Yağmur, dolu, fırtına İstanbul’a kâbus yaşattı. Evler, işyerleri, araçlar hasar gördü. Alt geçitlerde mahsur kalan insanlar yüzerek hayatlarını kurtardı.

Ağaçlar devrildi, duvarlar çöktü, yangınlar çıktı. Milyonlarca kişi perişan oldu.
“Ne yapalım, doğa olayı. Büyük bir afet yaşandı” denilerek bu işin içinden çıkılamaz.
++
Yaşananların sorumlusu mega kenti mega köy haline getiren İstanbul Anakent ve ilçe belediyeleridir.
Üç dört katlı apartmanların yıkılıp yerlerine gökdelenler dikilmesi için izin verilmeseydi, “afet” böylesine etkili olur muydu?
Nehir yataklarına, yeşil alanlara, park yerlerine AVM’ler yapılmasına göz yumulmasaydı, yağmur, fırtına ve dolu karşısında bu çaresizlik yaşanır mıydı?
Ormanlık bölgelere villalar, lüks siteler kurulmasına seyirci olunmasaydı cadde ve sokaklarda botlarla, kayıklarla dolaşmak zorunda kalınır mıydı?
++
İstanbul, artık 15 milyonluk nüfusu çekmiyor. 9 günde yaşanan iki “afet” doğanın imdat çığlığıdır.
Bu gerçeği iyice anladıktan sonra şunları vakit geçirmeden yapmamız gerekiyor.
Kente yeni göçler önlenmelidir bir…
Tersine göç yaşanması, yani İstanbul’dan Anadolu kentlerine gidişler teşvik edilmelidir iki…
İstanbul’a yeni sanayi tesisleri kurulmasına izin verilmemeli, mevcut tesislerin başka kentlere taşınması için sanayicilere kredi desteği sağlanmalı, vergi kolaylığı gösterilmelidir üç…
İstanbul’da yapılacak önemli imar değişiklikleri belediye meclislerinin kararıyla olmamalı, merkezi yönetimin talebiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde karara bağlanmalıdır dört…
Seçmen, İstanbul’da belediye başkanları ve belediye meclis üyelerini seçerken gözü kapalı hareket etmemeli, kılı kırk yarmalıdır beş…

PAYLAŞ
Önceki İçerike-ticarette güven damgası
Sonraki İçerikİlk kayda değer terör eylemi!
Nuri Kayış
Gazeteciliğe 1977 Son Havadis gazetesinde başladı, Hür Anadolu, Başkent, Ulus, Günaydın ve Sabah gazetelerinde çalıştı. RTUK Başkanlığı yapan yazarımızın 14 adet yayınlanmış kitabı bulunmaktadır.