bölümünü bitirdi. İki yıl TRT de spikerlik yaptıktan sonra Türkiye’nin ilk özel televizyonu Star 1 tv ye transfer oldu. 1998 yılında Kanal 6’ya geçti,6 ay sonra Amerika’ya gitti ve bir yıl süresince mesleki eğitimler ve kurslara katıldı. Daha sonra tv8, ETV, Kral TV, Kanal T, Kanal 34 televizyonlarında ana haber bültenlerini sundu, haber programlarını hazırladı ve yöneticilik yaptı.